Feli(A)llâhi-l-âḣiratu vel-ûlâ
Oysa, Ahiret de dünya da Allah'ındır.
Son da ilk de (ahiret de dünya da) Allah'ındır.
Necm Suresi 25. ayet, 'âhiret' ve 'ûlâ' kavramları üzerinden zamanın ve varoluşun tüm boyutlarının Allah'a ait olduğunu vurgular. Bu kavramlar, hem dünya hayatını hem de ahiret hayatını kapsayarak, mutlak mülkiyet ve hükümranlık ilkesini dilbilimsel bir derinlikle ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'âhiret' kelimesini 'sonra gelen, son' anlamındaki 'âhir' kökünden türemiş olarak açıklar. Ayetteki kullanımıyla, dünya hayatının sonu ve ondan sonraki ebedi hayatı ifade eder ki, bu hayatın da mülkiyeti ve hükümranlığı Allah'a aittir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'âhiret' kelimesini 'sonraki dünya' olarak yorumlar ve bu kelimenin mecazi olarak 'gelecek' veya 'sonuç' anlamlarını da taşıdığını belirtir. Ayetteki bağlamda, Allah'ın hem bu dünyanın sonuna hem de ondan sonraki hayata hükmettiğini gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'âhiret' kavramının Kur'an'da sadece bir zaman dilimi olmaktan öte, bir varoluşsal durumu ve nihai yargı yerini ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, ahiretin de Allah'ın mutlak tasarrufunda olduğu vurgulanarak, insanın nihai dönüş yerinin Allah olduğu mesajı verilir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ûlâ' kelimesini 'evvel' kökünden türemiş olarak 'ilk, başlangıç' anlamında açıklar. Ayetteki 'âhiret' kelimesiyle birlikte kullanılarak, dünya hayatını, yani başlangıçtaki varoluşu ifade eder ve bunun da Allah'a ait olduğunu belirtir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'ûlâ' kelimesini 'ilk olan' veya 'önceki' olarak yorumlar. Ayetteki bağlamda, dünya hayatını ve onun tüm başlangıçlarını kapsayan bir anlam taşır. Bu da Allah'ın hem başlangıcın hem de sonun sahibi olduğunu gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'ûlâ' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'önceki' veya 'ilk' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette 'âhiret' ile birlikte zikredilmesi, Allah'ın zamanın ve varoluşun tüm boyutlarına mutlak hakimiyetini vurgular; yani hem dünya hem de ahiret O'nundur.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.