Femâ vecednâ fîhâ ġayra beytin mine-lmuslimîn(e)
Zaten orada bir ev halkından başka müslüman bulamadık.
Fakat biz orada müslümanlardan bir ev halkından başka kimseyi de bulamadık.
Bu ayet, Lut kavminin helakı bağlamında, o şehirde Allah'a teslim olmuş tek bir ailenin varlığını vurgular. Anahtar kavramlar, bulma eylemini, istisna durumunu ve Allah'a teslimiyetin mahiyetini dilbilimsel ve semantik açıdan derinlemesine inceler.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'v-c-d' kökünün, bir şeyi kaybolduktan sonra bulmak veya bir şeyi idrak etmek, ona ulaşmak anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'vecednâ' (bulduk), Lut kavminin yaşadığı şehirde Allah'a teslim olmuş kimseleri arama ve sonucunda sadece bir aileyi tespit etme eylemini ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'v-c-d' fiilinin Kur'an'da bazen 'bilmek, haberdar olmak' anlamında kullanıldığını ifade eder. Bu ayette ise, meleklerin veya Allah'ın emriyle hareket edenlerin, o şehirde iman edenleri araştırıp tespit etmesi anlamında mecazi bir bulma eylemini işaret eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'ğayr' kelimesinin, bir şeyin zıddını veya ondan farklı olanı ifade etmek için kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'ğayra beytin' ifadesi, şehirdeki tüm halkın aksine, sadece bir evin Allah'a teslim olduğunu vurgulayarak bir istisna durumunu ortaya koyar.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'ğayr'ın hem isim hem de edat olarak kullanılabileceğini ve istisna, sıfat veya zıtlık anlamları taşıdığını açıklar. Bu ayette 'ğayra' kelimesi, şehirdeki genel durumdan farklı olarak, sadece bir ailenin müslüman olduğunu belirten bir istisna edatı işlevi görür.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'beyt' kelimesinin hem fiziksel yapıyı hem de içinde yaşayan aileyi ifade edebileceğini belirtir. Ayetteki 'beytin' ifadesi, Lut'un ailesini kastederek, onların yaşadığı meskeni ve o meskende yaşayan fertleri kapsar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'beyt'in genellikle 'gecelemek' fiilinden türediğini ve insanların gecelediği, barındığı yer olduğunu ifade eder. Kur'an'da ise bazen 'aile' veya 'hane halkı' anlamında da kullanıldığını belirtir. Bu ayette 'beyt' kelimesi, Lut'un ailesini ve onların imanını temsil eden bir birimi ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'İslam' ve 'Müslim' kavramlarının Kur'an'daki temel anlamının 'Allah'a tam bir teslimiyet ve boyun eğme' olduğunu vurgular. 'el-Müslimîn' ifadesi, Lut kavminin helak olduğu bir ortamda, Allah'ın emirlerine kayıtsız şartsız teslim olan, O'na iman eden ve O'nun iradesine boyun eğen kişileri tanımlar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 's-l-m' kökünün temel anlamının 'selamet, barış ve teslimiyet' olduğunu belirtir. 'Müslim' ise, kendisini Allah'a teslim eden, O'nun hükümlerine boyun eğen ve böylece hem dünya hem de ahirette selamete eren kişidir. Ayetteki 'el-Müslimîn', Lut kavminin günahkâr çoğunluğundan farklı olarak, Allah'ın birliğine ve peygamberinin mesajına iman eden az sayıdaki insanı ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'İslam' ve 'Müslim' kelimelerinin Kur'an'da geniş bir semantik alana sahip olduğunu ve sadece dinî aidiyeti değil, aynı zamanda Allah'a karşı içten bir teslimiyet ve itaat halini de ifade ettiğini belirtir. Bu ayette 'el-Müslimîn', Lut'un ailesinin, Allah'ın azabından kurtulmalarını sağlayan temel vasıfları olan tam teslimiyetlerini vurgular.
Zâriyât Sûresi
51.36 - Zaten orada bir ev halkından başka müslüman bulamadık.
Elmalılı Hamdi Yazır Meali:
51.36 - Fakat bir haneden başka orada Müsliman da bulmadık.
Demekki gökyüzü insan nesilleri sülâlerinin olduğu bazı kasabalarda da, bir haneden başka Müslümanların olmadığı anlaşılmaktadır.
“Müsliman da bulmadık” Sözü bahsi geçen yerlerde araştırmanın da yapıldığı belirtilmektedir.[40] “ İz- -T-B- ”