Yu/feku ‘anhu men ufik(e)
Ondan (Peygamber'den) çevrilen çevrilir.
Ondan çevrilen (imana) çevrilir.
Zâriyât Suresi'nin 9. ayeti, 'yü'fekü' fiili üzerinden bir sapma ve döndürülme eylemini vurgulamaktadır. Ayet, ilahi irade ve insan iradesi arasındaki ilişkiyi, hakikatten yüz çevirenlerin durumunu dilbilimsel bir derinlikle ele almaktadır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'efeke' fiilinin asıl anlamının bir şeyi aslî yönünden çevirmek, döndürmek olduğunu belirtir. Ayetteki 'yü'fekü' ifadesi, hakikatten yüz çevirenlerin, ilahi irade ile bu sapmaya uğratıldığını veya kendi tercihleriyle saptığını gösterir. Bu, bir tür aldatma veya yanıltma eylemini de içerebilir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'efk' kelimesinin bir şeyi asıl yönünden çevirmek, saptırmak anlamına geldiğini ifade eder. 'Yü'fekü anhü' ifadesi, kişinin haktan ve doğru yoldan çevrilmesi, saptırılması demektir. Ayetteki pasif yapı, bu saptırmanın ya ilahi bir takdirle ya da kişinin kendi eğilimiyle gerçekleştiğini ima eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'efk' kökünün Kur'an'da genellikle 'yalan söylemek', 'iftira atmak' ve 'hakikatten sapmak' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Zâriyât 9'daki 'yü'fekü' ifadesi, hakikatten yüz çevirenlerin, ilahi mesajdan uzaklaştırıldığını veya kendi iradeleriyle bu sapmayı tercih ettiklerini gösterir. Bu, aynı zamanda bir tür yanılsama ve aldanma durumunu da içerir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'men' kelimesinin Kur'an'da genellikle akıl sahibi varlıklar için kullanıldığını ve burada 'her kim' anlamında bir genelleme ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'men üfike' ifadesi, sapmaya uğrayan, hakikatten yüz çeviren her bireyi kapsar.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'men'in Arapçada hem istifham (soru) hem de şart edatı olarak kullanıldığını, ancak burada ism-i mevsul olarak 'o kimse ki' anlamında geldiğini açıklar. Zâriyât 9'daki kullanımı, 'döndürülen kimse' anlamında, sapmaya meyilli olan veya saptırılan kişiyi işaret eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'üfike' fiilinin 'efeke' kökünden türemiş pasif bir fiil olduğunu ve 'saptırıldı', 'çevrildi' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'men üfike' ifadesi, zaten sapmaya uğramış veya saptırılmış olan kişiyi tanımlar. Bu, kişinin kendi iradesiyle veya ilahi bir takdirle gerçekleşen bir sapmayı ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'efk' kökünün 'bir şeyi asıl yönünden çevirmek, değiştirmek' anlamına geldiğini ve 'üfike' fiilinin bu çevirme eyleminin pasif olarak gerçekleştiğini gösterdiğini açıklar. Zâriyât 9'daki kullanımı, hakikatten yüz çevirenlerin, zaten bu sapma eylemine maruz kalmış olduklarını vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'efk' kökünün Kur'an'da genellikle 'yalan', 'iftira' ve 'hakikatten sapma' anlamlarında kullanıldığını belirtir. 'Üfike' fiili, bu sapma eyleminin pasif bir şekilde gerçekleştiğini, yani kişinin ya saptırıldığını ya da kendi iradesiyle sapmayı tercih ettiğini ifade eder. Ayetteki tekrar, bu sapmanın kesinliğini ve geri dönülmezliğini pekiştirir.
Zâriyât Sûresi
Men; Kim esmâ mertebesi itibariyle emr-i teklifi ile Allah c.c. den haber getiren risalet mertebesini hayali ve vehimi ile çelişkili sözler söyleyen “Hadi” esmâsından “Mudill” esmâsına döner, çevrilir. (Murat Derûni)