İçeriğe atla
Rahmân 37Cüz 27 · Sayfa 532

Rahmân Sûresi 37. Âyet

الرحمن

Sohbete sor

Fe-iżâ-nşakkati-ssemâu fekânet verdeten ke-ddihân(i)

Gök yarılıp da, yanıp kızaran yağ gibi kırmızı gül haline geldiği zaman (haliniz ne olur?)

Er-Rahmân

Terzibaba - Necdet Ardıç

فَكَانَتْ وَرْدَةً كَالدِّهَانِعت السُّعفَإِذَا انْشَقَّ

“feizen şakkatisssemaü feka­net verdeten keddihani bu halde ki sema şakka/yarılınca/yarılıpta bu halde/artık tıpkı dihan/yağlı gibi vered/kıpkırmızı gül olduğunda “Gök yarılıp da erimiş yağ gibi kıpkırmızı bir gül olduğu zaman.

Bu ayette de her ne kadar kıyamet yaklaştığında görülecek bazı hadiselerden bahsediliyor ise de, biz yine kendi hakikatimiz yönünden incelemeğe çalışalım.

“Sema yarıldığında” yani insanın beşeriyetinin hayal seması yarıldığında, içinden dökülen nefs-i emmare (rengi gök ve kül rengi tonları), levvame (rengi kızıl) ve mülhime (rengi yeşil) yağları aşk ve muhabbet ateşiyle, zikr iştiyakıyla, gönül tavasında kızarmaya başlayıp, evvelki ahlakları buhar olup uçmaya, oradan ayrılmağa başlarlar.

Nihayet yoğunlaşarak geriye kalan öz, “Hakikat-i Muhammedi gülü”ne dönüşür. Bu oluşumdan itibaren Kur’anı Keriym Fecr Suresi 89. sure 28. ayette

ارجعي إلى رَبِّكَ

irci’ıy ila rabbiki “rabbına değin ircı’/rücu et, dön”

“Rabbına dön” hitabına mazhar olur.

Böylece hakiki ilahi seması, gönül göğü, “Hakikat-i Muhammedi gülü” olduğu zaman, renkli beşeriyet yağları dökülmüş ve nefsinin o mertebelerinin kıyameti kopmuş olur.

Kur’anı Keriym Kıyamet Suresi 75. sure 1-2. ayette

لَا أُقْسِمُ بِيَوْمِ الْقِيَامَةِ

اَمَةعوّعفَسَ اللَّعوَلَا أُقْسِمُ بِالْبَلَدِ

la uksimü biyevmil kıyameti

ve la uksimü binnefsil levvameti

la/yok yevmil kıyamet/el kıyamet yevm/gün ile kasem/yemin ederim ve la/yok nefsil levvameti/levvame nefis ile kasem/yemin ederim Kıyamet gününe ve pişmanlık çeken nefse yemin ederim” hakikati de ortaya çıkmış olur.

Elmalı’lı Hamdi Yazır bu ayet hakkında özetle şöyle diyor:

[Şimdi tafsilatım anlayamayacağımız, beyana sığmaz ne dehşetler, ne inkilaplar olacaktır.]

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)