Ferâġa ilâ ehlihi fecâe bi'iclin semîn(in)
Hissettirmeden ailesinin yanına gidip, (pişirilmiş) semiz bir buzağı getirdi.
İbrahim, sonra ailesine giderek semiz bir buzağı (eti) getirdi.
Bu ayet, Hz. İbrahim'in misafirperverliğini ve cömertliğini vurgulayan bir sahneyi tasvir etmektedir. Kelimelerin seçimi, ikramın niteliğini ve İbrahim'in hızlı hareketini dilbilimsel olarak ortaya koymaktadır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'راغ' fiilinin 'gizlice ve çabucak gitmek' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, İbrahim'in misafirlerinin farkına varmadan, onlara ikram hazırlamak için aceleyle ailesinin yanına yöneldiğini gösterir, bu da misafirperverliğinin bir işaretidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'روغ' kökünün 'bir şeyden bir şeye gizlice ve dolaylı yoldan yönelmek' anlamını taşıdığını ifade eder. Ayetteki 'فراغ إلى أهله' ifadesi, İbrahim'in misafirlerine hissettirmeden, onlara en iyi ikramı sunma gayesiyle ailesine yöneldiğini vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki fiillerin sadece eylemi değil, aynı zamanda eylemin ardındaki niyeti ve ruh halini de yansıttığını belirtir. 'فراغ' fiili, İbrahim'in misafirlerine karşı gösterdiği inceliği ve cömertliği, onların rahatını bozmadan ikramda bulunma arzusunu semantik olarak güçlendirir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'ehl' kelimesinin bir kişinin eşini, çocuklarını ve ev halkını kapsayan geniş bir anlam taşıdığını belirtir. Ayetteki 'أهله' ifadesi, İbrahim'in ev halkına yönelerek misafirler için hazırlık yapmasını, bu hazırlığın aile içinde gerçekleştiğini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ehl' kelimesinin 'bir kişiyle akrabalık, meslek veya ikamet gibi bir bağla ilişkili olanlar' anlamına geldiğini açıklar. Burada 'أهله', İbrahim'in ev halkını, özellikle de eşini ve hizmetkarlarını ifade eder ki bu da misafir ağırlama geleneğinde önemli bir rol oynarlar.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'ehl' kelimesinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını, ancak 'ehl-i beyt' gibi ifadelerde aile ve ev halkı anlamının öne çıktığını belirtir. Bu ayetteki kullanımı, İbrahim'in ev halkının misafirperverlik eylemine dahil olduğunu ve bu cömertliğin ailevi bir çaba olduğunu gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'عجل' kelimesinin 'genç sığır, buzağı' anlamına geldiğini ve genellikle etinin lezzetli ve değerli olduğunu belirtir. Ayetteki 'بعجل' ifadesi, İbrahim'in misafirlerine sıradan bir ikram değil, değerli ve özenle seçilmiş bir yiyecek sunduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'عجل' kelimesinin 'henüz bir yaşına gelmemiş sığır yavrusu' olduğunu açıklar. Bu, etinin daha yumuşak ve lezzetli olduğu anlamına gelir. İbrahim'in buzağı ikram etmesi, misafirlerine en iyi ve en değerli yiyeceği sunma arzusunu yansıtır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'عجل' kelimesinin Arap kültüründe değerli bir ikram olarak kabul edildiğini ve misafir ağırlamada cömertliğin bir göstergesi olduğunu vurgular. Ayetteki buzağı ikramı, İbrahim'in misafirlerine karşı gösterdiği üst düzey saygı ve cömertliği sembolize eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'سَمِين' kelimesinin 'yağlı, besili, etli' anlamına geldiğini ve hayvanlar için kullanıldığında kalitesini ve değerini artırdığını belirtir. Ayette 'عجل سمين' ifadesi, İbrahim'in misafirlerine sunduğu buzağının sadece genç değil, aynı zamanda iyi beslenmiş ve bol etli olduğunu, yani en kaliteli ikramı sunduğunu gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'سَمِين' kelimesinin bir hayvanın sağlık ve besili olma durumunu ifade ettiğini ve bu durumun o hayvanın etinin lezzetini ve besin değerini artırdığını açıklar. İbrahim'in 'semiz bir buzağı' ikram etmesi, misafirlerine karşı gösterdiği cömertliğin ve ikramın kalitesinin bir göstergesidir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'da sıfatların, isimlerin niteliğini vurgulayarak anlatıma derinlik kattığını belirtir. 'Semin' sıfatı, buzağının sadece bir buzağı olmadığını, aynı zamanda en iyi kalitede, misafirlere layık görülen özel bir ikram olduğunu semantik olarak güçlendirir ve İbrahim'in cömertliğini pekiştirir.
Zâriyât Sûresi
İbrâhim (a.s.) ailesi yani esmâ’ül hüsna bilgilerinden “icl” buzağı yani henüz museviyet mertebesinin başlangıcı tarikat bilgilerinden getirdi. (Murat Derûni)