İçeriğe atla
Hadîd 2Cüz 27 · Sayfa 537

Hadîd Sûresi 2. Âyet

الحديد

Sohbete sor

Lehu mulku-ssemâvâti vel-ard(i)(s) yuhyî ve yumît(u)(s) ve huve ‘alâ kulli şey-in kadîr(un)

Göklerin ve yerin hükümranlığı yalnızca O'nundur. Diriltir, öldürür. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

Hadîd Sûresi

“Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır.” Konu açık olduğuna göre Allah-ın olduğu yerde Muhammed-i hakikatlerde olacağından, göklerde de onun saltanatı ve şeriatı sürecektir Çünkü İslâmın baş şartı, “kelime-i tevhid ve kelime-i risalettir.” Bu hüküm göklerde de şüphesiz sürmektedir. Allah-u ekber tekbirleri ve kelimei tevhid ve risaletler, bütün âlemlerde yankılanmaktadır. Aslında bu âlemde “feza musikisi” diye bir gerçek vardır.

Bütün âlem büyük bir koro şeklinde “Allahu Ekber Allahu ekber Lâilâhe illallah Muhammdürrasulullah” nağmelerini hiç sonlandırmadan okuyup devam etmektedirler.

Diğer valıkların tesbihleri, insan nesillerinin de hem tesbihleri hemde zikirleridir.

Tıpkı dünyamızda olduğu gibi, her an beş vakit ezan-ı Muhammed-i, nasıl hiç kesintisiz beşi de birlikte her an okunuyor olduğu gibi, bu âlemlerde de aynı olmaktadır.

Eğer hayır olamaz deyen kişi, olamaz dediği yerlere başka bir ilâh koymuş olmalıki, o yerler o ilâhın mülkü olsun da ezan-ı Muhammed-i ve kelime-i tevhidler yasaklanıp okunmamış olsun.

Böyle bir şeyde tasavvur edilemeyceğine göre âlemlerin her tarafında hakikat-i muhammed-i temsilcileri vardır ve onların insan nesli ve sülâlelerinden oluşan ümmetleri de vardır. Çünkü Âlemler hakikat-i ilâhiyyenin ilk zuhuru olan Hakikat-i muhammed-i manalarını Suret-i Muhammed-i ismiyle zuhura çıkarmıştır.

İşte bu yüzden “levlâke levlâk lema halektül eflâk” hadisi kudsisinde belirtilen. “Sen olmasaydın, olmasaydın bu âlemleri halketmezdim”. İfadesinden hakikat-i muhamme-dinin, bütün âlemlerde geçerli olduğunu açıkolarak ifade eden, kelâm-ı kudsi Allahımızın zat-i ifadeleridir. Çok iyi düşünmemiz lazım gelen bir husustur.[6] “ İz- -T-B- ”

“Hem hayat verir hem öldürür.” Âlem her an bir var bir yok hükmündedir. Her birerlerimizde aldığımız nefes ile bir an var, bir an yok hükmündeyiz. Verdiğimiz nefesle “Hu” ya gitmekte aldığımız nefesler ile “Hayy” sıfâtı ile dirilmeteyiz. Bu olaylar göz kırpmasından çok daha hızlı olduğu için nasıl film şeritleri birbiri ile birleştirilip hareketli hale getirildiğinde bir bütünlük varmış gibi gözüküyor ise âlemde bu şekilde seyeran edip akmaktadır. (M.D.)