Velyahkum ehlu-l-incîli bimâ enzela(A)llâhu fîh(i)(c) vemen lem yahkum bimâ enzela(A)llâhu feulâ-ike humu-lfâsikûn(e)
İncil ehli Allah'ın onda indirdiği ile hükmetsin. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, fasıkların ta kendileridir.
İncil ehli de Allah'ın ona indirdikleriyle hükmetsinler. Kim, Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar fâsıkların ta kendileridir.
Bu ayet, İncil ehlinin kendi kitaplarındaki ilahi hükümlere uyması gerektiğini vurgulamakta ve bu hükümlere uymayanları 'fasık' olarak nitelemektedir. Ayet, ilahi vahiyle hükmetmenin önemini ve bundan sapmanın ahlaki ve dini sonuçlarını dilbilimsel olarak ele almaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Hakem (حكم) kelimesi, bir şeyi engellemek, mani olmak anlamından gelir. Hüküm vermek ise, bir şeyi sağlamlaştırmak ve doğruya ulaştırmak için yapılan yargıdır. Ayetteki 'li-yahkum' (ليحكم) ifadesi, İncil ehlinin kendi kitaplarındaki ilahi kanunlarla yargılaması ve bu kanunlara göre hareket etmesi gerektiğini ifade eder, zira bu, onları yanlıştan alıkoyacak ve doğruya yönlendirecektir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Hüküm (حكم), bir şeyi diğerinden ayırmak ve kesin bir karara varmaktır. Şer'î hüküm ise, Allah'ın kullarının fiillerine ilişkin hitabıdır. Ayetteki emir, İncil ehlinin kendi şeriatlarına göre hükmetmesini, yani Allah'ın onlara indirdiği emir ve yasaklara uymasını gerektirir. Bu, onların kendi dinlerinin temel prensiplerine bağlı kalmaları anlamına gelir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'hükm' (حكم) kavramı, genellikle ilahi otoriteye dayalı yargı ve yönetim anlamında kullanılır. Bu ayette, İncil ehlinin kendi kutsal metinlerindeki ilahi hükümlere göre hareket etmesi istenerek, ilahi vahyin mutlak otoritesi vurgulanır. Bu, sadece bir yargı verme eylemi değil, aynı zamanda hayatın tüm alanlarında ilahi iradeye boyun eğme anlamını taşır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ehl (أهل), bir şeye sahip olan veya onunla ilişkili olan kimselerdir. İncil (الإنجيل) ise, Allah'ın İsa'ya indirdiği kitaptır. 'Ehlü'l-İncil' (أهل الإنجيل) ifadesi, İncil'in hükümlerini kabul eden ve ona göre yaşayan Hristiyanları ifade eder. Ayetteki kullanım, bu topluluğun kendi kutsal kitaplarının hükümlerine uyması gerektiğini belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İncil (الإنجيل) kelimesi, 'necl' (نسل) kökünden türemiş olup, 'ortaya çıkmak, zuhur etmek' anlamlarına gelir. Yeni ve güzel bir şeyin ortaya çıkması anlamında da kullanılır. Allah'ın İsa'ya indirdiği bu kitap, insanlığa yeni bir yol ve rehberlik sunduğu için bu isimle anılmıştır. 'Ehlü'l-İncil' ise, bu ilahi rehberliğe muhatap olan ve onu kabul edenlerdir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Kur'an'da 'ehl' (أهل) kelimesi, genellikle bir şeyin mensuplarını, sahiplerini veya o şeyle ilişkili olanları ifade eder. 'Ehlü'l-Kitab' (أهل الكتاب) genel bir ifade iken, 'Ehlü'l-İncil' (أهل الإنجيل) daha spesifik olarak Hristiyanları belirtir. Ayette, bu özel grubun kendi kutsal metinlerindeki ilahi emirlere uyması gerektiği vurgulanarak, her ümmetin kendi şeriatına göre sorumlu olduğu ilkesi pekiştirilir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İnzal (إنزال), bir şeyi yukarıdan aşağıya indirmek demektir. Kur'an'da Allah'ın kitapları indirmesi, vahiy yoluyla peygamberlerine ulaştırması anlamında kullanılır. Bu ayette 'enzelellahü fîhi' (أنزل الله فيه) ifadesi, Allah'ın İncil'e koyduğu, vahyettiği hükümler ve kanunlar demektir. Bu, ilahi kaynağın ve otoritenin altını çizer.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Nüzul (نزول), bir şeyin yüksek bir yerden alçak bir yere inmesidir. Allah'ın kitapları indirmesi ise, ilahi kelamın beşeriyete ulaştırılmasıdır. Ayetteki 'enzela' (أنزل) fiili, İncil'in içeriğinin doğrudan Allah tarafından vahyedildiğini, dolayısıyla içindeki hükümlerin ilahi ve bağlayıcı olduğunu gösterir. Bu, hükümlerin kaynağının kutsallığını vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'inzal' (إنزال) kavramı, Allah'ın ilahi iradesini ve mesajını insanlara ulaştırma eylemini ifade eder. Bu, sadece bir bilgi aktarımı değil, aynı zamanda bir emir ve yasak koyma, bir yaşam biçimi belirleme eylemidir. Ayetteki 'bima enzelellah' (بما أنزل الله) ifadesi, İncil'in sadece bir hikaye kitabı olmadığını, aksine Allah'ın koyduğu bağlayıcı kanunları içerdiğini belirtir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Fısk (فسق), hurmanın kabuğundan çıkması gibi, bir şeyin sınırından dışarı çıkması demektir. Şer'î anlamda ise, Allah'ın emrinden çıkmak, itaatsizlik etmek ve doğru yoldan sapmaktır. Ayette 'fâsikûn' (فاسقون) olarak nitelenenler, Allah'ın indirdiği hükümlerle hükmetmeyerek ilahi sınırlardan dışarı çıkan, günah işleyen ve isyan eden kimselerdir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fısk (فسق), Allah'a itaatten çıkmak ve günah işlemektir. Bu, bazen küçük günahlar için kullanılırken, bazen de büyük günahlar ve küfür için kullanılır. Ayetteki 'fâsikûn' (فاسقون) ifadesi, Allah'ın indirdiği hükümlerle hükmetmeyenlerin, ilahi emre karşı gelerek büyük bir sapma içinde olduklarını ve bu itaatsizliklerinin onları doğru yoldan tamamen uzaklaştırdığını gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'fısk' (فسق) kavramı, genellikle Allah'a karşı gelme, O'nun emirlerine uymama ve doğru yoldan sapma anlamında kullanılır. Bu, sadece bir hata değil, bilinçli bir itaatsizlik ve ahlaki bir yozlaşmadır. Ayette, Allah'ın indirdiği hükümlerle hükmetmeyenlerin 'fasık' olarak nitelendirilmesi, bu eylemin dini ve ahlaki açıdan ne kadar ciddi bir sapma olduğunu vurgular.
Mâide Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(47) (Vel yahküm ehlül İncîli Bi mâ enzelAllahu fîh* ve men lem yahküm Bi ma enzelAllahu feülâike hümülfasikun;)
“İncil ehli de Allah'ın ona indirdikleriyle hükmetsinler. Kim, Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar fâsıkların ta kendileridir.”