Ve kem min melekin fî-ssemâvâti lâ tuġnî şefâ'atuhum şey-en illâ min ba'di en ye/żena(A)llâhu limen yeşâu ve yerdâ
Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri; ancak Allah'ın izniyle, dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar.
Göklerde nice melek var ki Allah'ın dileyip razı olduğuna izin vermeden önce onların şefaatları hiç bir işe yaramaz.
Necm Suresi 26. ayet, şefaatin ancak Allah'ın izni ve rızasıyla gerçekleşebileceğini vurgulayarak, meleklerin dahi şefaat yetkisinin mutlak olmadığını belirtir. Ayet, ilahi iradenin ve yetkinin merkeziliğini dilbilimsel olarak ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Melek kelimesi, 'el-meleke' (güç, kudret) kökünden türemiştir ve Allah'ın kudretini temsil eden, O'nun emirlerini yerine getiren varlıkları ifade eder. Ayetteki 'melek' kavramı, şefaat yetkisinin dahi Allah'ın mutlak kudretine bağlı olduğunu gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Melek, 'el-elûk' (risalet, elçilik) kökünden de gelebilir ve Allah ile peygamberleri veya insanlar arasında elçilik yapan varlıkları ifade eder. Bu ayette meleklerin şefaati, onların elçilik görevlerinin bir uzantısı olarak ele alınsa da, bu görevin icrasının Allah'ın iznine tabi olduğu vurgulanır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Fiil, 'ğaniy' (zengin, müstağni) kökünden gelir ve bir şeyin yeterli olması, fayda sağlaması anlamına gelir. Ayetteki 'lâ tuğnî' ifadesi, meleklerin şefaatinin Allah'ın izni olmadan hiçbir fayda sağlamayacağını, yetersiz kalacağını belirtir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Ğ-n-y kökü, genellikle 'ihtiyaçsızlık, yeterlilik, zenginlik' anlamlarını taşır. 'Lâ tuğnî' kullanımı, meleklerin şefaatinin, Allah'ın izni olmadan, beklenen faydayı sağlamaktan aciz kalacağını, yani 'yeterli olmayacağını' vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Şefaat, 'şef' (çift, eş) kökünden gelir ve bir kişinin tek başına değil, bir başkasıyla birlikte (eşlik ederek) bir talepte bulunması anlamına gelir. Ayetteki şefaat, meleklerin Allah katında bir başkası için aracı olma çabasıdır, ancak bu aracılığın geçerliliği Allah'ın iznine bağlanmıştır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Şefaat kavramı Kur'an'da genellikle Allah'ın mutlak otoritesi bağlamında ele alınır. İzutsu'ya göre, şefaat, Allah'ın izni olmadan asla gerçekleşemeyen bir eylemdir ve bu ayet, bu ilkeyi melekler için de geçerli kılarak, şefaatin yalnızca ilahi iradeye tabi olduğunu net bir şekilde ortaya koyar.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Şefaat, bir kişinin başka bir kişi için hayır dilemesi veya onun adına bir talepte bulunmasıdır. Ayetteki 'şefaatuhum' ifadesi, meleklerin bu tür bir talepte bulunma potansiyeline sahip olduğunu, ancak bu potansiyelin ancak Allah'ın izniyle fiiliyata dökülebileceğini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İzin (izn), bir şeyi yapmaya veya söylemeye yetki vermek anlamına gelir. Ayetteki 'en ye'zene' ifadesi, şefaatin gerçekleşmesi için Allah'ın mutlak ve öncelikli izninin şart olduğunu, bu iznin yokluğunda hiçbir şefaatin geçerli olamayacağını vurgular.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): İzn, bir şeyin yapılmasına veya söylenmesine dair bir ruhsat ve onaydır. Bu ayetteki kullanımı, Allah'ın izninin, şefaat gibi önemli bir konuda nihai karar mercii olduğunu ve bu iznin olmadan hiçbir varlığın şefaat edemeyeceğini açıkça belirtir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Rıza, bir şeyden memnuniyet duymak, onu kabul etmek ve ona karşı olumlu bir tutum sergilemektir. Ayetteki 've yerda' ifadesi, şefaatin sadece Allah'ın izniyle değil, aynı zamanda O'nun hoşnutluğuyla da gerçekleşeceğini, yani şefaat edilecek kişinin ve şefaatin kendisinin Allah'ın rızasına uygun olması gerektiğini gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Rıza kavramı, Kur'an'da ilahi iradenin ve onayın en üst düzeyini ifade eder. Şefaatin 'Allah'ın rızası'na bağlanması, bu eylemin sadece teknik bir izin meselesi olmadığını, aynı zamanda ilahi ahlak ve adalet prensipleriyle uyumlu olması gerektiğini vurgular.
Necm (Yıldız) Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
lâ tuğniy şefaatühüm şey’en illâ min ba’di en yezenallahü limen yeşa’ü ve yerda “Ve göklerde nice melekler vardır ki, onların şefaatleri hiçbir fâide vermez, meğer ki, Allahın dilediği ve râzı olduğu kimse için müsaade verdi-ğinden sonra olsun.