Em tes-eluhum ecran fehum min maġramin muśkalûn(e)
Yoksa sen onlardan (tebliğ görevine karşılık) bir ücret istiyorsun da onlar, borçtan ağır bir yük altında mı kalmışlardır?
Yoksa sen kendilerinden bir ücret istiyorsun da, bu yüzden onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar?
Bu ayet, peygamberin tebliğ karşılığında bir ücret talep etmediğini ve dolayısıyla muhatapların bu yüzden ağır bir yük altına girmediğini vurgular. Anahtar kavramlar, ücret talebi ve bunun sonucunda ortaya çıkan ağır borç yükünü dilbilimsel olarak inceler.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'se'ele' (سأل) fiilinin hem bir şeyin bilgisini talep etmek hem de bir şeyi istemek anlamlarına geldiğini belirtir. Bu ayetteki kullanımı, peygamberin tebliğ karşılığında maddi bir karşılık, yani ücret talep etmesi anlamındadır. (s. 408)
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'tes'eluhum' ifadesinin mecazi olarak, peygamberin tebliğ görevini yerine getirirken onlardan bir karşılık beklemediğini, dolayısıyla onların da bu konuda bir yükümlülük altına girmediğini ima ettiğini belirtir. (c. 2, s. 248)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ecr' (أجر) kelimesinin bir işin karşılığı olarak verilen bedel olduğunu ifade eder. Bu ayette, peygamberin tebliğ görevi için talep ettiği varsayılan maddi karşılığı ifade eder. (s. 13)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'ecr' kavramının Kur'an'da hem dünyevi bir karşılık hem de ahiretteki ilahi mükafat anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki bağlamda, peygamberin tebliğ için dünyevi bir ücret talep etmediği vurgulanır. (s. 156)
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'ecr'in bir işin veya hizmetin karşılığı olarak verilen şey olduğunu ve bu ayetteki kullanımının, peygamberin tebliğ karşılığında dünyevi bir menfaat beklemediğini açıkça ortaya koyduğunu belirtir. (c. 1, s. 10)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'garâm' (غرام) kelimesinin bir şeye düşkünlük, aşırı sevgi veya bir borç yükü anlamına geldiğini belirtir. 'Mağram' ise, kişinin ödemek zorunda kaldığı, zorunlu bir borç veya tazminat anlamındadır. Ayette, peygamberin ücret talebi durumunda muhatapların üzerine binecek olan maddi yükü ifade eder. (s. 611)
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'mağram' kelimesini 'borç' veya 'tazminat' olarak açıklar. Bu ayette, peygamberin ücret istemesi durumunda müşriklerin üzerine yüklenecek olan maddi külfeti ve zorunlu ödemeyi ifade eder. (s. 418)
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'mağram'ın kişinin istemediği halde ödemek zorunda kaldığı bir borç veya tazminat olduğunu belirtir. Ayetteki bağlamda, peygamberin ücret talebi durumunda inkarcıların maruz kalacağı ağır maddi yükü vurgular. (c. 3, s. 102)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'sıklet' (ثقل) kelimesinin ağırlık anlamına geldiğini ve 'müskalûn' (مثقلون) kelimesinin ise ağır bir yük altında ezilen, zorlanan kişiler için kullanıldığını belirtir. Ayette, peygamberin ücret talebi durumunda muhatapların hissedeceği maddi ve manevi ağırlığı ifade eder. (s. 182)
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'müskalûn' kelimesinin 'ağır bir yükle yüklenmiş' veya 'borç altında ezilmiş' anlamlarına geldiğini açıklar. Bu ayette, peygamberin ücret istemesi durumunda inkarcıların üzerine binecek olan ağır borç yükünü ve bunun getireceği sıkıntıyı tasvir eder. (s. 125)
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'sıklet' kökünden türeyen kelimelerin Kur'an'da genellikle zorluk, ağırlık ve sorumluluk anlamlarında kullanıldığını belirtir. 'Müskalûn' ifadesi, burada, peygamberin ücret talebi durumunda muhatapların maddi bir yük altında ezileceklerini ve bu durumun onlara ağır geleceğini vurgular. (s. 210)
Tûr Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
اَمْ تَسْپَلُهُمْ اَجْرًا فَهُمْ مِنْ مَغْرَمٍ مُثْقَلُونَ
~ ~ ~
52.40 - Em tes'eluhum ecran fehum min mağramim muskalûn.
52.40 – “Yoksa sen onlardan (tebliğ görevine karşılık) bir ücret istiyorsun da onlar, borçtan ağır bir yük altında mı kalmışlardır?”
Bu yüzden senden uzaklaşıyorlar.