İçeriğe atla
Zâriyât 39Cüz 27 · Sayfa 522

Zâriyât Sûresi 39. Âyet

الذاريات

Sohbete sor

Fetevellâ biruknihi ve kâle sâhirun ev mecnûn(un)

O ise kuvvetine güvenerek yüz çevirdi ve "Bu bir büyücü veya delidir" dedi.

Zâriyât Sûresi

وَلَقَدْ أَرَيْنَاهُ آيَاتِنَا كُلَّهَا فَكَذَّبَ وَأَبَى

(Ve lekad ereynâhu âyâtinâ kullehâ fe kezzebe ve ebâ)

(Tâ-Hâ-20/56) “Ve andolsun ki; Âyetlerimizin (mûcize-lerimizin) hepsini, ona gösterdik. Buna rağmen yalanladı ve (yalanında) direndi.”


Âlemi mânâ da ne varsa âlemi şehadette onları açık deliller-Âyetler olarak gösterdik, ancak bunları mahlûk-varedilmiş şeyler olarak gördüğünden, bunların hakikatlerinin ve inşealarının Hakk’a ait olduğunu anlamadığından ve bunların kendine ait mülkü olduğunu zannettiğinden bunların Hakk’a ait olduğunu yalanladı.

Nefsi emmârede aynen böyle hakikatleri ters gösterip bunları yalanlatmaktadır.


قَالَ أَجِئتَنَا لِتُخْرِجَنَا مِنْ أَرْضِنَا بِسِحْرِكَ يَا

مُوسَىٰ

(Kâle e ci’tenâ li tuhricenâ min ardınâ bi sihrike yâ mûsâ.)

(Tâ-Hâ-20/57) “Sen bizi, sihrin ile yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin ya Mûsâ?” dedi.”


Zâhiren Mısır arzına-yurduna yuva kurmuş olan Fir’âvn ve âvanesi, bâtınen ise, beden Mısrına yuva kurmuş olan nefs Fir’âvn’u kendisine gönderilen akıl Mûsâsı’na ki, aslı hakikat-i Muhammediyyenin Mûseviyyet mertebesi İnsân-ı Kâmilidir. Onlara geldiği zaman, kendisinde bulunan ulûmu diniyye yi ve zâhiri ahkâm-ı İlâhiyyeyi ve kendisinde bulu-nan bu hakikatlerin tezahürünü gösterince, onlar bunların kendilerinde bulunan hayal ve vehim kıyasları ile değerlendirmeye çalıştıklarından kendi nefislerinde bulunan vehmi kurgular ile bunları kendi yaptıkları gibi sihir zannettiler. Ve bu sihirler ile kendilerini Mısır yurdundan ve Mısır beden arzından çıkarmak istediklerini zannettiler. Ve bunun içinmi geldin? Ya Mûsâ. Dediler.[43] “ İz- -T-B- ”