Uhille lekum saydu-lbahri veta'âmuhu metâ'en lekum velisseyyâra(ti)(s) vehurrime ‘aleykum saydu-lberri mâ dumtum hurumâ(en)(k) vettekû(A)llâhe-lleżî ileyhi tuhşerûn(e)
Sizin için de yolcular için de bir geçimlik olmak üzere deniz avı yapmak ve deniz ürünlerini yemek sizlere helal kılındı. Kara avı ise ihramlı olduğunuz sürece size haram kılındı. Huzurunda toplanacağınız Allah'a karşı gelmekten sakının.
Mâide Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(96) (Uhılle leküm saydül bahri ve taamühu metaan leküm ve lisseyyareti, ve hurrime aleyküm saydül berri ma dümtüm huruma* vettekullahellezî ileyHİ tuhşerun;)
“Size ve yolculara yiyecek olmak üzere, deniz avı ve onu yemek helâl kılındı. Kara avı ise, ihramlı olduğunuz müddetçe size haram edilmiştir. Huzurunda toplanacağınız Allah'tan korkun.” Deniz, ilâhî deryadır ve orada hakîkatleri avlamak helâldir. Kara ise beşeriyet olduğundan yasak edildi. Yâni ihramlı iken gönül âleminden ilimler yakalamanız, ki gâye odur, size helâldir ve ulûhiyyet mertebesi hakîkatlerini daha da geliştirmen için Cenâb-ı Hakk bu ihrâmı özel olarak giydirmiştir. Namazda nasıl ki ef’âl, esmâ, sıfât ve zâtıyla kişi Hakk’ın huzurunda oluyor, işte ihrâmda da Hakk’la beraber oluyor.
Bu emirleri dikkâtle uygulayın ve beşeriyetinize düşerek Hakk’tan ayrı kalmaktan sakının. Ve O sizi
toplamadan önce siz Allah-camî esmâsının içinde toplu olarak durun, kendinizi dağıtmayın.