İçeriğe atla
En'âm 116Cüz 8 · Sayfa 142

En'âm Sûresi 116. Âyet

الأنعام

Sohbete sor

Ve-in tuti' ekśera men fî-l-ardi yudillûke ‘an sebîli(A)llâh(i)(c) in yettebi'ûne illâ-zzanne ve-in hum illâ yaḣrusûn(e)

Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece yalan uyduruyorlar.

En'âm Sûresi

“Ve-in tuti’ ekśera men fî-l-ardi yudillûke ‘an sebîli(A)llâh(i) in yettebi’ûne illâ-zzanne ve-in hum illâ yaḣrusûn(e)” Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece yalan uyduruyorlar.(6/116)


2998. Hevâ ve arzu ile az dost ol; çünkü seni Allah'ın yolundan şaşırtan odur.

Bu beyt-i şerîf (En’âm, 6/116) “Eğer sen yeryüzünde olanlann çoğuna uyarsan, seni Allah’ın yolundan şaşırtırlar.” Ve kezâ (Sâd, 38/26) ya’nî “Ey Dâvud biz seni yeryüzünde halîfe yaptık, nâs arasında doğrulukla hükmet ve hevâya tâbi’ olma ki, seni Allah yolundan şaşırtır” âyet-i kerîmesine işâret buyrulur. Beyt-i şerîfde “az dost ol” ta’bîriyle bir nükteye işâret buyrulur; şöyle ki: Nefs-i hayvânî kendi kıvâmına âid olan yemek ve içmek ve uyumak ve nikâh gibi hazları talebden aslâ fariğ olmaz. Huzûzât-ı mezkûre hudûd-ı şer’iyye dâiresinde olursa, umûm mü’minler için mubâh olur; fakat tarîk-ı Hak sâlikleri için bu mubâhâta da dalmak aslâ câiz değildir. Zîrâ vücûd-ı unusurînin kesâfetine ve letâfet-i rûhâniyyeden mahrûmiyyete sebeb olur. Onun için Hz. Pîr hevâ ve arzû ile az dost ol; ya’nî nefsin arzûlarını zarûret mikdârından fazla verme buyururlar.

“2999. Bu hevâyı, cihânda hem-râhların sâyesi gibi hiçbir şey kırmaz.

“Hem-râhlar’’dan murâd, mürşid-i kâmillerdir. Ya’nî sâliklerin gayr-i meşrû’ olan hevâ ve hevesâtını ve meşrû’ olan arzûlarındaki mübâlagayı ancak cihânda mürşid-i kâmilin sâyesi ve terbiye ve himâyesi kesr edebilir. Sâlikin hiçbir tedbîri, mürşid-i kâmilin terbiye ve himâyesi kadar müessir olamaz.[85]


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)