Fekarrabehu ileyhim kâle elâ te/kulûn(e)
Onu önlerine koydu. "Yemez misiniz?" dedi.
Onu önlerine sürerek: "Yemez misiniz?" dedi.
Zâriyât Suresi 27. ayet, Hz. İbrahim'in misafirperverliğini ve ikramını tasvir eder. Ayet, 'yaklaştırma', 'yeme' ve 'ikram' gibi temel fiiller üzerinden, misafire sunulan cömertliği ve bu eylemin ardındaki niyeti dilbilimsel olarak ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kurb (قرب) kelimesi, mekan, zaman veya mertebe açısından yakınlığı ifade eder. Ayetteki 'karrebe' (قَرَّبَ) fiili, bir şeyi bir başkasına yaklaştırmak, sunmak ve ikram etmek manasındadır. Hz. İbrahim'in buzağıyı misafirlerine sunarak onlara yakınlık göstermesi ve cömertliğini ortaya koyması bu anlamı pekiştirir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Karrebe (قَرَّبَ) fiili, mecazi olarak bir şeyi takdim etmek, sunmak anlamına gelir. Ayetteki kullanımı, Hz. İbrahim'in misafirlerine yiyeceği hazırlayıp önlerine koyması, yani ikramda bulunmasıdır. Bu, sadece fiziksel bir yaklaştırma değil, aynı zamanda bir saygı ve ağırlama eylemidir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kurb (قرب) kökünden türeyen fiiller, Kur'an'da genellikle Allah'a yakınlaşma veya bir şeyi birine yaklaştırma bağlamında kullanılır. Bu ayette ise, Hz. İbrahim'in misafirlerine yiyecek sunarak onlara fiziksel ve sosyal bir yakınlık göstermesi, misafirperverlik ahlakının bir tezahürü olarak ele alınır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kavl (قول) kelimesi, söz, konuşma ve ifade etme anlamlarına gelir. Ayetteki 'kâle' (قَالَ) fiili, Hz. İbrahim'in misafirlerine yönelik doğrudan bir hitabını, bir soru yöneltmesini belirtir. Bu, sadece bir söz değil, aynı zamanda bir davet ve teşviktir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kavl (قول), bir düşüncenin veya niyetin dil aracılığıyla dışa vurulmasıdır. Ayetteki 'kâle' (قَالَ) fiili, Hz. İbrahim'in misafirlerinin neden yemek yemediklerini merak etmesini ve onları yemeğe teşvik etme arzusunu dile getirmesini gösterir. Bu, misafirperverliğin bir parçası olarak nazik bir sorgulamadır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Ekl (أكل) kelimesi, yiyecekleri ağız yoluyla alıp tüketmek anlamına gelir. Ayetteki 'te'külûne' (تَأْكُلُونَ) fiili, Hz. İbrahim'in misafirlerine sunduğu buzağıyı yemeleri için bir davet ve aynı zamanda bir sorgulama ifadesidir. Onların yememesi, Hz. İbrahim'de bir şüphe uyandırmıştır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Ekl (أكل), gıdayı bedene almak suretiyle beslenme eylemidir. Ayetteki 'te'külûne' (تَأْكُلُونَ) fiili, misafirlerin yemeğe karşı gösterdikleri çekingenliği veya tereddüdü vurgular. Hz. İbrahim'in bu sorusu, onların insan olup olmadığını anlama çabasının bir parçasıdır, zira melekler yemek yemezler.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Ekl (أكل) fiili, Kur'an'da genellikle rızık ve beslenme bağlamında kullanılır. Bu ayette ise, misafirlerin yemeğe icabet etmemesi, Hz. İbrahim'in onları melek olarak algılamasına yol açan önemli bir ipucudur. Fiilin olumsuz soru kalıbında kullanılması, beklentinin aksine bir durumun varlığına işaret eder.
Zâriyât Sûresi
Bu bilgileri misafir olarak gelem “melki” hikmeti bilgileri-ilminin önüne sürerek yemez misiniz? Diyerek bu esmâ’ül Hüsna bilgilerinden kendilerinde var mı? Anlamaya çalıştı. (Murat Derûni)