İçeriğe atla
En'âm 16Cüz 7 · Sayfa 129

En'âm Sûresi 16. Âyet

الأنعام

Sohbete sor

Men yusraf ‘anhu yevme-iżin fekad rahimeh(u)(c) veżâlike-lfevzu-lmubîn(u)

(O günün azabı) kimden savuşturulursa, gerçekten (Allah) ona acımıştır. İşte bu apaçık kurtuluştur.

En'âm Sûresi

(O günün azabı) kimden savuşturulursa, gerçekten (Allah) ona acımıştır. İşte bu apaçık kurtuluştur. (6/16)


“Men” kim rububiyet-esmâ mertebesi ifadesidir. Varlığı hak’ın kimliğinde fena bulmuş olandan savuşturulmuştur. Kendi kimliği Rabb-ında ifna bulmuş kimse, kimse değil Rabbinde fani olmuş ve bu azab savuşturulmuştur.

“Kurtulmak” ve “helâk olmak” mânasında karşıt anlamlı kelimelerden olan fevz masdarı daha çok “korku, tehlike, şer ve azap gibi şeylerden kurtulup hayra, saadet ve esenliğe ulaşma” anlamında isim olarak kullanılır. 

Rahim; Rahmet-i Rahim müminlere olan hususi-özel rahmettir.

Fususül Hikem, Süleymân fassı Hikmet-i Rahmâniyye üzere bildirilmiştir. Bu âyette bahsedilen aşağıda fusûs’ül hikemde açıklanan dört rahmetten dördüncüsüdür.

Ma'lûm olsun ki rahmet, biri zâtî diğeri sıfâtî olmak üzere iki kısmıdır. Yani Allah’ın Rahmeti iki kısımdır; Zâti ve Sıfâti olarak. Ve bu iki rahmetten her birisi dahi, husûsiyyet ve umûmiyyet i'tibâriyle iki kısma ayrılır ki, şu halde rahmet dört asıl üzerine bina edilmiş olur. Yani Rahmet dört asıl üzere geliyormuş.

Asl-ı evvel yani birinci asıl: Rahmet-i âmme-i zâtiyyedir. Yani umumi olan Zât’i rahmettir, Bu rahmet, zât-ı ahadiyyette mahfi olan yani ahadiyetin Zât’ında gizli olan nisbetler ve şe’nlerin, Hakk'ın kendi zâtında kendi zâtına tecellîsi suretiyle, ilim mertebesinde sübût bulmalarıdır. Yani birinci rahmet Hakk’ın kendi Zât’ında kendi Zât’ına tecellisi suretiyle ilim mertebesinde sabit bulunmasıdır. Diğer tabirle Hakk’ın Zât-ı ahadiyetinde sıkıntı içinde kalmış olan esmâsını nefes-i rahmânisi ile nefh edip, onlara vücûd-i ilmî i'tâsı suretiyle bu sıkıntıdan âzâd etmesidir ki, bu rahmet cemî'-i esmâya umumidir.

Bu rahmet-i evvel, asl-ı evvel, birinci rahmettir. Yani Zât-ı ahadiyette sıkıntı içinde kalmış olan esmâ-i ilâhiye nefes-i rahmani ile nefes edilip, tenfis edilip, yani dışarıya çıkartılıp onlara vücud-u ilmi itasıyla -yalnız burada âlemlere yaygın hali değil, sadece ilk zuhuru ilmi bir vücut vermesi dolayısıyladır- bu sıkıntıdan azad etmesi, kurtarmasıdır ki bu rahmet cemi esmâya umumidir, yani bütün isimler bu rahmetin kapsamındadır. Birinci rahmet budur.

Asl-ı sânî yani ikinci asıl: Rahmet-i hâssa-i zâtiyyedir, hususen Zât’i rahmettir. Bu rahmet, Hakk'ın ba'zı kullarına muhabbet eserlerinden olan ezeli lütfudur. Ve bu inayet için hiçbir sebeb ve vesilenin dahl ve te'sîri yoktur. Yani ikinci rahmet; rahmet-i Zâti hususi rahmettir ve bunun için hiçbir sebep vesilenin dahi tesiri yoktur, yani şu, şu şekilde oldu da bundan oldu diye hiçbir tesiri yoktur. Meselâ enbiyâ-i zîşân (aleyhimü's-selâm) haklarında geçiş yapan onlara verilen ezeli inayet ezeli lütuf bu nevidir. Zîrâ onlardan hiçbir amel ve hizmet meydana çıkmadığı halde a'yân-ı sabiteleri ilm-i ilâhîde nübüvvetle sabit olmuştur. Bu Hakk’ın hususi olarak Zât’i itasıdır.

Asl-ı sâlis yani üçüncüsü: Rahmet-i umumi sıfât tecellisidir. Bu rahmet, eşyanın tümüne rahmeti çok olan umumi Rahmetin hükmüdür. Yani Zât’i rahmetin umumi hükmüdür. Zîrâ umumi zâti rahmet îcâbiyle ilimde sabit olan a'yân-ı sabitenin suretleri, bu a'yân hükmünce a'yân-ı kevniyye sûretleriyle zahir oldular. Yani bu hakikat gereğince ayan-ı kevniye yani bu madde âlemindeki suretleriyle zahir oldular. Bu da üçüncüsüdür.

Asl-ı râbi' yani dördüncü asli rahmet: Sıfâti hususi rahmettir. Bu rahmet dahi, rahmet-i zâtiyye-i hâssanın hükmü olup ezeli saidlere mahsûstur. Zîrâ Hakk'ın ba'zı kullarının a'yân-ı sabiteleri hakkında mesbûk (önce bulunmuş olma) olan inâyet-i ezeliyye hükmünün bu hazreti şehâdette dahi zuhuru şüphesizdir. İşte böyle dört tane asıl Rahmet oldu. Rahmeti Zât’i, Sıfâti olmak üzere ikiye ayırdı, onları da ikişerden dörde ayırdı, asl-ı evvel, rahmet-i ammei Zâtiye, Zâti Rahmet. Bu bütün varlıkların ilm-i ilahide zuhura çıkmalarıdır, ilim olarak zuhura çıkmalarıdır. Zât-ı Ahadiyetten birinci asl-ı evvel budur, Rahmet-i evvel budur, ikincisi Hakk’ın bazı kullarına asarından evvel yani meydana gelmesinden evvel ettiği lütuflardır. Bunlar da peygamberlere verdiği Zât’i rahmet hususi rahmettir. Diğeri umumi bu ise hususi rahmettir.

Üçüncüye gelince umumi sıfât rahmetidir. Yani birinci Zât’i Rahmetti, buradaki ikinci umumi sıfât rahmetidir; birinci Zât’i Rahmetti burada ikinci umumi sıfât rahmeti. Sıfât rahmeti de bütün eşyanın yukarıda ilm-i ilâhide verilen rahmetinin Zât’i rahmetinin ilim olarak, ilimden de kevniyete dönmesidir. Dördüncüsü de kullarının arasından bazı kullarına özel rahmetini tahsis etmesidir. İnayet-i ezeliye hükmünün bu hazret-i şehadette zuhura çıkmasıdır.[15]


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)