Ve-inne-ddîne levâki'(un)
(1-6) Tozutup savuranlara, ağırlık taşıyanlara, kolaylıkla akanlara, iş bölüştürenlere andolsun ki, size vaad olunan şey elbette doğrudur. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir.
Zâriyât Sûresi
hel cezaül ıhsani illel ıhsanü
“ İyiliğin karşılığı yalnız iyilik değil midir ?” ayetinin hakikatidir.
Buraya gelinceye kadar belirli bir olgunluğa ulaşan salik, oluşturduğu irfaniyet ve marifetullah bilgilerini ehli olanları ulaştıracak hale gelmiş olmaktadır.[16]
Görüldüğü gibi karşılık müspet ve menfi hangi yönde ise o halde olmaktadır. İlla tedip, azap gibi karşılıklar değildir.
“Sadık” tasdik ediciliktir. Her bir kimlik bağlı olduğu rabbine sadık yani tasdik edicidir. Yani hadi ise hadi esmâsına, mudill esmâsına sadıktır. Nefsani yaşanyı içinde olan Fena-finnefis tir. Yani nefsinde fani olmuştur. Ameli salih yani cennet ameli işlemiş ise ceza karşılık ise nefsani cennetlerde ameli gayri salih işlemiş ise ceza-karşılığı cehennem ameli olacağı için oraya dahil olacağını Allah c.c. bildirilmektedir.
Şayet irfan ehli ise; “İhsan”ı ala ala muhsin olan arif, bu hakikatleri kabiliyetli olanlara ihsan etmeye başlar.
İhsan ettikçe, daha fazlası kendisine ihsan edilir. Böylece âyetin hakikati ortaya çıkıp, yaşantıya geçmiş olur.[17]