Vehasibû ellâ tekûne fitnetun fe'amû vesammû śümme tâba(A)llâhu ‘aleyhim śümme ‘amû vesammû keśîrun minhum(c) va(A)llâhu basîrun bimâ ya'melûn(e)
(Bu yaptıklarında) bir bela olmayacağını sandılar da kör ve sağır kesildiler. Sonra (tövbe ettiler), Allah da onların tövbesini kabul etti. Sonra yine onlardan çoğu kör ve sağır kesildiler. Allah, onların yaptıklarını hakkıyla görendir.
Mâide Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(71) (Ve hasibu ella tekûne fitnetün feamu ve sammu sümme tabellahu aleyhim sümme amu ve sammu kesîrun minhüm* vAllahu Basîrun Bimâ ya'melun;)
“Onlar, bir fitne kopmayacak sandılar, kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah onların tevbesini kabul etti. Sonra yine onların çoğu kör, sağır kesildiler. Allah, onların yaptıklarını görüyor.” Kör kesildiler yâni kendi varlıklarındaki Hakk’ın hakîkatini göremediler, ilâhî varlığı idrâk edemediler. Onlar ehli kitâptan olduklarından yeni gelen kitâptaki tecelliler onların tecellilerinden farklı olduğundan o tecellilere karşı kör ve sağır oldular. Sonra gelen peygamberlerin dâvetine karşı kör ve sağır kesildiler. Ve bununda bir fitne meydana getirmeyeceğini zannederek kendilerini aldattılar fakat burada yaptıkları yanlışı daha sonra anladılar ve tövbe ettiler. Allah Teâla onların bu tövbesini kâbul etti. Daha sonra yine çoğu hakîkatlere karşı aynı şekilde kör ve sağır oldular.