İçeriğe atla
Tûr 24Cüz 27 · Sayfa 524

Tûr Sûresi 24. Âyet

الطور

Sohbete sor

Ve yetûfu ‘aleyhim ġilmânun lehum ke-ennehum lu/lu-un meknûn(un)

Hizmetlerine verilmiş, kabuğunda saklı inci gibi gençler etraflarında dönüp dolaşırlar.

Tûr Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ غِلْمَانٌ لَهُمْ كَاَنَّهُمْ لُؤْلُؤٌ مَكْنُونٌ
~ ~ ~
52.24 - Ve yetûfu aleyhim ğılmânul lehum keennehum lü'lüün meknûn.

52.24 – “Hizmetlerine verilmiş, kabuğunda saklı inci gibi gençler etraflarında dönüp dolaşırlar.”


kabuğunda saklı inci,” Bir bakıma esmâ-i İlâhiyyele-rin dış lâfızları kabuk, içlerinde sakladıkları ise ma’nâ-i hakikatleridir. Bu hakikatlerin ruhani lâtif suretleri ise, her türlü beşeriyet kirlerine karışmamış, olan er namzeti genç “gılman” oğlanlardır.

etraflarında dönüp dolaşmaları” Hakikat-i İlâhiyye irfaniyyetlerinin genç-sağlıklı ve güzel bir şekilde bir birerlerine aktarılmalarıdır.

İşte Nusret Babam da gençliğnde, böyle genç bir gılman-oğlan iken, başladığı esma-i İlâyyenin hakikatleri yolunda, bütün isimlerin zahir ma’nâları, inci kabuklarının inciyi muhafaza ettiği gibi, zahir bedeni onun bir inci kabuğu idi, içinde ise esma-i İlâhiyyelerin hepsi kemale ermeye çalışan genç delikanlılar gibi idi.

Bu esma-i İlâhiyyenin, kemale erinceye kadar en büyük muhafaza edeni, ve saklayanı da, “Vedud” ismi idi. Nihayet büyüyüp bedenen ve ruhen kemâle erdiğinde, “inci-Vedud” ismi kabuğundan çıkıp “Vedud” isminin hakikati ve hayatı olan, muhabbeti İlâhiyyeyi açık olarak, hiçbir karşılık beklemeden açmaya ve dağıtmaya başlamıştır.

Kendi ifadesi ile iki şiirinden alınan iki misali, şu müthiş muhabbet ifadeleri ile, nasıl bir arifane idrak ve anlayışla gönüllerimize aktarmaya gayret ettiğini görmeye çalışalım.


İnsân isen gel mâşûku seyret, Fânî vücûdu bâkîye devret, Mahbub-u hakk’sın ilminde zevket, Yorulma gitme celâle doğru.



Nusreti bul vuslata er, gönlüne gir kâ’be’ye er.

Sözümden aldınsa haber, bizde biter yarin yolu.


Nusret Babamızın gönül semasından dünya arzı, bizim gönüllerimize, o “vedud” ve “velûd” muhabbetini nasıl inzal ettiğini-indirdiğini açık olarak görmekteyiz.