Yevme hum ‘alâ-nnâri yuftenûn(e)
(13-14) Ateş üzerinde azaba uğratılacakları gün (görevli melekler onlara şöyle der): "Azabınızı tadın! İşte acele isteyip durduğunuz şey budur."
O gün, onların ateş üzerinde azap görecekleri gündür.
Bu ayet, kıyamet gününde inkarcıların ateşte çekecekleri azabı tasvir etmektedir. 'Yevm' kelimesi zamanı, 'nâr' azap mekanını, 'yüftenûn' ise bu azabın niteliğini vurgulamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'yevm' kelimesinin güneşin doğuşundan batışına kadar olan süreyi ifade ettiğini belirtir. Ancak Kur'an'da bazen mutlak zaman dilimini, bazen de belirli bir olayın vuku bulduğu zamanı ifade etmek için kullanılır. Bu ayette ise 'kıyamet günü' gibi belirli ve önemli bir zaman dilimini işaret etmektedir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'yevm'in hem bilinen gündüz süresini hem de mutlak zamanı kapsayan geniş bir kavram olduğunu ifade eder. Ayetteki kullanımı, 'o gün' ifadesiyle ahiret gününe, hesap ve ceza gününe işaret ederek, bu zamanın önemini ve kesinliğini vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'nâr' kelimesinin bilinen ateş anlamında kullanıldığını ve Kur'an'da genellikle cehennem ateşi için bir isim olarak geçtiğini belirtir. Bu ayette de inkarcıların maruz kalacağı azap mekanını, yani cehennemi ifade etmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'nâr'ın ışık ve ısı veren madde olduğunu, ancak Kur'an'da daha çok ahiretteki azap aracı olan cehennem ateşi için kullanıldığını açıklar. Ayetteki 'aleyhi' (üzerine) edatıyla birlikte kullanılması, ateşe atılma ve onunla kuşatılma anlamını pekiştirir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'nâr'ın Kur'an'daki temel kavramlardan biri olduğunu ve genellikle 'cehennem' ile eşanlamlı olarak kullanıldığını belirtir. İnsanların günahları karşılığında karşılaşacakları ilahi cezayı ve azabı sembolize eder. Bu ayette de inkarcıların ahiretteki nihai akıbetini, yani ateşteki azabı ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'yüftenûn' kelimesinin 'ateşte yakılmak' ve 'azap görmek' anlamında kullanıldığını belirtir. Araplar, altını ateşte eriterek saflığını test ettikleri gibi, bu ayette de insanların ateşte azap edilerek sınanmasını ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'fitne' kelimesinin asıl anlamının altını ateşte eriterek saflığını ortaya çıkarmak olduğunu, buradan hareketle 'sınamak, imtihan etmek, azap etmek' anlamlarına geldiğini açıklar. Bu ayette ise 'ateşte azap edilmek' ve 'işkenceye maruz kalmak' anlamında kullanılmıştır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'fitne'nin çeşitli anlamları arasında 'azap' ve 'yakma'nın da bulunduğunu ifade eder. Ayetteki 'yüftenûn' ifadesi, inkarcıların ateşte yakılarak, azap edilerek cezalandırılacaklarını ve bu azabın bir tür sınama veya ceza olduğunu vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'fitne' kelimesinin Kur'an'daki geniş anlam yelpazesine dikkat çeker. Bu ayetteki 'yüftenûn' fiili, 'ateşte yakılmak, azap görmek' anlamında kullanılarak, inkarcıların ahiretteki acı verici durumunu ve ilahi cezayı tasvir eder.
Zâriyât Sûresi
Ahirlerinde ise ateş ile azap içinde oldukları gün yüzüne çıkıp kendilerine aşikar olacaktır. (Murat Derûni)