Vefî ‘âdin iż erselnâ ‘aleyhimu-rrîha-l'akîm(e)
Ad kavminde de ibretler vardır. Hani onların üzerine köklerini kesen rüzgarı göndermiştik.
Âd kavminin helâkinde de bir ibret vardır. Hani biz onların üzerine köklerini kesecek bir rüzgar göndermiştik.
Zâriyât Suresi 41. ayet, Ad kavmine gönderilen helak edici rüzgarı tasvir ederek ibret alınması gereken bir olayı anlatır. Ayet, 'rüzgar' ve 'kısır/helak edici' kavramları üzerinden ilahi azabın şiddetini ve sonuçlarını dilbilimsel bir derinlikle ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'Ad' kelimesinin 'avd' kökünden geldiğini ve 'geri dönmek, tekrar etmek' anlamlarına işaret ettiğini belirtir. Ancak Kur'an'daki 'Ad' özel bir isim olup, Nuh Tufanı'ndan sonra yaşamış, peygamberlerini yalanladıkları için helak edilmiş bir kavmin adıdır. Ayetteki kullanımı, bu kavmin başına gelenlerin ibret verici olduğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'Ad' ve 'Semud' gibi kavimlerin Kur'an'da ilahi azabın somut örnekleri olarak sunulduğunu ifade eder. Bu kavimlerin hikayeleri, Allah'ın kudretini ve peygamberlere karşı çıkanların akıbetini göstermek için kullanılır. Ayette 'Ad'ın zikredilmesi, bu genel tema içinde bir uyarı niteliği taşır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'irsal' fiilinin Kur'an'da genellikle Allah'ın peygamberleri, melekleri veya azabı göndermesi bağlamında kullanıldığını belirtir. Ayette 'rüzgarı göndermek' ifadesi, Allah'ın kudretinin ve iradesinin bir tecellisi olarak, Ad kavmine yönelik azabın doğrudan ilahi bir fiil olduğunu gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'irsal'in bir şeyi serbest bırakmak, salıvermek anlamlarına geldiğini açıklar. Ayetteki 'rüzgarı gönderdik' ifadesi, rüzgarın Allah'ın emriyle serbest bırakıldığını ve belirli bir amaç için yönlendirildiğini, yani Ad kavmini helak etmek üzere sevk edildiğini vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'rîh' kelimesinin Kur'an'da hem rahmet hem de azap rüzgarları için kullanıldığını belirtir. Ancak bu ayette 'akîm' sıfatıyla birlikte anılması, onun helak edici, yıkıcı ve faydasız bir rüzgar olduğunu açıkça ortaya koyar. Ad kavmine gönderilen bu rüzgar, rahmet değil, gazap rüzgarıdır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'rîh'in 'ruh' kökünden geldiğini ve 'hareket, nefes' anlamlarıyla ilişkili olduğunu ifade eder. Kur'an'da 'rîh' genellikle tekil olarak geldiğinde azap, çoğul olarak 'riyâh' geldiğinde ise rahmet rüzgarlarını ifade eder. Bu ayette tekil ve 'akîm' sıfatıyla gelmesi, onun helak edici ve bereketsiz bir rüzgar olduğunu pekiştirir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'akîm' kelimesinin 'kısır' anlamına geldiğini ve bu bağlamda rüzgar için kullanıldığında, onun hiçbir fayda, yağmur veya bereket getirmeyen, aksine sadece yıkım ve helak getiren bir rüzgar olduğunu açıklar. Ad kavmine gönderilen rüzgarın 'akîm' olması, onun tamamen olumsuz ve yıkıcı niteliğini vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'akîm'in 'üretmeyen, sonuç vermeyen' anlamlarına geldiğini belirtir. Rüzgar için kullanıldığında, bu rüzgarın ne bir bitki bitirdiğini ne de bir fayda sağladığını, aksine her şeyi kurutup yok ettiğini ifade eder. Ayetteki 'rîh el-akîm' ifadesi, Ad kavmini helak eden rüzgarın şiddetini ve yıkıcılığını sembolize eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'akîm' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'kısır' anlamında kullanıldığını, ancak rüzgarla birlikte kullanıldığında 'hiçbir faydası olmayan, sadece yıkım getiren' anlamını kazandığını belirtir. Bu, rüzgarın normalde taşıdığı rahmet ve bereket potansiyelinin aksine, Ad kavmi için tamamen bir azap aracı olduğunu gösterir.
Zâriyât Sûresi
عَادٍ “Ad” sayısal değeri “Ayın: 70” “Elif: 1” “Dal: 4” dür. Toplarsak 70+1+4= 75 ve 7+5= 12 dir.
(12) Hakikat-i Muhammediyedir. “AD” kavminin bağlı olduğu yer görüldüğü gibi Hakikat-i Muhammediyedir. Gönderilen rüzgarlarda nefes-i Rahmân-i nin celâl tecellisi idi. Nefsi emarelerinin kökünü kesmiştir.