İçeriğe atla
Necm 2Cüz 27 · Sayfa 526

Necm Sûresi 2. Âyet

النجم

Sohbete sor

Mâ dalle sâhibukum vemâ ġavâ

(1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.

Necm (Yıldız) Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

ma dalle sa­hıbüküm ve ma ğava “Arkadaşınız sapmadı ve azmadı.”

“ma dalle sa­hıbüküm”

“sizin sa­hibiniz delalette değildir,” yani onda “Mudil” isminin tesiri yoklur ancak onda “Mudil”in karşıtı olan “Hâdi” isminin tesiri vardır.

“ve ma gava”

“onda azgınlık da, haddi aşma da yoktur.” Bu azgınlığı meydana getiren şeyler; “Aziz” “Cebbar”, “Mütekebbir” isimlerinin zu­hurlarıdır. Aziziyyet, Cebbariyet, Mütekebbiriyyet onda meydana gelmez. Ancak adaleti temin gayesiyle yeri geldiğinde bunları kar­şı tarafın menfeatı için kullanır, onlarla tasarruf eder, fakat onların tesiri altında kalmaz. Yani Hz. Peygamberimizden “Aziz” “Cebbar”, “Mütekebbir” isimleri ezmek maksadıyle çıkmaz ancak adaleti temin

maksadıyle yeri geldikçe, karşı tarafın menfaati için, suçlulara karşı kullanır.

(Necm Sûresi 53/3)

وَمَا يَنطِقُ عَنِ الْهَوَىٰ

ve ma yentı­ku anil heva “O “heva”dan arzularına göre konuşmaz”

O bir şeyler anlatıyorken kendi hevasından nutk etmez, kendi nefsinden kelâm söylemez. Bura­da yine heva kelimesi geldi “hevayı heves” olarak değerlendi-rildi, yukarıda aynı kelimeyi biz de heva olarak kullandık.

Kendi he­va yıldızının sönmesi ile ancak Hz. Rasûlüllahın hakikatini anlayacak duruma gelmesi mümkün olabilebilmektedir. Hz. Rasûlüllah’ın hakikatini kamer yani ay, ayın on dördü bedr olarak düşünürsek;

senin yıldızın sende olduğu sürece ona bakmazsın;

yıldızından aydınlandığını zannedersin, ama sana yıldız gibi görünen hevanı ortadan çıkarınca karşında kalacak olan “bedr-i münir” nûrlu kamer (ay) olur. O da Hz. Rasûlüllah’ın nûraniyyetidir.

O za­man oradan feyz almaya başlarsın ve anlarsın, ki “ve ma yentı­ku anil heva”

“o hevasından konuşmuyor” neden konuşmuyor?

Sen o hâlin ile “heva”nı attıktan, ondan kurtulduktan sonra, o ki “levlâke levlâk lema halektül eflâk” yani “eğer sen olmasaydın olmasaydın bu âlemleri halk etmezdim” Hadis-i Kûdsi’sinin muhatabı olan “ilâhi zuhur” mahalli Hz. Muhammed (s.a.v.) efendimiz kendi heva’sından konuşur mu?...

İstese de konuşamaz çünkü kendisinde “Mudil” ismi bulunmadığından onun meydana getireceği heva’nın da olması mümkün değildir. Dolayısıyla o hevasından ko­nuşmaz.

Peki öyle ise nasıl konuşur?

(Necm Sûresi 53/4)

وحي يوحىَإِنْ هُوَ إِلَّا ٤٤

“in hüve illâ vâhyün yuha”

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(5)