Mutteki-îne ‘alâ sururin masfûfe(tin)(s) ve zevvecnâhum bihûrin ‘în(in)
(19-20) Onlara, "Dünya'da yapmakta olduklarınızın karşılığında, sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için" denir. Biz, onlara, iri gözlü güzel hurileri eş olarak vermişizdir.
Tûr Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
مُتَّكِئٖينَ عَلٰى سُرُرٍ مَصْفُوفَةٍ وَزَوَّجْنَاهُمْ بِحُورٍ عٖينٍ
~ ~ ~
52.20 - Muttekiîne alâ sururin masfûfeh, ve zevvecnâhum bihûrin în.
52.20 – “Sıra sıra dizilmiş tahtlara yaslananlar olarak.” Biz onlara şahin gözlü hurîleri eş yapdık.
Bilindiği gibi, taht, “alt-oturma yeri” demektir, padişahların tahtları onların oturma yerleridir. Bu gün koltuk olarakta kullanılmaktadır. Ayrıca makam da demek-tir, sıra, sıra dizilmiş tahtlar ise, ittika sahibi kişilerin geçirdiği mertebeleridir. Bu mertebelere yaslanırlar.
Yaslanma ise, yatma ve oturma arası, bir huzur ve dinlenme halidir. Cehennemde yaslananların azabı artar, cennette yaslananların ise, huzurları ve İlâh-i zevkleri artar. Bu huzur ise kazandıkları mertebenin hissesi kadardır.
Cennet-i kazanmış olan rical-erkeklerin Kendileri akl-ı küll’ü temsil ettiklerinden, kendilerinde bulunan ilâh-i rahmani hakikatlerin karşılığı nefsi küll tarafından kendilerine amelleri karşılığında çok lâtif varlıklar olarak takdim edileceklerdir, bu haller ise kendilerinden kendilerine olacaktır yani içlerindeki lâtif kimlikleri Âdem Babamızdan Havva validemizin çıkıp kendisine eş olduğu gibi cennet ehlinde de bu haller zuhur edecektir. Bunların ismine genel ma’nâ da “hûrin în.” Denmektedir.