Yâ kavmi-dḣulû-l-arda-lmukaddesete-lletî keteba(A)llâhu lekum velâ terteddû ‘alâ edbârikum fetenkalibû ḣâsirîn(e)
"Ey kavmim! Allah'ın size yazdığı kutsal toprağa girin. Sakın ardınıza dönmeyin. Yoksa ziyana uğrayanlar olursunuz."
"Ey kavmim, Allah'ın size yazdığı kutsal toprağa girin, geriye dönmeyin, yoksa kayba uğrarsınız."
Maide Suresi 21. ayet, İsrailoğullarına hitaben kutsal topraklara girme emrini ve bu emre karşı gelmenin sonuçlarını ele almaktadır. Ayet, 'kutsal toprak', 'girmek', 'geri dönmek' ve 'kaybetmek' gibi temel kavramlar üzerinden ilahi emre itaatin ve isyanın akıbetini dilbilimsel bir derinlikle ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'arz' kelimesinin genel olarak yeryüzünü ifade ettiğini belirtmekle birlikte, Kur'an'da belirli bir bölgeye işaret ettiğinde o bölgenin özellikleriyle birlikte anıldığını vurgular. Bu ayetteki 'arz', 'mukaddese' sıfatıyla birlikte, İsrailoğullarına vaat edilen özel toprağı ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'arz'ın hem genel anlamda yeryüzü hem de özel anlamda bir ülke veya bölge için kullanılabileceğini açıklar. Ayetteki kullanımı, 'el-mukaddese' sıfatıyla tahsis edilmiş, belirli bir coğrafi alanı işaret eder ki bu da İsrailoğulları için mukadder kılınan topraklardır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'mukaddese' kelimesinin 'mutahhara' (temizlenmiş) ve 'mübareke' (bereketli kılınmış) anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'el-Ardu'l-Mukaddese' ifadesi, Allah'ın İsrailoğulları için seçtiği ve onlara bereket vaat ettiği toprağı ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kuds' kökünün temizlik ve yücelik anlamlarını taşıdığını, 'takdîs'in ise bir şeyi temiz ve mübarek kılmak olduğunu açıklar. Bu bağlamda 'el-Ardu'l-Mukaddese', günahlardan arındırılmış, Allah tarafından kutsanmış ve bereketlendirilmiş toprağı ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'kuds' kavramının Kur'an'da genellikle ilahi temizlik ve kutsallıkla ilişkili olduğunu belirtir. 'Mukaddes toprak' ifadesi, sadece coğrafi bir yer olmaktan öte, ilahi bir atıfla kutsallık kazanmış, manevi bir öneme sahip bir mekanı temsil eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'duhûl' kelimesinin fiziksel olarak bir yere girmeyi ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'udhulû' emri, İsrailoğullarına kutsal topraklara tereddüt etmeden, cesaretle girmeleri yönünde doğrudan bir talimattır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'duhûl'ün bir mekana dahil olmayı ifade ettiğini ve bu ayetteki kullanımının, Allah'ın emriyle İsrailoğullarının vaat edilmiş topraklara yerleşme eylemini vurguladığını açıklar.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'irtidâd'ın bir durumdan veya inançtan geri dönmek anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'lâ terteddû alâ edbârikum' ifadesi, İsrailoğullarının kutsal topraklara girme emrinden vazgeçip korkakça geri dönmemeleri, yani itaatsizlik etmemeleri yönünde bir uyarıdır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'redd' kökünün bir şeyi geri çevirmek, geri döndürmek anlamlarına geldiğini ve 'irtidâd'ın ise bir işten veya dinden geri dönmek olduğunu açıklar. Ayetteki kullanım, İsrailoğullarının Allah'ın emrinden yüz çevirip geriye dönme eylemini yasaklar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'husran'ın sermayeyi kaybetmek anlamına geldiğini ve hem dünyevi hem de uhrevi kayıpları kapsadığını belirtir. Ayetteki 'hâsirîn' ifadesi, Allah'ın emrine karşı gelmenin sonucunda İsrailoğullarının hem vaat edilen topraklardan mahrum kalacaklarını hem de ilahi rızayı kaybedeceklerini vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'husran' kavramının Kur'an'da genellikle iman, amel veya ilahi lütuf gibi değerli şeyleri kaybetme anlamında kullanıldığını ifade eder. Bu ayette 'hâsirîn' olmak, itaatsizlikleri nedeniyle Allah'ın vaadini ve bereketini yitirenlerin durumunu açıklar.
Mâide Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(21) (Ya kavmidhulül Ardal mukaddesetelletî ketebAllahu leküm ve lâ terteddu alâ edbariküm fetenkalibu hasirîn;)
"Ey kavmim, Allah'ın size yazdığı kutsal toprağa girin, geriye dönmeyin, yoksa kayba uğrarsınız."
Bazı tefsirlerde burasının Kudûs ve çevresi olduğu söylenmektedir.