İçeriğe atla
Fetih 23Cüz 26 · Sayfa 513

Fetih Sûresi 23. Âyet

الفتح

Sohbete sor

Sunneta(A)llâhi-lletî kad ḣalet min kabl(u)(s) velen tecide lisunneti(A)llâhi tebdîlâ(n)

Allah'ın öteden beri işleyip duran kanunu (budur). Allah'ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın.

Feth Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

48/23. “Allah Teâlâ'nın öteden beri süregelen âdeti -budur- ve Allah'ın âdeti için aslâ bir değişiklik bulamazsn.” Peygamberimize uymanın en büyük delili onun “sünnetleri” ne uymaktır. Allah-a uymanın en büyük delili de yine Allah’ın (c.c.) “sünnetleri” ne uymaktır. Bir bakıma Allah’ın (c.c.) sünnetleri (fıkhi) manâ da Peygamber efendimize bildirilen farzlardır. Farzları tatbik eden Allah’ın (c.c.) sünnetine de uymuş olur.

Geçmiş Peygamberlerin hepsine bu farzlar bulundukları mertebeleri itibariyle verilmiştir tatbik edenler Allah’ın (c.c.) sünnetine uymuş olanlardır.

İşte Peygamberler evvelâ Allah’ın farzlarına yâni yoluna yâni sünnetlerine uymayı tabilerine bildirmişlerdir, daha sonra da kendilerinden bazı sistemlerine uymalarını istemişlerdir. Farzlar Allah’ın sünnetleri, sünnetler de Peygamberlerin sünnetleridir. Peygamberlere uyanlar aynı zamanda hem Allah’ın (c.c.) sünnetine hem de Peygamberlerinin sünnetlerine uymuş olanlardır.

Yukarıda da bahsedildiği gibi, (4/48) “Her kim

Peygambere itaat ederse muhakkak Allah-u Teâlâya itaat etmiş olur.” Diye ifade edilmişti.

Peygamberlere itaat aynı zamanda bu Âyet-i Kerîme’nin hükmüyle Allah’ın (c.c.) sünnetine de uymak demektir ki; bütün peygamberler hakkında geçerlidir bu yönden Allah’ın (c.c.) yolunda-sünnetinde değişiklik olmaz.

Ayrıca! Allah-ü Teâlâ’nın yolu yâni sünnet-i bütün bu âlem üzerinde geçerli olan yasalarıdır. Diğer yönden bütün esmâ-i İlâhiyyenin her birinin görevini yapabilmesi için onlara tanıdığı imkânlardır ki; bu imkânlar da mahâl, güç ve ilimdir. Kendilerine bu imkânlar verilmezse hiç bir esmâ-i İlâhiyye faaliyyet gösteremez.

Âlemde bir esmâ-i İlâhiyye faaliyyet dışı kalırsa diğerleride faaliyyetlerini sürdüremez. Bu yüzden bütün esmâ-i ilâhiyyenin ihtiyaçalarının verilmesi adalet üzere olmaktır. Böylece bütün zıt isimler haklarını almış olurlar ve böylece isimlerinin gereği olan faaliyyetlerini sürdürürler. Bu da Allah’ın âlemleri üzerine olan hükümranlığı, yolu ve sünnetidir. İşte bu yüzden âlemlerin ve varlıkların hayatlarının devam etmesi için Allah’ın sünnetinde yâni yolunda yâni hükmünde değişiklik olmaz.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)