Yes-elûne eyyâne yevmu-ddîn(i)
"Ceza günü ne zaman?" diye sorarlar.
Onlar: "Hesap ve ceza günü ne zaman?" diye soruyorlar.
Zâriyât Suresi'nin 12. ayeti, kıyamet gününün ne zaman gerçekleşeceğine dair bir sorgulamayı ifade eder. Ayet, 'sormak', 'ne zaman' ve 'din günü' gibi temel kavramlar üzerinden ahiret inancının ve hesap gününün önemini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'سأل' kelimesinin bir şeyin bilgisini talep etmek, öğrenmek amacıyla soru sormak anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'يَسْـَٔلُونَ' ifadesi, müşriklerin veya inkârcıların alaycı bir tavırla kıyamet gününün ne zaman geleceğini sorgulamalarını ifade eder. Bu, bilgi edinme amacından ziyade, inkâr ve şüpheyi dile getirme biçimidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'سأل' fiilinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını, bu ayette ise 'sorgulama' ve 'talep etme' anlamında olduğunu belirtir. Burada sorulan şey, 'yevmü'd-dîn'in zamanıdır ve bu soru, genellikle inkârcıların peygamberlere yönelttiği meydan okuyucu sorulardan biridir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'sormak' fiilinin Kur'an'da genellikle bir bilgi arayışı veya bir meydan okuma olarak kullanıldığını ifade eder. Bu ayetteki 'يَسْـَٔلُونَ' ifadesi, kıyametin zamanı hakkındaki sorunun, aslında Allah'ın kudretini ve vaadini sorgulama amacı taşıdığını gösterir. Bu, bir tür 'sınama' sorusudur.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'أَيَّانَ' kelimesinin 'ne zaman' anlamına gelen bir zaman zarfı olduğunu ve genellikle gelecekteki bir olayın vaktini sormak için kullanıldığını belirtir. Bu ayette, kıyamet gününün vaktinin belirsizliğini vurgulamak ve bu belirsizlik üzerinden inkârcıların alaycı sorularını aktarmak için kullanılmıştır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'أَيَّانَ'nın 'متى' (ne zaman) ile eş anlamlı olduğunu ancak 'أَيَّانَ'nın daha çok büyük ve önemli olayların zamanını sormak için kullanıldığını ifade eder. Bu bağlamda, 'yevmü'd-dîn' gibi büyük bir olayın zamanını sormak için tercih edilmesi, kelimenin taşıdığı vurguyu artırır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'أَيَّانَ'nın Kur'an'da genellikle kıyamet ve benzeri büyük olayların zamanını sorgulamak için kullanıldığını belirtir. Bu kelime, sorunun sadece bir zaman dilimini öğrenme amacı taşımadığını, aynı zamanda olayın büyüklüğüne ve belirsizliğine dikkat çektiğini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'يوم' kelimesinin güneşin doğuşundan batışına kadar olan süreyi ifade ettiğini, ancak Kur'an'da mecazi olarak belirli bir dönemi veya olayı da ifade edebileceğini belirtir. 'Yevmü'd-dîn' terkibinde ise, belirli ve önemli bir hesaplaşma gününü ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'يوم' kelimesinin Kur'an'da hem bilinen gün anlamında hem de 'dönem' veya 'vakit' anlamında kullanıldığını ifade eder. 'Yevmü'd-dîn' ifadesinde, bu kelime, ahiretteki hesap ve ceza gününü belirtmek için kullanılmıştır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'دين' kelimesinin temel anlamlarından birinin 'karşılık vermek, ceza vermek' olduğunu belirtir. 'Yevmü'd-dîn' terkibinde ise, amellerin karşılığının verileceği, hesap ve ceza gününü ifade eder. Bu, sadece bir inanç sistemi değil, aynı zamanda bir yargılama ve karşılık görme günüdür.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'دين' kelimesinin 'ceza, karşılık, hüküm, itaat' gibi birçok anlamı barındırdığını ifade eder. 'Yevmü'd-dîn' ifadesinde, bu kelime, Allah'ın kullarına amellerinin karşılığını vereceği, iyiliğe iyilik, kötülüğe kötülükle mukabele edeceği günü vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'dîn' kavramının Kur'an'da 'karşılık, ceza, yargı' anlamlarının merkezi bir yer tuttuğunu belirtir. 'Yevmü'd-dîn', bu karşılık ve yargılamanın gerçekleşeceği gündür. Bu, sadece bir inanç sistemi değil, aynı zamanda bir hesaplaşma ve adalet günüdür.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'دين' kelimesinin 'hükmetmek, karşılık vermek, itaat etmek' gibi anlamları içerdiğini belirtir. 'Yevmü'd-dîn' terkibinde, bu kelime, Allah'ın mutlak hükümranlığını ve kulların amellerine göre karşılık göreceği günü ifade eder.
Zâriyât Sûresi
“Sail” sual ediciler bu karşılık gününün ne zaman olduğunu sorarlar. Aslında bu kendi enfüslerinde nefsi emmare cehennemi ile ceza-karşılığıdır. İdraksiz-şuursuz oldukları için farkında değildirler.