Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû lâ tetteḣiżû-lyehûde ve-nnasârâ evliyâe ba'duhum evliyâu ba'd(in)(c) vemen yetevellehum minkum fe-innehu minhum inna(A)llâhe lâ yehdî-lkavme-zzâlimîn(e)
Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez.
Mâide Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(51) (Ya eyyühelleziyne amenu la tettehızül yehude ven nesara evliya'* ba'duhüm evliyaü ba'd* ve men yetevellehüm minküm feinnehu minhüm* innAllahe lâ yehdil kavmez zalimîn;)
“Ey imân edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o onlardan olur. Şüphesiz Allah, zâlim kavmi doğru yola iletmez.” Yahûdileri esmâ ve Hıristiyanları sıfât mertebesi düşünerek bu Âyete bakarsak, o mertebelerle dost olup orada sabit kalırsan daha ileriye geçemezsin. Oysa sen zât mertebesinin zuhûru ve kemâlisin, ona göre hareket etmen lâzımdır. Fakat bir müddet bu doslukları yapmadan ve o basamaklardan geçmeden de Muhammedîyyet mertebesine gelinemiyor. Allah kendi nefsinin zulmetinde kalanlara yâni Mudill isminin zuhûrunda kalmış olanlara Hâdi isminin yolunu açmaz.