İçeriğe atla
Mâide 72Cüz 6 · Sayfa 120

Mâide Sûresi 72. Âyet

المائدة

Sohbete sor

Lekad kefera-lleżîne kâlû inna(A)llâhe huve-lmesîhu-bnu meryem(e)(s) vekâle-lmesîhu yâ benî isrâ-île-'budû(A)llâhe rabbî verabbekum(s) innehu men yuşrik bi(A)llâhi fekad harrama(A)llâhu ‘aleyhi-lcennete veme/vâhu-nnâr(u)(s) vemâ lizzâlimîne min ensâr(in)

Andolsun, "Allah, Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler kesinlikle kafir oldu. Oysa Mesih şöyle demişti: "Ey İsrailoğulları! Yalnız, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin. Kim Allah'a ortak koşarsa, artık, Allah ona cenneti muhakkak haram kılmıştır. Onun barınağı da ateştir. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur."

Mâide Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(72) (Lekad keferellezîne kâlû innAllahe HUvel Mesîhubnü Meryem* ve kalel Mesîhu ya beni isrâîle'büdullahe Rabbî ve Rabbeküm* innehu men yüşrik billâhi fekad harramallahu aleyhil cennete ve me'vahün nar* ve ma lizzalimîne min ensâr;)

“Andolsun, "Allah, Meryem'in oğlu Mesih'tir" diyenler elbette kâfir olmuşlardır. Oysa Mesih onlara: "Ey İsrâîloğulları, hem benim, hem de sizin Rabbiniz olan Allah'a ibâdet edin. Kim Allah'a ortak koşarsa, şüphesiz Allah ona cenneti haram kılmıştır ve onun varacağı yer cehennemdir. Zalimlerin yardımcıları da yoktur" demişti.” İsâ (a.s.) da çeşitli olağanüstü hârikalar gördükleri zaman onun ilâh olduğuna kanâat getirdiler ve işte “Allah” budur dediler.

Meryem oğlu Mesih’te Allah’ın zuhûru diğer varlıklardan daha kemâlliydi. İsâ (a.s.) dan evvel Cenâb-ı Hakk’ın zâtıyla birlikte bir varlıkta zuhûra geldiğini getiren bir ilim yoktu. İşte İsâ (a.s.) ın getirdiklerinin güzelliği buradaydı fakat onlar bura da bir başka yanılgıya düştüler ve bunu sadece İsâ (a.s.) a hasretmeleri onların küfürlerine sebep oldu. İslâmiyet ise “Ne yöne dönersen Allah’ın vechi oradadır” (2/115) Âyeti ile bu gerçeği âleme yaydı.

Oysa İsâ (a.s.) onlara “hem benim ve hem sizin Rabbınız olan Allah’a ibâdet edin” demişti. Ve burada rubûbiyyet mertebesi itîbârıyla Rabbların farklılığını vurgulamıştı. Buradaki cennetten murât zâtın sâfîyetidir, yâni nefsâniyetin ortadan kalkarak kendi hakîki varlıklarıyla orada zât cennetinde yaşamalarıdır ve onlara Cenâb-ı Hakk bu yolun yâni vahdet yolunun kapatıldığını belirtiyor. Ve fiil olmadan edindikleri yanlış ilim dâhi görüldüğü gibi insânı cehenneme götürüyor. Yanlış inanç

İnsânın âmelini dâhi alıp götürüyor.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)