İçeriğe atla
Mâide 95Cüz 7 · Sayfa 123

Mâide Sûresi 95. Âyet

المائدة

Sohbete sor

Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû lâ tektulû-ssayde veentum hurum(un)(c) vemen katelehu minkum mute'ammiden fecezâun miślu mâ katele mine-nne'ami yahkumu bihi żevâ ‘adlin minkum hedyen bâliġa-lka'beti ev keffâratun ta'âmu mesâkîne ev ‘adlu żâlike siyâmen liyeżûka vebâle emrih(i)(k) ‘afa(A)llâhu ‘ammâ selef(e)(c) vemen ‘âde feyentekimu(A)llâhu minh(u)(c) va(A)llâhu ‘azîzun żû-ntikâm(in)

Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza), Ka'be'ye ulaştırılmak üzere, öldürdüğünün dengi olup, içinizden iki adil kimsenin takdir edeceği bir kurbanlık hayvan; veya yoksulları yedirmek suretiyle keffaret; yahut onun dengi oruç tutmaktır. (Bu) yaptığı işin kötü sonucunu tatması içindir. Allah, geçmiştekileri affetmiştir. Fakat kim bir daha böyle yaparsa, Allah ondan intikam alır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir.

Mâide Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(95) (Ya eyyühellezîne âmenu lâ taktülüs sayde ve entüm hurum* ve men katelehu minküm müteammiden fecezaün mislü mâ katele minen neami yahkümü Bihi zeva adlin minküm hedyen baliğal kâ'beti ev keffaretün taamü mesakîne ev adlü zâlike sıyamen liyezuka vebale emrih* afAllahu amma selef* ve men ade feyentekımullahu minh* vAllahu Azîzun züntikam;) Ey imân edenler, ihramlı iken av hayvânı öldürmeyin. İçinizden kim kasten onu öldürürse, yaptığı işin vebalini tatması için, öldürdüğü hayvânın dengi ona cezadır ki, Kâbe'ye ulaşacak bir kûrb’ân olmak üzere buna yine

içinizden iki adaletli kişi hükmeder; yahut (ceza olmak üzere) bir keffarettir ki, ya o nisbette fakirleri doyurmak, yahut onun dengi oruç tutmaktır. Allah geçmişi affetmiştir. Fakat kim de bu suçu tekrarlarsa, Allah ondan intikamını alır. Allah daimâ gâliptir, intikam sahibidir.

İhramda kişi zât mertebesinde olduğundan ve zât mertebesinde fiiliyat olmadığından bunları avlamayın deniliyor. Yâni zât mertebesinde artık emmâre, levvâme, mülhîme ve diğer nefsleri korumak gerekiyor. Ulûhiyyet mertebesi varlıkları kendi gerçek hâlleri üzere korumayı gerektirir.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)