Lâ tecidu kavmen yu/minûne bi(A)llâhi velyevmi-l-âḣiri yuvâddûne men hâdda(A)llâhe ve rasûlehu velev kânû âbâehum ev ebnâehum ev iḣvânehum ev ‘aşîratehum(c) ulâ-ike ketebe fî kulûbihimu-l-îmâne ve eyyedehum birûhin minh(u)(s) ve yudḣiluhum cennâtin tecrî min tahtihâ-l-enhâru ḣâlidîne fîhâ(c) radiya(A)llâhu ‘anhum ve radû ‘anh(u)(c) ulâ-ike hizbu(A)llâh(i)(c) elâ inne hizba(A)llâhi humu-lmuflihûn(e)
Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun, babaları, oğulları, kardeşleri yahut kendi soy sopları olsalar bile, Allah'a ve peygamberine düşman olan kimselere sevgi beslediğini göremezsin. İşte Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendi katından bir ruh ile desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedi kalacakları cennetlere sokacaktır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah'ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, Allah'ın tarafında olanlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Allah'a ve ahiret gününe inanan bir milletin, babaları, oğulları, kardeşleri, yahut akrabaları da olsa Allah'a ve Resulüne düşman olanlarla dostluk ettiğini görmezsiniz. Onlar o kimselerdir ki Allah kalblerine iman yazmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedî kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte onlar Allah'ın hizbi (dininin yardımcıları)dir. İyi bil ki, kurtuluşa ulaşacak olanlar, Allah'ın hizbidir.
Mücâdele Suresi 22. ayet, iman edenlerin Allah ve Resulüne düşmanlık edenlerle dostluk kurmayacaklarını vurgulayarak, bu kişilerin kalplerine imanın yazıldığını, ilahi destekle güçlendirildiklerini ve cennetle müjdelendiklerini ifade eder. Ayet, iman, dostluk/düşmanlık, ilahi destek ve kurtuluş kavramları etrafında şekillenmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İman (أمن), korkunun zıddı olan emniyetten türemiştir. Şeriat dilinde ise 'Allah'tan gelen her şeyi kalben tasdik etmek ve dil ile ikrar etmek' anlamına gelir. Ayetteki 'yü'minûne' ifadesi, Allah'ın birliğine ve ahiret gününe kesin bir inançla bağlanmayı, bu inancın gerektirdiği teslimiyeti ve güveni ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İzuzu'ya göre 'iman' (إيمان), Kur'an'da sadece 'inanmak' değil, aynı zamanda 'güvenmek', 'teslim olmak' ve 'sadakat göstermek' anlamlarını da içerir. Bu ayetteki kullanımı, Allah'a ve ahiret gününe karşı duyulan derin bir güven ve sadakatle, Allah'ın düşmanlarına karşı tavır almayı gerektiren bir bağlılığı ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Vedd (ودّ), kalpteki sevgidir. 'Yüvâddûne' fiili, karşılıklı sevgi ve dostluk ilişkisi kurmayı ifade eder. Ayetteki bağlamda, müminlerin Allah ve Resulüne düşmanlık edenlere karşı bu tür bir sevgi ve dostluk beslemelerinin imkansızlığını vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Vedd (ودّ), kalpte yerleşen ve dışa yansıyan sevgidir. 'Yüvâddûne' kelimesi, birine karşı içten bir sevgi ve yakınlık hissetmeyi, onunla dostluk ilişkisi kurmayı anlatır. Ayette, müminlerin Allah'a ve Resulüne karşı gelenlere bu tür bir sevgi ve dostluk göstermelerinin, imanlarıyla çeliştiğini belirtir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Hâdde (حادّ), bir şeyin sınırına ulaşmak veya bir şeye karşı gelmek anlamındadır. 'Men hâdde' ifadesi, Allah'ın koyduğu sınırlara karşı gelmek, O'na ve Resulüne düşmanlık etmek, muhalefet etmek demektir. Ayette, Allah'ın emirlerine ve Resulünün yoluna karşı çıkanları tanımlar.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Hadd (حدّ), bir şeyin sonu ve sınırı demektir. 'Hâdde' fiili ise, birine karşı gelmek, ona muhalefet etmek ve onunla düşmanlık etmek anlamında kullanılır. Ayette, Allah'ın ve Resulünün belirlediği sınırları aşan, onlara karşı çıkan ve düşmanlık eden kişileri ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Eyyede (أيّد), bir şeyi kuvvetlendirmek, desteklemek ve güç katmak demektir. Ayetteki 'eyyedehum bi-rûhin minhu' ifadesi, Allah'ın müminleri kendi katından bir ruh (ilahi bir güç, nur veya vahiy) ile destekleyip güçlendirmesini, onların imanlarını pekiştirmesini ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Te'yîd (تأييد), bir şeyi kuvvetlendirmek ve ona yardım etmek demektir. Ayette, Allah'ın müminlere manevi bir destek ve güç vererek, onların imanlarını sağlamlaştırdığını ve zorluklar karşısında direnmelerini sağladığını belirtir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Felâh (فلاح), kurtuluş ve başarı demektir. 'el-Müflihûn' ise, dünya ve ahirette kurtuluşa erenler, umduklarına kavuşanlar ve başarıya ulaşanlardır. Ayette, Allah'ın hizbinden olanların nihai olarak kurtuluşa ve saadete ereceklerini vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Felâh (فلاح) kavramı, Kur'an'da genellikle dünya ve ahiret saadetini, kurtuluşu ve başarıyı ifade eder. 'el-Müflihûn' kelimesi, Allah'ın rızasını kazanarak cennete girmeye hak kazanan, böylece en büyük kurtuluşa ve başarıya ulaşan kimseleri tanımlar. Bu ayette, Allah'a ve Resulüne sadık kalanların nihai akıbetini belirtir.
Mücâdele Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(58/22) Lâ tecidu kavmen yu’minûne bi(A)llâhi velyevmi-l-âḣiri yuvâddûne men hâdda(A)llâhe ve rasûlehu velev kânû âbâehum ev ebnâehum ev iḣvânehum ev ‘aşîratehum(c) ulâ-ike ketebe fî kulûbihimu-l-îmâne ve eyyedehum birûhin minh(u) ve yudḣiluhum cennâtin tecrî min tahtihâ-l-enhâru ḣâlidîne fîhâ(c) radiya(A)llâhu ‘anhum ve radû ‘anh(u)(c) ulâ-ike hizbu(A)llâh(i)(c) elâ inne hizba(A)llâhi humu-lmuflihûn(e).
(58/22) Allah’a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun, babaları, oğulları, kardeşleri yahut kendi soy-sopları olsalar bile, Allah’a ve peygamberine düşman olan kimselere sevgi beslediğini göremezsin. Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendi katından bir ruh ile desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedî kalacakları cennetlere sokacaktır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah’ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, Allah’ın tarafında olanlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Âyet, hakiki imanın insanın sevgi ve bağlılık ölçülerini belirlediğini göstermektedir. Allah’a ve âhiret gününe gerçekten iman eden kimse, en yakın akrabaları dahi olsa, Allah’a ve Resûlü’ne karşı düşmanlık besleyenlerle kalbî bir dostluk kuramaz. Çünkü gerçek mümin için iman bağı, kan bağından daha üstündür. Bu sebeple âyette, babalar, oğullar, kardeşler ve yakın akrabalar özellikle zikredilerek, imanın gerektiğinde en güçlü dünyevî bağların önüne geçtiği vurgulanmıştır.
Ayrıca âyet, müminleri akrabalık, soy yakınlığı veya toplumsal bağlar gibi unsurlar üzerinden hakka muhalif çevrelerle dayanışmaya çekme tehlikesine karşı da uyarmaktadır. Nitekim daha önce münafıkların yahudilerle kurduğu gizli iş birliği de böyle bir kaymaya örnek teşkil etmektedir. Mümin, yakınlık bağlarını hakikatin önüne geçirmemeli; her durumda Allah’ın ve Resûlü’nün tarafında yer almalıdır.
Bununla birlikte burada kastedilen, her gayrimüslime yahut her günahkâra mutlak düşmanlık beslemek değildir. Asıl ölçü, Allah ve Resûlü’ne karşı açık bir düşmanlık ve husumet içinde bulunmaktır. Allah’ın kendisine düşman olduğunu bildirmediği kimseye bizzat düşmanlık edilmez; onun hatalı fiili ve bozuk tutumu kerih görülür. Bu sebeple müşrik bile olsa anne ve babaya saygı bütünüyle kaldırılmış değildir; Resûlullah’a karşı düşmanlık etmedikleri sürece kendilerine iyi davranılır ve hukukları gözetilir. Fakat Allah’a ve Resûlü’ne açıkça düşmanlık edenler artık sıradan bir yakınlık ölçüsü içinde değerlendirilemez; böyle bir durumda hiç kimseye itaat edilmez. Çünkü bu tür bir itaat, insanı hak çizgisinden uzaklaştırır. Bu sebeple müminin görevi, her hâlükârda Allah’ın ve Resûlü’nün tarafında yer almaktır.
Âyetin devamında bu tavrın mükâfatı açıklanmaktadır: Allah, böyle kimselerin kalplerine imanı yazmış, onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Bu ilâhî teyid, onların imanını sağlamlaştırmış, yönelişlerini kuvvetlendirmiş ve onları hakta sebat sahibi kılmıştır. Sonunda Allah onlardan razı olur, onlar da Allah’tan razı olurlar. İşte gerçek başarı ve ebedî felah budur. Bu sebeple kurtuluşa erecek olanlar, yalnızca Allah’ın tarafında bulunan kimselerdir. (Kur’ân Yolu, 5/279)
Âyetin “Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendi katından bir ruh ile desteklemiştir” buyruğu, işârî bakımdan Allah Teâlâ’nın velî kullarını yalnız iman nimetiyle değil, hususî bir ilâhî teyidle de desteklediğini gösterir. Hak Teâlâ onların ruhlarına zatî tecellîsiyle yönelmiş, onları sadece sıfat müşâhedesinde bırakmayıp daha derin bir yakınlığa mazhar kılmıştır. Bu sayede onlar rubûbiyyetin sırlarına ve ulûhiyyetin nurlarına dair daha ince hakikatleri idrak ederler.
Bu ilâhî teyidin bir neticesi olarak Allah, dostlarının kalplerine nazarıyla yönelmiş, kudretiyle onları sahiplenmiş, ilmiyle kuşatmış ve nuruyla ihata etmiştir. Kalplerine yazdığı bu ilâhî hakikatlerin satırlarında tevhid, mârifet, sıdk, istikamet, güven, itimat ve tevekkül yer alır. Bunlar kulun kendi kazanımı değil, Allah’ın kalpte yarattığı lütuf ve mevhibelerdir. Kulda görülen iman ve İslâm alâmetleri de gerçekte ilâhî tevfikin eseridir.
Yine kalpteki bu yazılar, Allah’ın velî kullarına başlangıçtan itibaren bahşettiği iman istidadının ve mânevî ikramların işaretidir. Ardından Cenâb-ı Hak kalpte nurdan bir göz açar ve bu gözle perdeleri kaldırır. Böylece velî kullar, kalplerine yazılan iman nurunun bereketiyle gayb âlemine dair hakikatleri müşâhede etmeye başlarlar.
Âyette geçen “kendi katından bir ruh ile desteklemiştir” ifadesi de bu teyidin mahiyetine işaret etmektedir. Buradaki ruh, Kur’ân’ın nuru, ilâhî yardım ve nusret yahut kalpte doğan mânevî nur olarak anlaşılabilir. Çünkü bütün bunlar kula hayat verir; onu hakikati idrake, rûhânî derecelere yönelmeye ve sırf tabiat âleminin karanlığına gömülmekten kurtulmaya sevk eder. Bu sebeple onlara “ruh” denilmiştir. Nitekim Tüsterî, “Ruhun hayatı zikirle, zikrin hayatı zâkirle, zâkirin hayatı da mezkûr iledir” diyerek mânevî hayatın kaynağını ifade etmiştir. Allah, amellerindeki ihlâs sebebiyle velî kullarından razı olmuş; onlar da Allah’ın kendilerine verdiği lütuf ve mükâfattan hoşnut kalmışlardır.
İmanın kalbe ilâhî bir yazı olarak yerleşmesi ve kulun katından bir ruh ile teyid edilmesi, Hak tecellîsinin sürekliliğini de gösterir. Zira Allah Teâlâ bir kalbe tecellî edip sonra onu büsbütün kendi hâline terk etmez. Aynı şekilde Hakk’ın kalbine imanı yazdığı kimse de bu ilâhî yazıyı kendi eliyle silemez. Allah’ın nâibleri olan şeyhler ve ârifler de bu zümredendir. Onlar varlıkta tecellî eden hiçbir şeyi inkâr etmez; her şeyi Hak’tan gelen bir tecellî olarak değerlendirirler. Bu sebeple Cenâb-ı Hak onların yalnızca imana değil, kendi katından gelen bir ruh ile de teyid edildiklerini haber vermiştir. (Tüsterî, Tefsîr, 565-566; İbnü’l-Arabî, Rahmetün mine’r-Rahmân, 5/349)
“Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedî kalacakları cennetlere sokacaktır.” Bu müjde, cennet ehlinin kavuşacağı nimetin sürekliliğini göstermektedir. Orada müminlere yokluk, zeval, ölüm, hastalık ve fakirlik gibi eksiklikler arız olmayacaktır. Nitekim Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Bir münâdî şöyle seslenir: Bundan böyle siz daima sağlıklı olacak, artık hiç hastalanmayacaksınız; ebediyen yaşayacak, hiç ölmeyeceksiniz; genç kalacak, asla ihtiyarlamayacaksınız; nimete kavuşacak ve hiçbir zaman mahrumiyet görmeyeceksiniz.” (Müslim, Cennet, 2827; Tirmizî, Tefsir, 3246).
“Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır.” Kul için en büyük nimetlerden biri de ilâhî rızâya mazhar olmaktır. Allah’ın razı olduğu kullardan olmayı isteyen kimse, O’nun buyruklarını teslimiyetle kabul etmeli, yasaklarından sakınmalı ve sözünde, fiilinde, hâlinde O’nun rızâsına uygun bir istikamet üzere bulunmalıdır. Çünkü kul Rabbine itaat ettikçe O’nun rızâsına yaklaşır; Allah’ın rızâsına erdiğinde de artık kalpte ondan başkasına yer kalmaz.
Terzi Baba ise bu rızalığı ilâhi isimler üzerinden şöyle izah etmektedir: İnsan olma özelliği esmaül Hüsna yı hakikatiyle ortaya çıkarmaktır. İşte halife bu kimsedir, kendindeki esmaül hüsnayı faaliyete geçirmek demek, dolayısıyle esmaül Hüsna ya dahi rahmet olması demektir. İşte insan budur. “fesalli li rabbike” “rabb’ın için namaz kıl” (108/2) yapılan her bilinçli hareket o esmaya ait ve esma için olmaktadır, esmanın zuhura çıkmasına biz vesile olduğumuzdan, dolayısıyla ona hayat vermiş olmaktayız, bu durumda O bizden razı oluyor, böylece biz de merzi-razı olunmuşlardan, oluyoruz aksi halde onu onun istemediği yönde kullandığımızda o bizden razı olmuyor, ve ahrette hakkını talep edecek, kul hakkı dediği bir bakıma işte budur ayrıca hayatımız onlarla devam ediyor ama biz farkında olmuyoruz. (İz. Terzi Baba Necdet Ardıç, 213-Gökyüzü İnsaları Araştırması, 2/298-299)
“İşte onlar, Allah’ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, Allah’ın tarafında olanlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.”
Allah’ın tarafında olanlar, Hakk’ı tanıyan, O’nu seven ve tevhid üzere yaşayan kimselerdir. Allah Teâlâ onları hem nefislerine hem de düşmanlarına karşı destekler. Bu ilâhî destek sayesinde Hakk’a yakınlık yolunda karşılaştıkları zorlukları aşar, imtihanların zorluklarından korunurlar. Onların Hak ile buluşmaları kendi güç ve gayretleriyle değil, yine Allah’ın yardımıyladır. Çünkü onlar Allah’ı Allah ile bulmuşlardır.
Bu sebeple ricâlullahtan biri ortaya çıktığında bâtıl ehli dağılır, yanlışta direnenlerin kuvveti kırılır. Zira onların heybet ve vakarında Hakk’ın nurundan bir iz vardır. Allah onları güzel bir gözetimle korumuş, kendi yakınlığının nuru ile aydınlatmış, isimlerini yüceltmiş, değerlerini büyütmüş ve sırlarını halktan gizlemiştir.
Sehl’e göre bunlar abdallar ve onların da üstünde bulunan sıddıklardır. Onlar ilâhî ilimlerin sırlarına vâris olmuş, başlangıçtan sona kadar kendilerine açılan mânevî mânalara muttali kılınmış kimselerdir. Bu sebeple Allah’ın koruması ve himayesi altındadırlar. Nurları diğer nurlara üstün gelir, makamları başka makamların üstüne çıkar. Onlar daima cem mertebesinde Hak ile beraberdirler. (Tüsterî, Tefsîr, 566)
Aynı zamanda bunlar Allah için öfkelenen, bu uğurda kınayanın kınamasından çekinmeyen, O’nun yeryüzündeki adamlarıdırlar; haramlarını koruyan ve ilâhî hukuku savunan kimselerdir. Kalpleri Allah ile itmi’nân bulmuştur. Allah’ın velîleri ve has kulları olmaları hasebiyle bulundukları yerler için bir emniyet vesilesi olurlar. Kalplerinin gözleri Rablerine bakar, kalplerinin kulakları O’ndan işitir. Allah onları seçmiş, kendisine yöneltmiş ve kendisine ulaştırmıştır. Bununla birlikte onları halkın nazarından da gizlemiştir.
Bu yüzden onların Allah katındaki menzillerini insanlar bilemez. Çünkü onlar nefisleri için değil, yalnız Allah hakkı için hareket ederler. Tabiatlarının gerektirdiği arzular karşısında Allah’ın muradını üstün tutarlar. Bunların karşısında yer alan şeytan taraftarları ise hüsran, zillet ve rüsvaylığa mahkûmdur; onlar için kurtuluş yoktur.
İşârî olarak bu âyet-i kerimede ayrıca ruhun; sır, hafî, kalp, nefis ve hevâya nisbetle bir asıl ve menşe durumunda olduğuna işaret vardır. Çünkü bunların tamamı ruhun bedenle birleşmesinden doğmaktadır. Bu bakımdan hepsi ruhun çocukları gibidir. Sır ile nefsin, kalp ile hevânın birbirine yakın zikredilmesi de bunların tek bir asıldan doğmaları sebebiyledir.
Şu hâlde sâlik, nefsin ve hevânın karanlık ve şeytânî sıfatlarından yüz çevirip kalbî, sırrî ve ruhî yönelişle ilâhî hazret ve huzura dönerse, Allah’ın imanlarını sır ve kalp levhalarına yazdığı kimselerden olur. Bu yazı, kuru bir bilgi değil; iyanî, şühûdî ve tahkik edilmiş bir iman yazısıdır. Allah Teâlâ onları, cemî ve küllî bir ruhu ile de teyid eder. Bu ruh, hakikatte zatî vahdet ile esmâdaki kesreti bir araya getirir; biri diğerini perdelemeden iki şühûdu birden cem eder. Böylece sâlik hem vahdetin nurunu hem de kesretin hikmetini aynı anda idrak edebilecek bir istidada kavuşur.
Ardından Allah onları, altlarından hikmet, hakikat, ilim ve irfan nehirleri akan cennetlere sokar. Bu cennetler, zâtî tecellîlerin, sıfatî feyizlerin ve esmâî nurların sâlikin varlığında yerleştiği makamlardır. Sâlik nâsûtiyyetten fânî olmakla Allah’tan razı olur; Allah da onu lâhûtiyyetin bekāsına mazhar kılmakla ondan razı olur. İşte bu kimseler Allah’ın tarafında olanlardır; yani zât, sıfat ve esmâ sırlarına mazhar kılınmış kişilerdir. Kurtuluşa erecek olanlar da ancak bunlardır. Çünkü onların varlığı, Hak Teâlâ’nın Kayyûm isminin feyziyle kaimdir.
Bu mânevî teyidin kalpte nasıl tecellî ettiği ise, sâlikin tasfiye sürecinde kalp levhasında meydana gelen değişimlerle daha açık biçimde anlaşılır. Kalp başlangıçta türlü izlerle dolu bir levha gibidir; arzular, hatıralar, korkular, alışkanlıklar ve dağınık yönelişler o levhayı kaplar. Tasfiye ilerledikçe bu karışıklıklar silinir ve kalpte önce takvânın izi belirir. Ardından sâlik, kalp levhasının baştan sona Allah ismiyle dolduğunu müşâhede eder. Bu isim bazen kırmızı, bazen beyaz, bazen yeşil nur ile yazılmış olarak görünür. Nihayet kalp, renk ve şekil kaydından da sıyrılarak saf bir nur levhası hâline gelir. Bu safiyet merhalesinde ledünnî ilmin izleri belirmeye başlar. Fakat burada sâlik için asıl edep, müşâhede ettiği renklere ve hâllere takılıp kalmamak, kalbi yazanın kim olduğunu unutmamaktır. Çünkü o levhaya nakşı koyan da onu silen de sonunda kendi ilmine mahal kılan da Allah Teâlâ’dır. (Dâye, Te’vîlât-ı Necmiyye, 6/113-114; Bursevî, Rûhu’l-Beyân, 21/78)
Ey sâlik, unutma ki şu anda amel, gayret ve kazanma yurdundasın. Önünde duran vakit, ekme ve hazırlanma vaktidir. Yarın ise âhiret yurduna geçeceksin; orada artık amel ve kazanma değil, burada elde edilenin karşılığı vardır. Dünya nimetleri geçici ve kesilmeye mahkûmdur; âhiret nimetleri ise bâkîdir, zevâl kabul etmez. Bu hakikati kavrayanlar fanî olanı bâkî olana tercih etmezler.
Hâli daha ileride olanlar ise dünya yurduna da âhiret yurduna da tâlib olmazlar; onların asıl maksadı Allah’tır. Bu sebeple dünya ve âhiret nimetleri onların nazarında bir gaye değil, sonuçtan ibarettir. Zira onlar yönlerini nimete değil Mün‘im’e çevirmişlerdir.
Sen de bu idrake ulaşırsan hakikatte Allah’ın tarafında olanlardan olursun. Kendi nefsin için değil, yalnız Hak için yaşarsın; Hakk’ın muradını kendi arzularının önüne geçirirsin. Böylece bütün yönelişin, bütün gayreti ve bütün kazancın Allah için olur.
Rabb-ımıza şükrederiz bu çalışmamızda nihayet. (15-04-2026” tarinde tamamlanmıştır.
Gayret bizden, muvaffakiyet Hak’tandır.
Hürmet ve muhabbetlerimle, Abdurrezzak Tek BURSA
Terzi Baba Kitapları
Baskısı olan kitaplar.
1) Necdet Divanı
2) Hacc Divanı
3) İrfan Mektebi: Hakk Yolu'nun Seyr Defteri
4) "Lübb-ül Lü'b ve Sırr-üs Sırrı" (Osmanlıca'dan Çeviri)
5) Salât ve Ezân-ı Muhammedi'de Bazı Hakîkatler
6) Mübarek Geceler ve Bayramlar
7) İslâm, Îmân, İhsân, Îkân
8) Tuhfetü'l Uşşâki (Osmanlıca'dan Çeviri)
9) Sûre-i Rahmân ve Rahmâniyyet
10) Kelime-i Tevhîd
11) Vâhy ve Cebrâil
12) Terzi Baba (1): Necdet Ardıç ve Necm (Yıldız) Sûresi
13) (13) On Üç ve Hakîkat-i İlâhiyye
14) İrfan Mektebi: Hakk Yolu'nun Seyr Defteri ve Şerhi
15) (6) Peygamber (1): Hz. Âdem Safiyyullah (a.s.)
16) Divan (3)
19) Sûre-i Feth ve Fethin Hakîkatleri
21) (6) Peygamber (2): Hz. Nûh Neciyyullah (a.s.)
22) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: (12) Yûsuf Sûresi
24) (6) Peygamber (3): Hz. İbrâhîm Halilûllah (a.s.)
35) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: (1) Fâtiha Sûresi
39) Terzi Baba (2)
41) İnci Tezgâhı
49) (36) Yâ-Sin Sûresi
59) (6) Peygamber (4): Hz. Mûsâ Kelîmullah (a.s.)
60) (6) Peygamber (5): Hz. Îsâ Ruhullah (a.s.)
61) (6) Peygamber (6): Hz. Muhammed Rasûlüllah (s.a.v.)
63) İnci Mercan Tezgâhı: Düşündürücü Nükteler
67) (67) Mülk Sûresi
68) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: (1) Namaz Sûreleri
69) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: (2) Namaz Sûreleri
88) Nusret Tura Divanı - Erler Demine
91) Terzi Baba (7) Biismi Has, Selâm (13)
95) Terzi Baba (8) (19/53)
96) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: (41) Fussilet Sûresi
103) Terzi Baba Yüksek Lisans Tezi
118) (52) Tûr Sûresi ve M. Nusret Tura Hz.
129) Terzi Baba Divanı (Tüm Şiirlerim)
177) Necdet Ardıç'ın Tasavvuf Anlayışında Seyr ü Süluk Mertebeleri (İlâhiyat Tezi)
213) 1-Gökyüzü İnsanları araştırması.
214) 2-Gökyüzü İnsanları araştırması.
(H) Yayınları tarafından basılan kitaplarımız:
6) Mübarek Geceler ve Bayramlar
14) İrfan Mektebi: Hakk Yolu'nun Seyr Defteri ve Şerhi
15) (6) Peygamber (1): Hz. Âdem (a.s.)
88) Nusret Tura Divanı - Erler Demine
Terzi Baba kitapları sıra listesi
KAYNAKÇA
1. KUR'ÂN VE HADîS
2. VEHB : Hakk'ın hibe yoluyla verdiği ilim.
3. KESB : Çalışılarak kazanılan ilim.
4. NAKİL : Muhtelif eserlerden, Mesnevi'i şerif, İnsân-ı Kâmil, Fusûsu'l Hikem ve sohbetlemizden müşâhede ile toplanan ilim.
(Gönülden Esintiler)
1) Necdet Divanı
2) Hacc Divanı
3) İrfan Mektebi: Hakk Yolu'nun Seyr Defteri
4) "Lübb-ül Lü'b ve Sırr-üs Sırrı" (Osmanlıca'dan Çeviri)
5) Salât ve Ezân-ı Muhammedi'de Bazı Hakîkatler
6) Mübarek Geceler ve Bayramlar
7) İslâm, Îmân, İhsân, Îkân
8) Tuhfetü'l Uşşâki (Osmanlıca'dan Çeviri)
9) Sûre-i Rahmân ve Rahmâniyyet
10) Kelime-i Tevhid
11) Vâhy ve Cebrâil
12) Terzi Baba (1): Necdet Ardıç ve Necm (Yıldız) Sûresi
13) (13) On Üç ve Hakîkat-i İlâhiyye
14) İrfan Mektebi: Hakk Yolu'nun Seyr Defteri ve Şerhi
15) (6) Peygamber (1): Hz. Âdem Safiyyullah (a.s.)
16) Divan (3)
17) Kevkeb: Kayan "Yıldız"lar
18) Hz. Peygamberimiz Efendimizi Rû'ya-da Görmek
19) Sûre-i Feth ve Fethin Hakîkati
20) Terzi Baba Umre Dosyası (2009)
21) (6) Peygamber (2): Hz. Nûh Neciyyullah (a.s.)
22) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: (12) Yûsuf Sûresi
23) İbretlik "Değmez" Dosyası
24) (6) Peygamber (3): Hz. İbrâhîm Halilûllah (a.s.)
25) Bir Hikâye Bir Çok Yorum: (1) Köle Ve İncir Sepeti
26) Bir Zuhûrât'ın Düşündürdükleri: Tenzîh, Teşbîh, Tevhîd
27) Bir Hikâye Bir Çok Yorum: (2) Genç ve Kıymetli Elmas
28) Kur'ân-ı Kerîm'de Tesbîh ve Zikir
29) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: (27) Karınca-Neml Sûresi
30) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: (19) Meryem Sûresi
31) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: (18) Kehf-Mağara Sûresi
32) Terzi Baba (3) İstişare Dosyası
33) Terzi Baba Umre Dosyası (2010)
34) Bir Hikâye Bir Çok Yorum: (3) Bakara "İnek" Hikâyesi
35) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: (1) Fâtiha Sûresi
36) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: (2) Bakara Sûresi
37) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: (53) Necm-Yıldız Sûresi
38) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: (17) İsra Sûresi
39) Terzi Baba (2)
40) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: (3) Âl-i İmrân Sûresi
41) İnci Tezgâhı
42) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: (4) Nisâ Sûresi
43) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: (5) Mâide Sûresi
44) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: (7) A'râf Sûresi
45) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: (14) İbrâhîm Sûresi
46) Salat - İngilizce
47) Salat - İspanyolca
48) İrfan Mektebi - Fransızca
49) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: (36) Yâ-Sin Sûresi
50) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: (76) İnsân Sûresi
51) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: (81) Tekvîr Sûresi
52) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: (89) Fecr Sûresi
53) Mehmet Hazmi Tura (Yüksek Lisans Tezi)
54) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: Beled-Şems-Leyl-Duhâ İnşirâh-Tîn (90-95) Sûreleri
55) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: (28) Kasas Sûresi
56) İrfan Mektebi Şerhi - Fransızca
57) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: (20) Tâ Hâ Sûresi
58) Muhyiddin-i Arabî - Mir'ât-ül İrfan ve Şerhi
59) (6) Peygamber (4): Hz. Mûsâ-Kelîmullah (a.s.)
60) (6) Peygamber (5): Hz. Îsâ-Ruhullah (a.s.)
61) (6) Peygamber (6): Hz. Muhammed-Rasûlüllah (s.a.v.)
62) Bir Hikâye Birçok Yorum: (4) Bir Ressam Hikâyesi
63) İnci Mercan Tezgâhı: Düşündürücü Nükteler
64) Ölüm Hakkında: Kıyam'et
65) Reşahat'tan Birkaç Bölüm'ün Şerh/Sohbet ve Yorumları
66) Abdulkâdir Geylâni - Risâle-i Gavsiyye Şerhi
67) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: (67) Mülk Sûresi
68) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: Namaz Sûreleri-(1)
69) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: Namaz Sûreleri-(2)
70) Yehova Şahitleri ile Mülâkat
71) Mübarek Geceler ve Bayramlar - Fransızca
72) Îmân ve Îkân
73) Celâl Cemâl Celâl: İbretlik Bir Dosya Daha (3)
74) Terzi Baba Umre Dosyası (2012)
75) Mahmut Şebüsteri - Gülşen-i Raz ve Şerhi
76) Bir Hikâye Bir Çok Yorum: (5) Doğdular, Yaşadılar, Öldürdüler, Öldüler Hikâyesi
77) Aşk ve Muhabbet Yolu: M. Nusret Tura
78) A'yân-ı Sâbite: Kazâ Ve Kader
79) Terzi Baba (4) İstişare Dosyası
80) Terzi Baba (5) İstişare Dosyası
81) Hayâl Vâdîsi'nin Çıkmaz Sokakları
82) Mektuplarda Yolculuk - M. Nusret Tura
83) Terzi Baba Umre Dosyası (2013)
84) Nusret Tura - Vecizeler Hikâyeler
85) Nusret Tura - Tasavvufda Aşk ve Gönül
86) Terzi Baba (6) İstişare Dosyası
87) Terzi Baba - İlâhiler Derleme
88) Nusret Tura Divanı - Erler Demine
89) Bir Hikâye Bir Çok Yorum: (6) Her Şey Merkezinde Mi?
90) Abdülkerim Cîlî - İnsân-ı Kâmil Cilt (1-Kitap-1) Şerhi
91) Terzi Baba (7) Biismi Has, Selâm (13)
92) Abdülkerim Cîlî - İnsân-ı Kâmil Cilt (2) Şerhi
93) İslâm, Îmân, İhsân, Îkân - İngilizce
94) İbretlik Bir Hikâye Daha - Mescid-i Dırar. Kubbetu'l
Kara.
95) Terzi Baba (8) (19/53)
96) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: (41) Fussilet Sûresi
97) Terzi Baba Umre Dosyası (2015)
98) Solan Bahçenin Kuruyan Gülleri
99) Terzi Baba (9) İstişare Dosyası
100) İrfan Mektebi Ve Şerhi - İspanyolca
101) Bosna Hersek Seyahati Dosyası
102) İrfan Mektebi Ve Şerhi - İngilizce
103) Terzi Baba Yüksek Lisans Tezi
104) Hacc Umre ve Hakîkatleri
105) Cemo ve Farko
106) Terzi Baba Umre Dosyası (2016)
107) Vahy ve Cebrâîl - Fransızca
108) Ru'ya-Zuhuratlar - Ma'na Âlemi Zuhuratları (1) - Peygamberimizi Ru'ya-da Görmek
109) Tasavvufî Îzâhlar
110) (19-53) Şeker Risalesi
111) "Lübb-ül Lü'b ve Sırr-üs Sırrı" Şerhi
112) Bir Kardeşin Soruları ve Cevapları
113) Abdülkerim Cîlî - İnsân-ı Kâmil Cilt (1-Kitap-2) Şerhi
114) Abdülkerim Cîlî - İnsân-ı Kâmil Cilt (1-Kitap-3) Şerhi
115) Abdülkerim Cîlî - İnsân-ı Kâmil Cilt (1-Kitap-4) Şerhi
116) Kudüs Seyahati Dosyası
117) Abdülkerim Cîlî - İnsân-ı Kâmil Cilt (1-Kitap-5) Şerhi
118) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: (52) Tûr Sûresi ve M. Nusret Tura Hz.
119) Muhyiddîn İbnü'l Arabî - Füsûsu'l-Hikem (01) Âdem Fassı
120) Muhyiddîn İbnü'l Arabî - Füsûsu'l-Hikem (02) Şit Fassı
121) Muhyiddîn İbnü'l Arabî - Füsûsu'l-Hikem (03) Nuh Fassı
122) Muhyiddîn İbnü'l Arabî - Füsûsu'l-Hikem (04) İdris (05) İbrahim Fassı
123) Mahmut Şebüsteri - Gülşen-i Raz (2) - Terzi Baba Şerhinin Tamamı
124) İbretlik Bir Değmez Dosyası Daha: Satıh İnce
125) Terzi Baba Umre Dosyası (2018)
126) Ben'deki Terzi Babam (1) - Murat Cağaloğlu
127) Ben'deki Terzi Babam (2) - Murat Cağaloğlu
128) İbretlik Bir Hikâye Daha - Kaf Dağı Ve Zümrüd-ü Anka
129) Terzi Baba Divanı (Tüm Şiirlerim)
130) İbretlik Bir Hikâye Daha - Kilise Çanları
131) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: 53. Âyetleri ve Terzi Baba
132) İbretlik Bir Hikâye Daha - Kaner Yiğido
133) Muhtelif İrfan Sohbetleri (1)
134) Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (2)
135) Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (3)
136) Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (4)
137) Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (5)
138) Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (6)
139) Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (7)
140) Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (8)
141) Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (9)
142) Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (10)
143) Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (11)
144) Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (12)
145) Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (13)
146) Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (14)
147) Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (15)
148) Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (16)
149) Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (17)
150) Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (18)
151) Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (19)
152) Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (20)
153) Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (21)
154) Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (22)
155) Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (23)
156) Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (24)
157) Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (25)
158) Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (26)
159) Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (27)
160) Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (28)
161) Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (29)
162) Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (30)
163) Esmâ-i hüsnâ (1) - M. Nusret Tura Hz.
164) Esmâ-i hüsnâ (2) - M. Nusret Tura Hz. - Fütuhat ve Müşâhedeleri
165) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: (75) Kıyamet Sûresi
166) Abdülkerim Cîlî - İnsân-ı Kâmil Cilt (1-Kitap-6) Şerhi
167) Abdülkerim Cîlî - İnsân-ı Kâmil Cilt (1-Kitap-7) Şerhi
168) Muhtelif Sohbet Arası Sohbetlerden Seçmeler (31)
169) İbretlik Bir Hikâye Daha - Usta'dan Çırağına Tavsiyeler
170) Ru'ya-Zuhuratlar - Ma'na Âlemi Zuhuratları (4) - Terzi Baba'nın Görüldüğü Zuhuratlar
171) Ru'ya-Zuhuratlar - Ma'na Âlemi Zuhuratları (5) - Yoruma Açık Eğitim Zuhuratları
172) Ru'ya-Zuhuratlar - Ma'na Âlemi Zuhuratları (6) - Tuzak-Mekr-Hileli Zuhuratlar
173) Terzi Baba Umre Dosyası (2020)
174) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: (83) Mutaffifin Sûresi
175) Mübarek Geceler Ve Bayramlar - İspanyolca
176) Korona Virüs'ün Düşündürdükleri
177) Terzi Baba, "14-İrfan Mektebi" Tezi
178) Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk: (84) İnşikak Sûresi
179) 13-Terzi-Elif-Terazi-Teradi-İrfan Mektebi
180) Muhyiddîn İbnü'l Arabî - Füsûsu'l-Hikem - A- Mukaddime
181) Muhyiddîn İbnü'l Arabî - Füsûsu'l-Hikem - B- Ayniyet ve Gayriyyet
182) Muhyiddîn İbnü'l Arabî - Füsûsu'l-Hikem (06) İshak Fassı
183) Muhyiddîn İbnü'l Arabî - Füsûsu'l-Hikem (07) İsmail (08) Yakup Fassı
184) Muhyiddîn İbnü'l Arabî - Füsûsu'l-Hikem (09) Yusuf Fassı
185) Muhyiddîn İbnü'l Arabî - Füsûsu'l-Hikem (10) Hud Fassı
186) Muhyiddîn İbnü'l Arabî - Füsûsu'l-Hikem (11) Salih (12) Şuayb Fassı
187) Muhyiddîn İbnü'l Arabî - Füsûsu'l-Hikem (13) Lut (14) Üzeyir Fassı
188) Muhyiddîn İbnü'l Arabî - Füsûsu'l-Hikem (15) İsa Fassı
189) Muhyiddîn İbnü'l Arabî - Füsûsu'l-Hikem (16) Süleyman (17) Dâvud (18) Yunus (19) Eyyüb Fassı
190) Muhyiddîn İbnü'l Arabî - Füsûsu'l-Hikem (20) Yahya (21) Zekeriyya Fassı
191) Muhyiddîn İbnü'l Arabî - Füsûsu'l-Hikem (22) İlyas (23) Lokman (24) Harun-Fassı
192) Muhyiddîn İbnü'l Arabî - Füsûsu'l-Hikem (25) Musa (26) Halid Fassı
193) Muhyiddîn İbnü'l Arabî - Füsûsu'l-Hikem (27) Muhammed-Fassı
194) Silsile-i Uşşakiyye
195) Terzi Baba-Özel, Kütüphane ve Müze Arşivi
196) İbretlik Bir Değmez Dosyası Daha: Üç Silahşörler
197) Dur Rabb'ın Namaz Kılıyor (1)
198) Ramazan ve Oruç
199) İrfan Mektebi-Ders Târif Sıralaması
200) Dur Rabb'ın Namaz Kılıyor (2)
201) Bir Sâlikin Seyr/Yol Hikâyesi (1)
202) Bir Sâlikin Seyr/Yol Hikâyesi (2)
203) Bir Sâlikin Seyr/Yol Hikâyesi (3)
204) Kur'ân-ı Kerîm'de Nefs Âyetleri
205) Zekât ve İnfak
206) Üç şilâhşörler-2-İbretlik bir değmez dosyası daha-
207) 68-Kalem-sûresi-
208) Naz-Makâmı- İbretlik bir değmez dosyası daha-
209) 4-Lübb-ül lübb-ingilizce çeviri-
210) 6-Mübarek geceler-İngilizce çeviri-
211) Terzi Babam'dan esintiler. Muhtelif konular.
212) 2023-Umre dosyası.
213) 1-Gökyüzü İnsanları araştırması.
214) 2-Gökyüzü İnsanları araştırması.
215) 86-16-Kur-Ker-Yol-Tarık Sûresi.
216) Nusret Tura, yüksek lisans tezi-Yusuf Yücel.
217) 85-17-Kur-Ker-Yol-Burûc Sûresi.
218) 8-5- Ku-Ker-Yol- Enfal Suresi-Cem-Cemâli..
219) 87-88-18-Ku-Ker-Yol-A’la-Gaşiye-Sureleri.
220) 61-19- Ku-Ker-Yol-Saff Suresi.
221) 8-20- Ku-Ker-Yol- Enfal Suresi-Murat-Derûni.
222) Fahrettin-Avan-Sakarya-Üniv-Mübarek-geceler-bitirme tezi-