İçeriğe atla
Mâide 19Cüz 6 · Sayfa 111

Mâide Sûresi 19. Âyet

المائدة

Sohbete sor

Yâ ehle-lkitâbi kad câekum rasûlunâ yubeyyinu lekum ‘alâ fetratin mine-rrusuli en tekûlû mâ câenâ min beşîrin velâ neżîr(in)(s) fekad câekum beşîrun veneżîr(un)(k) va(A)llâhu ‘alâ kulli şey-in kadîr(un)

Ey kitap ehli! Peygamberlerin arası kesildiği bir sırada, "Bize ne müjdeleyici bir peygamber geldi, ne de bir uyarıcı" demeyesiniz diye, işte size (hakikatı) açıklayan elçimiz (Muhammed) geldi. (Evet,) size bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

Mâide Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(19) (Ya ehlel Kitâbi kad câeküm Rasûlüna yübeyyinü leküm alâ fetretin miner Rusuli en tekulu mâ câenâ min beşîrin ve lâ nezîr* fekad câeküm beşîrun venezîr* vAllahu alâ külli şey'in Kadîr;)

“Ey kitâp ehli! Peygamberlerin arasının kesildiği bir sırada size Resûlümüz geldi, gerçekleri açıklıyor ki, (yarın kıyamet gününde): "Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi" demeyiniz. İşte müjdeleyici ve uyarıcı geldi. Allah, her şeye kadirdir.” Hz. Îsâ ile Efendimiz (s.a.v.) arasında geçen 571 yıllık sürede peygamber gelmediği için bu döneme “fetret dönemi” deniliyor. Cenâb-ı Hakk’ın ehli kitâp olarak hitâbı bu hitâba muhatap olanlar için taltiftir, dünyada kitâba tabiî olmayarak bu hitâba dâhi muhatap olamayan bir çok insânlar olmuştur.

Müjdeleyici, İsâ (a.s.) bir hâdî’nin geleceğini müjdeliyor, tabî Hıristıyanlar bunu kendilerine göre yorumluyorlar orası ayrı. Cenâb-ı Hakk bizi kendi varlığının zuhûru ile müjdeliyor yâni Kûr’ân-ı Kerîm son kitâp olduğundan ve Cenâb-ı Hakk’ta bu son kitâbında bütün zuhûr mertebelerini ve ilâhî ilmi ortaya getirdiğinden neticede bizler için ortaya konacak bir şey kalmadığından size herşeyi bildirdim diyerek Efendimiz (s.a.v.) vasıtasıyla müjdeliyor. Kendi varlığının Muhammedîlerden külli olarak zuhûrunu müjdeliyor ve âlemdeki herşeyin kendi varlığının birer zuhûrları olduğunu açık olarak söyleyerek müjdeliyor, bunların dışında cennetleri müjdeliyor, Efendimizi (s.a.v.) bize müjdeliyor (v.b.) fakat bunun karşısında bu müjdelere ulaşmak için gereğinin yapılmaması durumunda da neler olacağı konusunda uyarılarda bulunarak korkutuyor. Efendimizin (s.a.v.) bu iki vasfının yâni müjdeci ve uyarıcı olmasının yanında bir de şâhitliği vardır.