Fe-evcese minhum ḣîfetâ(en)(s) kâlû lâ teḣaf(s) ve beşşerûhu biġulâmin ‘alîm(in)
(Yemediklerini görünce) onlardan İbrahim'in içine bir korku düştü. Onlar, "korkma" dediler ve onu bilgin bir oğul ile müjdelediler.
Yemediklerini görünce onlardan içine bir korku düştü. Onlar İbrahim'e: "Korkma!" dediler ve onu çok bilgili bir oğul ile müjdelediler.
Zâriyât Suresi 28. ayet, Hz. İbrahim'in misafirlerinden duyduğu endişeyi ve ardından kendisine verilen müjdeyi anlatır. Ayet, korku, müjde ve ilim kavramları etrafında şekillenmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'evcese' fiilini 'içine bir şeyin düşmesi, gizlice hissetmek' olarak açıklar. Ayetteki kullanımı, Hz. İbrahim'in misafirlerin yemediklerini görünce kalbine gizlice bir korku ve endişe düşmesini ifade eder. Bu, dışa vurulmayan, içsel bir korkudur.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'evcese' fiilini 'kalbinde bir şeyin gizlenmesi' olarak yorumlar. Ayetteki bağlamda, Hz. İbrahim'in misafirlerin insan suretinde olmalarına rağmen yemek yememeleri karşısında hissettiği, henüz açıkça dile getirmediği içsel bir korkuyu mecazi olarak anlatır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'hîfe' kelimesini 'korku' olarak açıklar. Ayette, Hz. İbrahim'in misafirlerin yemeğe el uzatmamasından dolayı duyduğu somut bir korkuyu, yani onların insan değil de başka bir varlık olabileceği endişesini belirtir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'havf' kökünden türeyen 'hîfe' kelimesinin, 'bir şeyden dolayı duyulan endişe ve korku' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'hîfe' kelimesi, Hz. İbrahim'in misafirlerin durumundan kaynaklanan, geleceğe yönelik bir tedirginliği ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'havf' kelimesini 'bir şeyin olumsuz sonucundan duyulan endişe' olarak tanımlar. Ayetteki 'lâ tehaf' ifadesi, meleklerin Hz. İbrahim'i, hissettiği bu olumsuz beklentiden ve endişeden arındırmak için kullandığı bir teselli ve güvence sözüdür.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'havf' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'a karşı duyulan saygılı korku veya bir felaketten duyulan endişe bağlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette ise, meleklerin 'korkma' demesi, Hz. İbrahim'in yaşadığı insani bir endişeyi gidermeye yönelik, ilahi bir güvenceyi temsil eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'beşşera' fiilini 'birine sevindirici bir haber vermek' olarak açıklar. Ayetteki 've beşşerûhu' ifadesi, meleklerin Hz. İbrahim'e, kendisini korkudan kurtaracak ve sevindirecek olan, bir oğul sahibi olacağı haberini vermesini ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'beşşera' fiilinin 'insanın yüzünü güldürecek, sevindirecek bir haber vermek' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette, Hz. İbrahim'in yaşlılığına rağmen bir oğul müjdelenmesi, onun için büyük bir sevinç ve umut kaynağıdır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ğulâm' kelimesini 'ergenlik çağına yaklaşmış veya girmiş genç erkek çocuk' olarak tanımlar. Ayetteki kullanımı, Hz. İbrahim'e müjdelenen çocuğun cinsiyetini ve gençlik dönemine ulaşacak bir evlat olacağını vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'ğulâm' kelimesinin 'henüz sakalı çıkmamış genç erkek' anlamına geldiğini belirtir. Bu bağlamda, müjdelenen çocuğun henüz küçük yaşta olacağı ve büyüyeceği ima edilir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'alîm' kelimesinin 'çok bilgili, ilim sahibi' anlamına geldiğini ve sıfat-ı müşebbehe olduğunu belirtir. Ayetteki 'ğulâmin alîm' ifadesi, müjdelenen çocuğun sadece bir evlat olmakla kalmayıp, aynı zamanda ilim ve hikmet sahibi bir şahsiyet olacağını vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'ilm' kavramının Kur'an'da sadece bilgi edinmek değil, aynı zamanda hikmet ve derin anlayış anlamına geldiğini belirtir. Bu ayetteki 'alîm' sıfatı, müjdelenen çocuğun (Hz. İshak'ın), sadece dünyevi bilgiye değil, aynı zamanda ilahi hikmete de sahip olacağını ifade eder.
Zâriyât Sûresi
Bu esmâ’ül hüsna bilgileri-ilmiyle ilgilenmediklerini görünce içine bunlar ne amaçlı bilgilerdir. Yani Tevhid-i Ef’âl mertebesi hayali bilgilerdir mi? Diye içine bir korku düştü. Melk hikmetinin bilgisi-ilmiyle gelen meleki bilgiler korkma sana bir veled-i kalb bu mertebenin gönül evladını müjdeliyoruz. Dediler. (Murat Derûni)