İçeriğe atla
Kamer 7Cüz 27 · Sayfa 529

Kamer Sûresi 7. Âyet

القمر

Sohbete sor

Ḣuşşe'an ebsâruhum yaḣrucûne mine-l-ecdâśi ke-ennehum cerâdun munteşir(un)

(6-7) O halde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil'in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir halde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.

Kamer Sûresi

Yolumuza Fusûs’ül Hikem şerhi ile devam edelim.

Kıyamet yaklaştığı zaman Çin’de bir aileden bir kız bir erkek çocuk dünyaya geleceğini haber veriyor Muhiddin-i Arabi Hz leri Fusus-ul Hikem adlı eserinde, Şit fassında orada diyor ki iki kardeş doğacak onlar ters şekilde gelecek yani normal doğum şekliyle değil de ters şekilde dünyaya gelecekler ve onların doğumuyla Cenab-ı Hakk’ın insanlara vermiş olduğu Şit (as) şahsında İlahi lütuf sona erecek yani şu demek ondan sonra dünyaya gelecek insanlarda Şit’i hakikat yani Allah’ın lütfu olan Zat’i ruhaniyet olmayacak içlerinde. Dünyaya insanlar gelecek ama artık onlardan Veli olmayacak yani muhabbet ehli çıkmayacak.

Yani insanlar doğacak insan silüyetli varlıklar olacak fakat insanlık vasfı onlardan alınmış olacaktır. Özleri artık insan olmayacaktır. İşte “Dabbetül Arz” çıkacak dediği budur. Yer hayvanları çıkacaktır. “Dabbe” hayvan demektir. Ayak üstü yürüyen Arz’da ayak üstü yürüyen demektir “Dabbatül Arz” ama insan şuuru ile değil, yalnız onların yine bir akılları olacaktır, evlerini barklarını bilecekler, ama Allah ile muhabbeti oluşturan iç bünyedeki ilahi ruhaniyetleri verilmeyecek onlara “Venefahtü” leri verilmeyecek bizim gibi bu insanlar gibi olacakler suliyet olarak içindeki Allah muhabbeti olmayacak.

Sadece maddi yönleri olacak et kemiği zahiri olacaktır, ama nebati ruh, madeni ruh, hayvani ruh olacak yani konuşacak gülecek ağlayacak yaşayacak yani şu bedeni ayakta tutan ruh olacak ama “venefahtü” Allah’ın Zat’i ruhu olmayacak Âdem’e verdiği Zat’i ruhu olmayacak. Cenab-ı Hakk Âdem (as) a o iki kardeş Habil ile Kabil, Kabil Habil’i öldürdükten sonra Şit (as) ı Kabil’in yerine lütuf olarak verdi hediye olarak verdi ve kendindeki ilahi hakikatlerle birlikte hediye olarak verdi. Yani babasının asli üzere verdi. İşte ondan sonra gelen insanlar yeryüzüne gelen insanlar hem “Venafahtü” ile hem de Şit’e verilen lütuflar ile birlikte geldi.

Daha sonraki peygamberlerle insanlık âlemine o peygamberlerin mertebesi olan idrak ve ruhaniyet verilerek geldi. Muhammedi olarak doğan çocuklar edecek kapasitesi verilerek dünyaya getirildiler. Bizler de onların içerisindeyiz eğer bu kapasite bize verilmemiş olsaydı dışarıdan gelen bu hakikat-ı ilahiye, Hakikat-ı Muhammediye bilgilerini almamız mümkün değildi. Yani bir mahal olmadıktan sonra istediğiniz kadar oraya bir şey dökün çöp kovası olmadıktan sonra kovaya dökemezsiniz o yerlere gider, bunun gibi işte o tohumun içerisinde o kendini yenileyecek vasfı olmasaydı siz istediğiniz kadar ekin istediğiniz kadar başında bekleyin dua edin sulayın güneşini verin olması mümkün değildir.

İşte özünde olduğu için Ümmet-i Muhammed’in üstünlüğü budur işte, Ümmet-i Muhammetd Yani Hz rasulullah zamanında ve ondan sonraki dünyaya gelen insanlar çocuklar Hakikat-ı Muhammediye ile teçhiz edilmiş olarak üstünlüğümüz orada diğer ümmetlere karşı. Yani ayan-ı sabitelerimizde Hakikat-ı Muhammediyeyi anlayacak genler vardır, DNA lar vardır, o olmazsa zaten alamayız, mümkünü yoktur, sabahtan akşama kadar biz Hakikat-ı Muhammedi’nin küçücük bir bölümünü anlatsınlar karşılığı olmayınca almamız mümkün değildir.

Anlamamız tasdik ve tatbik etmemiz mümkün değildir. İşte Çin’de doğacak o son iki kardeşle biri erkek biri kız ikizler bir batında ikizler ama ters bu günkü normal doğumun dışında ters bir doğum olarak gelecek işte orada kesilecek bu maneviyat insanların DNA larına konan manevi idraki taşıyan genler DNA lardan mahrum olarak eksik olarak gelecek. O da Allah’ın mutlak kaderidir. İşte kıyametin kopmasına yakın onun için diyor işte kıyamet mü’minlerin üstüne kopmaz. Ehl-i halin üzerine kopmaz, onlar da lisanen Allah diyecekler ama içinde bu hakikatı yaşayamayacağı için Allah diyen varlık kalmayınca ancak kıyamet kopacak dedikleri budur. Lisanen Allah diyecekler ama manen Allah esmasının tecelli mahali olan yer kendilerinde olmadığından Allah sadece dillerinin ucunda varlıklarında olmayacaktır.

Yani Veli olmayacak, veliler kalmayacak yeryüzünde onların üzerine kıyamet kopacak kıyamet koptuktan sonra dünya büyük zelzeleler geçirecek kendi halinde dönmeye başlayacak 20-30 sene kadar yeryüzünde insan nebat hayvan kalmadan hiçbir şey kalmadan ondan sonra bir yağmurlar yağmaya başlayacak devamlı 20 sene bu anladığımız manada yağmur değil, daha koyu bir sıvı şekilinde yağmurlar yağmaya başlayacak ondan sonra dünya tekrar rutubetlenecek yani kuru kalmış olan dünya rutubetlenecek işte o halde dünya dönüşünü sürdürecek ama coğrafi oluşumu çok değişmiş olacak o arada.

Sonra güneş sistemi ile birlikte dönüyorken burçlarda da değişiklik olacak başka burcun etkisine girecek dünyanın bu günkü yaşamı ile o günkü yaşamı arasında büyük farklar olacak, Cenab-ı Hakk Cebrail (a.s.) ı gönderecek insanların tekrar yeryüzüne gelme müddeti dolduğu zaman git bakalım benim habibimin kabri nerede bul onu diye gönderecek Cebrail (as) geldiğinde bakacak ki dünya da ne iz var ne Kabe kalmış ne Ravza-ı Mutahhara kalmış ne Kudüs kalmış ne Ankara ne İstanbul ne hiçbir şey yok belli değil ne su kalmış ne bir şey yuvarlak bir top haline gelmiş.

Hiçbir işaret olmadıuğı için geriye dönecek diyecek ki “Ya rabbi bulamadım habibinin kabri nerede bulamadım o zaman Cenab-ı Hak git bir daha bak diyecek tekrar geldiğinde yer kürenin bir yerinden bir nur sütununun yükseldiğini görecek yukarıya doğru o zaman anlayacak ki Kabr-i Şerifi buradadır. Hz. peygamberin, oraya geldiği zaman o kelime-i tevhid ile yahut tekbirle kabrinden kalkacak ondan sonra civarındakiler yavaş yavaş buna misal olarak diyor ki Kur’an-ı Kerim’de خُشَّعًا اَبْصَارُهُمْ يَخْرُجُونَ مِنَ الاَجْدَاثِ كَاَنَّهُمْ جَرَادٌ مُنْتَشِرٌ 54/7 “onlar çekirgeler gibi kozalarından çıkıyorlar” işte gaflet uykusuna yatana da Nüsret Babam kış uykusuna yatmış derdi. Ayakta gezer ama uykudan uyandırmak için dürtmek lazımdır. İşte bunlar o zaman insanlar kıyamet uykusuna yatmış belirli bir süre toprak mutedil hale gelecek rutubet olacak o rutubetten hayat bulacak cesedlerimiz tekrar. Ve de herkes kabirinden çıkarak mahşer arasad meydanına, arasad ne demek, arsanın çoğulu yani arsalar demektir. Arasad meydanı arsalar meydanı demektir. Yani dünya üzerinde arsa iken yani beş kıta iken Avrupa kıtası bir arsa, asya kıtası bir arsa, Amerika kıtası bir arsadır, memleketlerin olduğu yeri daha da küçültürsek Türkiye bir arsadır, Türkiyenin içinde Ankara bir arsadır, İstanbul bir arsadır, işte arsalar arasat meydanı dediği budur. Arsalar artık bir bütün haline geliyor, sahibine dönüşüyor, tek sahip var başka sahip yoktur. O zaman işte insanlar daha var edilmezden evvel cenab-ı Hakk soru soracak لِمَنِ الْمُلْكُ الْيَوْمَ 40/16 ama kendisinden başka kimse olmadığı için cevap veren gene kendisi olacak لِلَّهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّارِ Vahid ve Kahhar olan Allah olan benim günümdür, hadi bakalım bir nefis kalksın da başını kaldırsın da ben de buradayım da benlik iddiasında bulunsun bakalım. İşte ben Zahir ismimle sizleri zuhura çıkardım benlik yaptınız beni tanıdınız veya tanımadınız ama ben tanısanız da tanımasanız da sizi batın ismimle yani yokluk âlemine sizi alırım diye orada Cenab-ı Hakk azametini kendi kendine ifşa ediyor. Ama işte bir Hakk yolcusu o gün gelmeden bu günü yaşaması lazımdır. İşte Fenafillah mertebesinde kişinin kişiliği ortadan gittikten sonra Cenab-ı Hakk لِمَنِ الْمُلْكُ الْيَوْمَ diye sorar o beden mülkünde yani bu mülk bu gün kimindir, genel olarak ahirette geçecek hadisedir ama bunların hepsi bizde Âdem’den itibaren Muhammed (sav) ve kıyamet kopuncaya kadar geçecek bütün hadiseler minumum olarak bizlerde yaşayacak yaşanması lazım gerçek biz Hakk ehli isek yani bu süreci mutlak yaşıyorsak işte bu süreçten gafil olmamız kış uykusuna yatmak demek oluyor. O süreyi boşuna geçirmiş demek oluyor. Kendi mülkünde kişi لِمَنِ الْمُلْكُ الْيَوْمَ diye daha evvel nefsaniyetin cirit attığı vehminin hayalinin sonsuz genişlediği vehim ve hayel karşılığı bu bedene sahip olduğu devrelerde bu devreler aşıldıktan sonra izale edildikten sonra nefs-i emmaresi levvamesi mülhimesi mutmainesi Kahhar esması ile bunlar ortadan kaldırıldıktan sonra Fenafillah mertebesinde de “Bu gün mülk kimindir” diye o kişide var olan Uluhiyet makamı kendinden bunu soracak dışarıdan birisi gelip de söyleyecek değildir, kendi kendine لِمَنِ الْمُلْكُ الْيَوْمَ O zaman nefsin ayağı kırıldığından vehmin ve hayalin oradan uzaklaştırıldığından kendi varlığından başka ikinci bir varlık olmadığından cevap verecek kimse kalmıyor. Kalmaması gerekiyor. İşte o zaman cevap vermek lazım, cevabı da kendi kendine لِلَّهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّارِ benden başkasının sahibi değil bu gün benim sahip olarak diyecek. İşte aşağı yukarı orada gönül âleminden haber alanların da yüz milyar civarında insan toplanacak mahşerde yani Âdem (as) dan kıyamete kadar yaklaşık olarak misli misli arttırılarak hesab edilen insan sayısı 100 milyar kadar olacaktır. Bunların hepsinin hesabı aynı anda görülecek birlikte görülecek hiç birisi hesap dışı kalmadan, ayette diyor “herkes önderleri ile gelecek mahşer yerine” diyelim ki birisi kötü bir oluşum icad etti. Nefsani bir oluşum kim onun peşinde koşmuşsa o onların önderi imamı olarak gelecekler orada kavga edecekler sen başımıza geçtinde, işte bu bidat hadiseyi sen bize yaptırdın diye ondan hesap soracaklar, yakasına yapışacaklar o da diyecek ki evet ben yaptırdım ama siz de gelmeseydiniz Allah size de akıl vermiş diye kendini kurtarmaya çalışacak.[89] “ İz- -T-B- ”


(Huşşe’an ebsâruhum yahrucûne minel ecdâsi keennehum cerâdun munteşir.)

“Gözleri düşkün düşkün sanki yayılan çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.” (54/7) Âyet-i kerimede bu çıkışın جَرَادٌ “ceradun” çekirgeler gibi olacağını söylemiştir. Çoğul ifadesi ile çekirge sürüsü olduğu anlaşılmaktadır. Çekirgeler bulundukları çimen ve ağaç veya toprak ile aynı renk tonu taşıdıklarından bulundukları alana kamufle olurlar ne zaman oradan zıplar veya uçarlar o zaman farkedilirler.

“Cerad” çekirge sayısal değerine bakacak olursak; “Cim-3”, “Re-200”, “Elif-1”, “Dal-4” (3+200+1+4=208) dir. Aradan “0” alındığında kalan 28 peygamber mertebesidir. Mezardan kalkanlar 28 mertebeden Hazreti Âdem (a.s.)’dan, Hazreti Muhammed (s.a.v.)’e kadar hangi peygamber hazeratı mertebesi üzere ise o halde rabblerine sevk edilirler.[90] “ İz- -T-B- ” (M.D) Çekirgeler toplu halde dolaşırlar ve gittikleri yerin bitki örtüsünü ve ağaçların yapraklarını yer ve zarar verirler. Beden kabirlerinden nefsi emmarenin bu özelliğinde ve nefsani fikirler tahrip olmuş ve kurumuş olarak çıkarlar. (M.D.)


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)