İçeriğe atla
Saf 14Cüz 28 · Sayfa 552

Saf Sûresi 14. Âyet

الصف

Sohbete sor

Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû kûnû ensâra(A)llâhi kemâ kâle ‘îsâ-bnu meryeme lilhavâriyyîne men ensârî ila(A)llâh(i)(s) kâle-lhavâriyyûne nahnu ensâru(A)llâh(i)(s) fe-âmenet tâ-ifetun min benî isrâ-île ve keferat tâ-ife(tun)(s) fe-eyyednâ-lleżîne âmenû ‘alâ ‘aduvvihim fe-asbehû zâhirîn(e)

Ey iman edenler! Allah'ın yardımcıları olun. Nasıl ki Meryem oğlu İsa da havarilere, "Allah'a giden yolda benim yardımcılarım kimdir?" demişti. Havariler de, "Biz Allah'ın yardımcılarıyız" demişlerdi. Bunun üzerine İsrailoğullarından bir kesim inanmış, bir kesim de inkar etmişti. Nihayet biz inananları, düşmanlarına karşı destekledik. Böylece üstün geldiler.

Saff Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû kûnû ensâra(A)llâhi kemâ kâle ‘îsâ-bnu meryeme lilhavâriyyîne men ensârî ila(A)llâh(i) kâle-lhavâriyyûne nahnu ensâru(A)llâh(i) fe-âmenet tâ-ifetun min benî isrâ-île ve keferat tâ-ife(tun) fe-eyyednâ-llezîne âmenû ‘alâ ‘aduvvihim fe-asbehû zâhirîn(e)” Ey iman edenler! Allah'ın yardımcıları olun. Nasıl ki Meryem oğlu İsa da havarilere, "Allah'a giden yolda benim yardımcılarım kimdir?" demişti. Havariler de, "Biz Allah'ın yardımcılarıyız" demişlerdi. Bunun üzerine İsrailoğullarından bir kesim inanmış, bir kesim de inkar etmişti. Nihayet biz inananları, düşmanlarına karşı destekledik. Böylece üstün geldiler.(61/14)


(kûnû ensâra(A)llâhi) “Allah’ın yardımsıları olun.” Ne demektir? Allah’ın yardıma ihiyaç vardır? Nasıl ki “Na” biz ifadesinde sîfat ve esmâsına bir hususiyet verdiği gibi… İman edenlere bir hususiyet vermek için bu hitap kullanılmıştır. Tarık sûresi çalışamız içinden “Ensar” nedir anlamaya çalışalım.

Marifet mertebesinde ise bu sır “Nasır-Ensar” (انصار - نصر) “yardım – yardımcılar” kime yardım, gönüldeki Hakikat-i Muhammedi Mescidine hicret edenlere yardım, yardımcılardır… “Na-sır” okunuşta gizli “Elif” ile “Na” “Biz” olmakta Nasr sûresindeki ifadesiyle “Allah'ın yardımı ve fethi geldiği zaman.[77]Diye, Ahadiyet mertebesi haber vermektedir. “Na” da “Zât” mertebesi ve Zât-i “sırr”ı ifade etmektedir. (Nûn) İlâhiyat Necmi-Nûru İlâhidir. Nasr sayısal değeri, Nun:50, Sad:90, Re: 200 (50+90+200= 340) tır. Bu sayı karşımızda Kamer (Hakikat-i Muhammedi- Nûr-u Muhammedi) de karşımıza çıkmaktadır.

Şems sûresinde;

(Vel kameri izâ telâhâ.)

(91/2) “Ve onu takip ettiği zaman aya.”


Yeri gelmişken “Kamer-ay”ın da sayı değerlerine bakalım (قمر) “Kamer. (ق Kâf-100) (م Mim-40) (ر Rı-200). Toplarsak (100+40+200=340) genel toplam (340) tır.

Buradan sayısal değerlerden de anlaşıldığı üzere Allah’ın yardımı Nûr-u-Muhammedi- Hakikat-i Muhammediye ve gönülleri fethi sırlamakta, gizlemektedir.[78]

“Ensar” (انصار) sayısal değeri, Elif:13, Nun:50, Sad: 90, Elif: 13, Rı: 200 dür. Toplarsak (13+50+90+50+13= 266) 2+6+6= (14) Nûr-u Muhammedi ve tüm mertebeleri kapsayan yardımcılardır.

“Ensar” (انصار) da bir elif başta zâhiri bulunmakta ve nun ile “Elif-Nun” yani “Ene” benlik hakikatlerine işaret etmektedir. “Sad ve Rı” ortasında yani “Sır” ortasında bulunan bâtındaki elif kişinin eğitimi 12 bâtın bir zâhiri nokta ile “13” hakikatlerini kendi gönlünde bulmakta, gönül kâ’besinin fethi ile İlâhi benlik varlığını hem zâhir hem de bâtın sarıp sarmalaktadır. Ve “Nasır” a dönüşmektedir.

“Nasır” (ناصر) “Elif” açığa çıkıp “Nun” dan sonra yazılınca Yardım-“Yardımcı” ya dönüşmektir. Ve “Na” “Biz ve Sır” olmaktadadır. Ve kendisine gelip “yardım” (نصر) isteyen taliblilere yardımcı (ناصر) olmaktadır Nun: 50, Elif: 13, Sad: 90, Rı: 200 dür. Toplarsak (50+13+90+200=353) tür. (3) Nefsi, İzafi, İlâhi benliklerdir. 53 ise “Necm” dir.

Yolumuz açısından bakacak olursak Nusret (نصرت) babamız r.a. isminin anlamı “Allah'ın yardımı.” dır. Yoldan verilen 52 numaralı şifre sayısı ile isminde bulunan “Sır” gibi yolumuzun hakikatlerini zor günlerde gönlünde sırlamış saklamış ve ehline aktararak 53 şifre sayısı ile Necdet babamıza intikal ettirip karanlığı delen Yıldız gibi bizlere ulaşmasını sağlamıştır.[79]

“Havari” ve havariliği Elmalı’lı Hamdi Yazır tefsirinde verilen bilgiyi buraya aldım…

Havâriyyun, Hz. İsa'nın, ilk iman eden seçkin öğrencilerinden on iki kişiye denir ki, bunlar dini yaymak için etrafa dağılmış olduklarından "Rusul-i İsa" (İsa'nın elçileri) ismi dahi verilmiştir. Eldeki İncillerde bunlara on ikiler de denilmektedir. Havâriyyun kelimesi, esasen "Havârî" ism-i mensubunun çoğuludur. Kâmus şarihinin beyanına göre bazı âlimler demişlerdir ki, "Bu kelime, çoğuldan cinse nakledilerek hem müfred hem çoğul için kullanılır. "Havar ve haver lügatte, beyaz ve beyazlık mânâsına isimdir. Bu münasebetle şehir kadınlarına beyazlıklarından dolayı "Havariyyât" denilir. Bezleri yıkayıp çırparak ağırtan kassara, eski Türkçe karşılığıyla çırpıcıya da havarî denildiği gibi saf ve temiz dost ve yardımcıya, özellikle büyük peygamberlerin davet ve emirlerini yerine getirme uğrunda yardımcı olanlara da samimi niyyet ve temizliklerinden dolayı havarî denilir. Mamafih zikredildiği gibi bu isim en fazla İsa (a.s)'nın seçkin yardımcıları olan zatlar hakkında kullanılmıştır. Müfessirler bunlara söz konusu ismin verilmesinde çeşitli görüşler nakletmişlerdir ki, Kâmus sahibi Fîrûzâbâdî "Besâir"de bu görüşleri şöyle özetlemiştir: "Bazı âlimler, onların bir kısmının kassâr (çırpıcı) bir kısmının da avcı olmaları sebebiyle bu ismi aldıklarını söylerken, bazıları da beyaz elbise giydikleri için yahut daima ilim ve din eğitimiyle insanları temizlemiş olduklarından dolayı onlara bu ismin verildiğini ileri sürmüş ve demişlerdir ki: "Kassârlık isnad edenlerin maksatları da budur. Avcılık isnad edenler ise onların, din ve ahiret konularında şaşkınlığa düşen kimseleri avlayıp din yoluna çektikleri için bu adı aldıklarını savunmuşlardır." Diğer bazıları da, işaret ettiğimiz gibi inançlarındaki saflık, ilgi ve niyyetlerindeki temizlik sebebiyle onlara havarî dendiğini ifade etmişlerdir ki en münasib olan görüş de budur. Frenkler havarîlere "aptres" ismini vermişlerdir ki bu kelimenin Yunanca'dan alınarak uzağa gönderilmiş elçiler anlamını ifade ettiği söylenmektedir. Buna göre aptre, Havariyyûn kelimesinin tercemesi olmayıp Yâsin Sûresi'nin "...onlara elçilerin geldiği ..." (Yâsin, 36/13) âyetinde geçtiği üzere İsa'nın eçileri mânâsına diğer bir isim olmuştur. Yalnız avcıya, "dağıtılmış" mânâsı düşünüldüğü takdirde Havariyyûn'a avcı mânâsı verenlerin kavline de itibar edilebilir.

Alûsî der ki: "Bahr'in beyanına göre Hz. İsa bunları çeşitli beldelere dağıtmış kimini Rûmiyye'ye, kimini Babil'e, kimini Afrika'ya, kimini Efsus'a, kimini Beyt-i Makdis'e, kimini Hicaz'a, kimini de Arz-ı Berber ve havalisine göndermişti. Mamafih her beldeye gönderilenin tayini ve isimlerinin zabtedilmesi hususlarının sıhhatine güvenilemez. Suyûtî de bunları "İtkân"da zikretmiş ise de, esasen bulunulabilecek yerlerde araştırılmalıdır." Endülüs'lü müfessir Ebu Hayyan "el-Bahru'l-Muhit" adlı tefsirinde der ki: "Havarîler, on iki kişidir ve bunlar, Hz. İsa'ya ilk iman edenlerdir. İsa bunları çeşitli beldelere göndermişti. Batris ve Pavlis Roma'ya, Andiravs ve Matta, halkı insan yiyen arza, Bukas Babil'e, Filibs Kartaca'ya yani Afrika'ya, Yuhann, Ashab-ı Kehf'in kenti olan Efsus'a, iki Ya'kub Beyt-i Makdis'e, İbnü Büleymin Hicaz'a, Testemir Berber ülkesine ve havalisine gönderilmişti. Mamafih bu isimlerin bazılarında zabt cihetiyle zorluk vardır. Onun için esas bulunması gereken yerlerden araştırılsın." Hakikatte Senpol dahi denilen Pavlis, Havarîler'den değildir. Sonradan onlara katılmış, mektubları ve risaleleri Ahd-i Cedîd'in "a'mâl-i Rusül" (elçilerin işleri) kısmına sokulmuştur. Bu zat hrıistiyanlıkta sünnet olmayı kaldırmış ve bir takım değişiklikler yapmıştır. Sonra İbnü Büleymin ile Testemir isimleri özellikle araştırılmalıdır. Matta İncili'nin onuncu bâbında şöyle denilmiştir: "Ve on iki şakirdini (öğrencisini) yanına çağırıp temiz olmayan ruhlar üzerine onları göndermeğe ve her marazı her hastalığı def etmeye onlara kudret verdi. O gönderilen on ikilerin isimleri şunlardır: Batris adı verilen Şem'un ile kardeşi Endravs, zibidi oğlu Ya'kub ile kardeşi Yuhanna, Filbs ve Bertolmavs Toma ve Gümrükcü Matta, Halfi oğlu Ya'kub ve Tedavs lakablı Lebaüs, Fanvi Şem'un ve onu ele veren İsharyoti Yehuda. İsa bu on ikileri gönderip onlara tenbih ederek dedi ki: "Tâifelerin yoluna gitmeyiniz ve Samiriler'in bir şehrine girmeyiniz. Bundan ise, beyt-i İsrail'in zâyi olmuş koyunlarına varınız ve gittiğinizde "Melekûtu's-Semâvat (göklerin saltanatı) yaklaşmıştır." diye va'z ediniz. Hastalara şifa veriniz. Cüzzamlıları temizleyiniz. Cinleri çıkarınız. Bedava aldığınızı bedava veriniz. Kemerlerinizde ne altın ne gümüş, ne bakır ve yol için ne dağarcık, ne entari, ne ayakkabı ve ne de asâ tedârik etmeyiniz. Zira işçi kendi yiyeceğine layıktır. Ve hangi şehre veya köye giderseniz orada kimin layık olduğunu sorup ayrılıncaya kadar orada kalınız. Ve hâneye girdiğinizde ona selam veriniz. Ve eğer o hâne buna layık ise selamınız onun üzerine gelsin ve eğer layık değilse selamınız size geri dönsün. Ve sizi her kim kabul etmeyip sözlerinizi dinlemezse o haneden yahut o şehirden çıktığınızda ayaklarınızın tozunu silkiniz. Hakikaten size derim ki, ceza gününde Sedum ve Gamure diyarının hali o şehrin halinden ehven olur. İşte ben sizi koyunlar gibi kurtlar arasına gönderiyorum. İmdi yılanlar gibi akıllı ve güvercinler gibi sade-dil olunuz. Lakin insanlardan sakınınız. Zira sizi millet meclislerine teslim edip sinagoglarda dövecekler, hem de benim için onlara ve tâifelere şehadet olmak üzere hakimler ve krallar huzuruna götürüleceksiniz. İmdi sizi teslim ettikleri zaman nasıl ve ne söyleyeyim diye endişe etmeyiniz. Çünkü ne söyleyeceğiniz size o saatte verilecektir. Zira söyleyenler siz değilsiniz, sizde söyleyen Pederinizin ruhudur. Ve kardeş kardeşi ve baba evladı ölüme teslim edecek ve evlad ana babanın aleyhine kalkışıp onları öldürecekler ve ismim için herkes tarafından buğzedileceksiniz. Lakin kim sonuna kadar tahammül ederse o kurtulacaktır. Ve size bir şehirde düşmanlık ettikleri zaman diğerine kaçınız. Zira hakikaten size derim ki, insanoğlu gelinceye kadar İsrail şehirlerinin devrini tamamlamayacaksınız. Öğrenci öğretmenine ve kul efendisine üstün değildir. Öğrenciye öğretmeni gibi, kula efendisi gibi olmak kifayet eder. Hane sahibine balezbul dedikleri halde onun hanesi halkına ne kadar ziyade diyecekler. İmdi onlardan korkmayınız. Zira keşfedilmeyecek ve bilinmeyecek gizli bir şey yoktur. Size karanlıkta dediğimi aydınlıkta söyleyiniz. Ve kulağınıza söyleneni damlar üzerinde ilân ediniz ve canı öldürmeye kâdir olmayıp cesedi öldürenlerden korkmayınız. Lâkin hem canı hem cesedi cehennemde helak etmeye kâdir olandan korkunuz." Bunu takib eden on birinci bâb:

"Ve İsa on iki öğrencisine emir vermeyi tamam ettiğinde şehirlerinden va'z ve öğretimde bulunmak üzere oradan hareket etti. Ve Yahya zindanda Mesih'in işlerini haber alınca, o gelecek kimse sen misin? Yoksa diğer bir kimseyi mi bekleyelim demek için kendi öğrencilerinden ikisini onun yanına gönderdi." Denildiğine göre on ikilerin bu suretle etrafa gönderilmesi Hz. Yahya'nın hapiste bulunduğu sırada olmuştur. Halbuki yine aynı İncil'in yirmi altıncı bâbında ise, mekir yani su-i kasd anlaşılırken: "Akşam olduğunda on ikilerle beraber sofraya oturdu ve onlar yemek yerken, "Hakikaten size derim ki, sizden biriniz beni ele verecektir." dediğine göre bundan onların, göğe çıkarılma sırasında Hz. İsa'nın yanında toplanmış bulundukları ve sonradan etrafa yayıldıkları anlaşılmaktadır. Al-i İmrân Sûresi'nde geçen "İsa onlardan inkârı sezince: 'Allah'a gitmek için kimler bana yardımcı olacak?' dedi. Havariler: 'Biz, Allah (yolunun) yardımcılarıyız;..." (Al-i İmrân, 3/52) âyetinde Hz. İsa'nın "Allah'a gitmek için kimler bana yardımcı olacak?" demesi ve Havarilerin "Biz Allah (yolunun) yardımcılarıyız." cevabını vermeleri de, Hz. İsa'nın göğe çıkarılmasından önce gerçekleşmiş demektir. İbnü Cerir'in Sa'id b. Cübeyr tarikiyle İbnü Abbas'tan yaptığı rivayete göre: "Allah Teâlâ Hz. İsa'yı göğe çıkarmayı murad ettiği zaman İsa ashabının yanına vardı, onlar on iki kişi bir evde idiler. O evin bir (su) kaynağından onların yanına çıktı, başından su damlıyordu. Onlara, "İçinizden birisi bana yakında on iki kere küfredecek." dedi. Sonra da "Benim benzerim onun üzerine atılıp da benim yerime öldürülecek ve benimle beraber benim derecemde bulunacak hanginiz?" dedi. İçlerinde yaş itibariyle en genç birisi "Ben" dedi. İsa ona "Otur" dedi ve sonra yine tekrar etti. Yine o genç kalktı ve "Ben" dedi. Hz. İsa da, "Evet sen osun." dedi. Bunun üzerine ona İsa'nın benzeri bırakıldı ve İsa evdeki bir pencereden göğe yükseltildi. Derken Onu arayan yahudiler geldi ve benzerini tutup öldürdüler. Bazısı ona iman etmiş iken on iki kere inkar etti. İlh ..." En iyisini Allah bilir. (Bu konuda bilgi için Al-i İmrân, 3/52; Nisâ, 4/157 âyetine bkz.) Mamafih Kur'ân burada da bu tafsilata taarruz etmeyerek buyuruyor ki: "Ey inananlar! Allah'ın yardımcıları olun. Nitekim Meryem oğlu İsa da havarilere: "Allah'a (giden yolda) benim yardımcılarım kimdir?" demişti. Havarîler: "Allah (yolunun) yardımcıları biziz." dediler.." Bunun üzerine İsrailoğullarından bir taife iman etti, Havarîlerin mesaisi üzerine İsa'ya ve müjdesine inandı ve dine yardım etti bir taife de küfretti. Neticede biz de iman edenleri düşmanlarına karşı güçlendirdik. Binaenaleyh onlar galib geldiler. İman edenler düşmanları olan kâfirlere karşı galib gelip yüze çıktılar. İşte siz de Allah'ın vaidlerine ve emirlerine, Resulullah'ın yukarıda zikredilen davetlerine iman edip Havarîlerin çalıştığı gibi Allah yolunda Hak dinine yardım için cihad ederek çalışın. Allah'ın yardımcıları olursanız bütün düşmanlara galib gelir, (Saff, 61/9) vaadiyle zikredilen müjdelere ulaşırsınız. Hakikaten Muhammed'in ashabı öyle çalıştılar, çok geçmeden müşrikleri ve hıristiyanları yendiler. Hak dinini galib kıldılar ve öyle üstün duruma getirdiler ki, İslâm'ın o göz kamaştırıcı galibiyyeti ve bir Hz. Ömer hilafetinin hakkaniyyet ve adalet zevkini hâlâ bütün dünya sonsuz bir hayret ve hasretle erişilmez bir umut gibi yad etmektedir. Mamafih bu emir ve taahhüd yalnız onlara değil "Ey iman edenler! Allah'ın yardımcıları olun!" hitabının genel mânâsından anlaşılacağı gibi her zaman için o tarzda amel edecek bütün müminleri kapsayan bir vaad ve müjdedir. O halde Allah'ın yardımcıları olmayanlar, O'nun yardımından mahrum kalıp geriye sürükleniyorlarsa, bunun sebebini Hak dinde değil, kendi günahlarında aramalıdırlar. Kısacası, "Eğer siz Allah'a (dinine) yardım ederseniz (Allah da) size yardım eder.." (Muhammed, 47/7), "Sana gelen her kötülük de kendindendir.." (Nisâ, 4/79) âyetleri de bu hususu net bir şekilde ifade etmektedirler. Ashab-ı Kiram içinde Aşere-i Mübeşşere (cennetle müjdelenen on kişi) Resulullah'ın havarîleri makamındadır. Bir hadiste "Her peygamberin bir havarîsi vardır, benim havarîm de Zübeyr'dir." buyurularak Hz. Zübeyr bu vasıfla yad edilmiştir. Ancak Katade'den gelen bir rivayette de Zübeyr'den başkalarına da Havarî denildiği zikredilmektedir. Resulullah'ın havarîlerinin: Ebu Bekr, Ömer, Osman, Ali, Hamza, Cafer, Ebu Ubeyde İbni'l-Cerrah, Osman b. Maz'un, Abdurrahman b. Avf, Sa'd b. Ebi Vakkas, Talha b. Ubeydullah ve Zübeyr b. Avvam olduğu nakledilmiştir.[80]

Elmalı Tefsiri içinde geçen Yasin sûresi 36. Âyette bu havariler aynı zamanda resüller olarak geçmektedir.

(Vadrıb lehum meselen ashâbel karyeti, iz câe hel murselûn.)

(36/13) “Ve onlara, o şehrin halkını misâl ver. Onlara resûller gelmişti.” Zâhiren bu şehrin tefsirlerde Antakya olduğundan bahsedilir. Bu hâdise Îsâ (a.s.) risaleti üzerine olduğundan bu haberciler Îsevîyyet mertebesinin habercileridir. O zamanlarda henüz Muhammedîyyet mertebesi yeryüzüne nazil olmadığı için bilinmiyordu. Hakikati Îsevîyyeyi bilenler ise sadece Onbir kişi idi.

Oraya gelen resûller Îsevîyyet mertebesinin hakîkat-lerini tebliğ etmeye gelmişlerdi. Îsâ (a.s.)’ın (Rasûlleri) hâvarilerinden Yuhanna ve Pavlos ismindeki havarilerdi. Allah’ın Rasûlleri değillerdi. Îsâ (a.s.) dan sonra gelen bilindiği gibi son Rasûl (s.a.v.) Efendimizdir, ve onun rasûlleri-habercileri ise kıyamete kadar devam edecektir. Ancak bunlar. Allah’ın Rasûlleri değil gene Peygamberinin Rasûlleridir ve getirmiş olduğu Hakikat-i Muhammed-î bilgi ve yaşantılarını ehli olanlara ulaştırmak için çalışan “Kâmil İnsanlar” dır. Ancak bunları tanımak herkez için mümkün değildir, çünkü hiçbir nişaneleri yoktur. Umuma değil hususiye gelmişlerdir.[81]

Bu âyette anlaşılıyor ki Muhammediyet mertebesi yardımcıları iseviyet mertebesinin yardımcıları gibi resülleridir yani haber getiricileridir.

Yolumuza 13 ve Hakikat-i Muhammediyekitabından Havari hakkında bilgiler ile devam edelim.

Âl-i İmrân (3/53) yetinde:………”Havarilerden”

فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِدِينَ………)

(…………fektübnâ meaşşahidiyn.)

“………bizleri şahitler ile beraber yaz.” Şahid’in sayı değerlerini yukarıda vermiştik,[82] bu yolla havarilerin dahi ne kadar açık olarak (13) e bağlı olduğu görülmektedir.

Kûr’ân-ı Keriym Âl-i İmrân Sûresi (3/52) Âyetinde:

آمَنَّا بِاللَّهِ وَاشْهَدْ بِأَنَّا مُسْلِمُونَ

(Amennâ billâhi veşhed biennâ müslimüne)

52: Havariler dediler ki:” Biz Allah'a îman ettik ve şahit ol ki, bizler şüphesiz müslümanlarız.” İşte bunlar havariler’in gerçek sözleridir. Dikkat edilirse Sûre ve Âyet numaraları (3+5+2=10) dur. Yani Îsevî’yyet mertebesidir.

(حواري) (havari) sayısal değeri (8+6+1+200+10+= 225) toplarsak, (2+2+5=9) eder ki; eski kaynaklerı olan Mûsevî’yyettir. İmân ettiklerinde o günün Îslâm’iyyet-i olan (10) Îsevi’yyet-in şahidi olmuşlardır.

(انجيل) (Încil) “Müjde” sayısal değeri, (1+50+3+10+ 30=94) tür toplarsak, (9+4=13) eder ki; görüldüğü gibi O’nun da kaynağı (13) tür. Geliş aslı (9) a yâni Mûsevî’ yyet-e bağlıdır.

(4) ise (4) büyük “kitap” mânâ’nın biri olması diğer yönüyle İslâm’ın (4) mertebesi olan, (şeriat, tarikat, hakilat, marifet) mertebelerine bağlı olmasıdır.

(âmenû ‘alâ ‘aduvvihim fe-asbehû zâhirîn) İnananlar düşmanlarına karşı üstün oldular. Cümlesi ile âyet ve sûre de nihayete ermektedir. Nefsi emmare düşmanına karşı Allah’ın dinine yardım etmekle gönül kabesinde üstünlük sağladılar ve orayı feth ettiler.[83]


Sûre sonuna 2013 Umre ziyaretemizde Ka’be-i Şerifte SÂF suresi hakkında oluşan mişahade ve zuhuratı ve yorumunu o günkü haliyle buraya alıyoruz.

29-06-2013 CUMARTESİ

Sabah namazından önce 04:00 da 94 numaralı Kabe kapısından girdim. Zemin kata inen merdivenlerin kapısı kapalıydı. Direklerin arasına Kabe’yi gören bir yerde Teheccüd namazı kıldım.

Önümde ki çocuğun üzerinde AQRA ve arkasında 88 rakamları vardı. Sağımda bulunan Arap namaza dururken onların ayaklarını açtığı gibi ayaklarımı açmam için sağ kolumu sıktı.

Namazı kıldığım yer Muhammediyet mertebesinden Rububiyet mertebesini seyirdi. Çocuğun üzerinde yazan AKRA, İkra idi. Ne okuyacaktım. Rabb’in sana ne söyledi onu oku diyerek beni şiddetli bir şekilde sıktı.

Sabah namazından İmam Saf (61) sûresini okuyup Ahmed a.s. mın müjdesini verdi.

6 - Meryem oğlu İsa da: "Ey İsrailoğulları! ben size Allah'ın elçisiyim. benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir peygamberi müjdeleyici olarak (geldim)." demişti. Fakat onlara apaçık delillerle gelince "Bu, apaçık bir büyüdür." dediler.

İseviyet mertebesinden Ahmed a.s ve 61+6= 67 6+7= 13 Hakikati Ahmediye müjdelenmişti…

Sabah namazından sonra ma’nâda: Efendi Babam ile bir dükkanın yanında ve köşesindeyiz. Efendi Babamın elindeki bir fiş yere düşüyor. Yerden beraber almaya çalışıyoruz. Fiş rüzgar ile uçuyor. Yerden bir fiş alıyorum. Üzerinde kırmızı mürekkep var. Bunu biliyorum ama aradığımız değil diyor. Daha sonra fiş sola doğru uçuyor. Almaya çalışırken orada bulunan tahta sopalar düşüyor. Sopalar düşerken dükkanın önünde upuzun duran katlı camdan raflı dolabı kırıp, tuzla buz ediyor. Efendi Babam şaşkın şimdi ne olacak der gibi, bende bunun parası nasıl ödenecek diye düşünüyorum.

Aşağıda ve üstte yazılanlarda üsteki zuhuratın müşahade ve yaşantıları oldu. Dükkan Hira dağına karşı durduğumuz yerdi. Kırılan cam ile daha sonradan Fenafiş Şeyh yani Şeyhte fani olmanın hayal olduğu ki bunun kırılması gerektiği bunun ise Fena fir Resül mertebesine ve dolap ile Od (Ateş- Efal) Bal (Marifet) yani bu mertebeden de ref ederek yükselerek… Fenafillah ve Bekabillaha yükselmekti…

Eşim de ikindi namazından sonra tavaftaymış. Bir zenci’ye tutunup, Hacer’ül Esved’e ulaşmış. Daha sonra Mültezem’e tutunmuş. Cebrail, Resüllah’ı nasıl sıkmış diye düşünüyordum. Az kalsın kemiklerim kırılacaktı dedi. Bu sıkma hadisesinin yaşantısı ve tatbikatı olmuş.

Nefsi küllü zat mertebesine ve baki’ye tutunmuş. Belki bir hanımın bir erkeğe tutunması şeriatça uygun olmaya bilir. Ama burası zat mertebesi tecellisi olduğu için hiçbir oluşum yok sadece Eniyyet (İnsan ve Kûr’ân) ve Hüviyyet (Alemler ve Kabe) var…

Akşam namazın da Efendi Babam ile yan yanaydık. Geçen sabah namazda gördüğüm Arap çocuk önümüzde duruyordu. Efendi Babam da “Hayret” içinde ona bakıyordu. Ne oldu dedim. Tişörtünde LETE yazıyormuş. Senin için diyor dedi. Altında da MSC[84] yazıyordu. Bu da eşimle bizim kodumuz dedim Murat Serpil Cağaloğlu, güldü. Çocuğun göğsünde ufak bir MP yazısı mevcuttu. Akşam namazında 14-3 numaralı direğin gerisinde Sıfat ve Zat köşesini seyrettik. Efendi Babam Cenaze namazında kaç tekbir var ve niye bir Selam var diye sordu. Otele giderken direklerde ki ışıklı şekilde ne görüyorsunuz diye sordu.

Efendi Babam ile birlikte gördüğümüz çocuk birkaç gün önce gördüğüm çocuk ile aynı idi. Üzerinde İkra yazıyordu. Ve A!rap (Cebrail) beni sıkmıştı okumam için… Burada Efendi Babam (Cebrail) beni sıkmıştı. Ne okuyacaktım. İstanbula döndüğümde Karaköy iskelesine bağlı MSC gemisini gördüm. Sultanahmet’te Ö. E… ye gidiyordum. Ve Sultanahmette, MSC nin gezi otobüsünü gördüm ön camında 34 yazmaktaydı… Eve dönerken limandan ayrılmıştı..

34 toplamı 7 Nefsinin Hakikatini ve Subuti sıfatları oku diyordu. 34 Bakara çalışmasının sayı değeriydi. Babam ile Kabede görmüştük. EB- Baba- Kara, Bakara ve Köy- Beden kamışlarımızın koparıldığı hakikatlerimiz, İlm-i İlahide bulunan hakikatimi aramam isteniyordu. Gemi 12 katlı ve 13. Katı kaptan köşküydü. Makam-ı Mahmudun ile Hakikat-i Muhammedi tekneni yönet ve “Vücut birdir, mertebelere riayet” şarttır” sözü ile her mertebenin hakkını vererek oku deniyordu.. 34 yanına bir 0 ilavesi 340 Nasr ve Kamer yapmaktaydı… 52 ve 54. Sure bağlantılarıyla Hakikat-i Muhammedi ve Nuru Muhammediye…

Bu çocuğun sağ göğsünde MP yazısı vardı… (M) Hakikati Muhammedi (B) İle birliktelik, bağ ve Risalet…

Tam orta da yazan LE-TE senin için, Lev lake, Lev lak… Sen olmasaydın. Ke sayısal değeri 20 Zahir Batın 18000 alemi ifade etmektedir. Uluhiyetten Esma yönüne ve halkiyete haşra yayılmaya dönüktür. Ve Ke, Kün ol emrini içerir…

Te sayısal değeri 400… 4 İslamın şifre sayısını içerir ve aynı zamanda tevhiddir. Uluhiyetin üstte doğru yani dürülmesini ifade etmesi… Tüm mertebeleri toplayan İnsan-ı Kamili ifade etmektedir.

Allta bulunan MSC… Mim- Hakikat-i Muhammed-i Sin= İnsan ve C= Cemal-i İlahiyyey-i Seyirdir.

Sayısal değerlerine bakarsak..

Mim:40, Be= 2… 40+2= 42= 6

Le: 30, Te: 400… 400+30=430 = 4+3= 7

Mim:40, Sin= 60, Ce: 3= 103 = 13

İki adet 13 sayısı çıkmaktadır…Toplamı 26 sayısını vemektedir. Yukarda Zat köşesinde bulduğum kimlik ve bu çocuğun üzerinde ki tişörtr kırmızı renkli idi. Ve ikisinin de sayısal tolamları 26 idi…

42 ile 103 toplarsak 145 eder, 8. Müheymin Esması, Hayrete düşmemek elde değil… Aşkında Hayrete düşmüş Dost (Halil) İbrahim a.s ı anlatmakta…

430 ile 103 toplarsak 533 yapmakta…. 5 ve 33, 5 Hazret ve Mescidi Nebevi direk sayıları… 53 ve 3 Allah, Rahman, Rahim Veli, (Dost) esması…

42+430+103= 575 toplamı 17, 13 Hazreti Muhammedin Şifre sayısı ve 4 İslamın şifre sayısı…

5 ve 7 ler Seyr-i süluğu İfade etmekteler… 5 Hazret mertebeleri Akl-ı Küll ve Nefsi Küll olarak 7 Sıfat mertebesini ihata etmiş… Bir tarafta Cemal, bir trafata Celali esmalar… Aynı zamanda başta bulunan iki gözdeki 5 hazret mertebeleri ile Rahmaniyet oluşmakta…


Böylelikle SAFF sûresi çalışmamızın sonuna gelmiş bunuyoruz. Başlarken SAF kelimesi müşahadesi ile başladığımız bu çalışmaya saflık, bitirirkende safiyet halimizi Cenâb-ı Hakk’tan muhafaza etmemimizi kolaylaştırmasını niyaz ediyoruz. “Haza min fadli Rabbihi”. Rabbimin fazlındandır. Bu vesile ile bu çalışmayı İz-Efendi mânevi yardımlarını yanımızda hissettiğimizden, ruhaniyetine ithaf ediyoruz. İz-Efendi Babamız ve gayri de memnun olur, İnşealllah… Okuyabilenlerin idraklerinin açılmalarını niyaz ederim. Herkese başarılar diler, Rabbü-l erbab’ımın “Allah-Cami” Zât ismine sığınır, verdiği imkan ve diğer bütün lütuflarından dolayı hamd ederim.


Gayret bizden yardım ve muvaffakiyet Allahtandır.

“Murat DERÛNİ EN-NÛR” ÜSKÜDAR/İSTANBUL 11-07-2024


Terzi Baba kitapları.

Terzi Baba Baskısı olan kitaplar.

1. Necdet Divanı:

2. Hacc Divanı:

3. İrfan Mektebi, Hakk Yolu’nun Seyr defteri:

4. Lübb’ül Lübb Özün Özü, (Osmanlıca’dan çeviri):

5. Salât- Namaz ve Ezan-ı muhammedi’de Bazı hakikatler: “İngilizce, İspanyolca”

6. İslâm’da Mübarek Geceler, bayramlar ve Hakikatleri: (Fransızca)

7. İslâm, İmân, İhsân, İkân, (Cibril Hadîs’i):

8. Tuhfetu’l Uşşâkiyye, (Osmanlıca’dan çeviri):

9. Sûre-i Rahmân ve Rahmâniyyet:

10. Kelime-i Tevhid, değişik yönleriyle:

11. Vâhy ve Cebrâil:

12. Terzi Baba (1) ve Necm Sûresi:

13. (13) On üç ve Hakikat-i İlâhiyye:

14. İrfan mektebi, “Hakk yolu”nun seyr defteri ve şerhi

15. 6 Pey- (1) Hz. Âdem Safiyyullah (a.s.)

16. Divân (3)

19. Sûre-i Feth ve fethin hakikat-i.

21. 6 Pey-(2) Hz. Nûh Neciyyullah: (a.s.)

22. Sûre-i Yûsuf ve dervişlik:

24. 6 Pey-(3) Hz. İbrâhîm Halîlûllah: (a.s.)

35. Fâtiha Sûresi:

39. Terzi Baba: (2)

41. İnci tezgâhı:

49. 36-Yâ’sîn, Sûresi:

59. 6 Pey-(4) Hz. Mûsâ Kelîlmullah: (a.s.)

60. 6 Pey-(5) Hz. Îsâ Rûhullah: (a.s.)

61. 6 Pey-(6) Hz. Muhammed: (s.a.v.)

63. İnci mercan tezgâhı

67. 067-Mülk Sûresi:

68. 1-namaz sureleri

69. 2-namaz sureleri

88- Nusret Tura-Divanı. Erler demine.

91-Terzi Baba (7) Biismi has “Selâm” (13)

95- Terzi Baba-(8) (19/53)

96- 41-Fussilet Sûresi.

103-terzi Baba yüksek lisans tezi.

118- 52-Tûr suresi. Ve M. Nusret tura.

129-Terzi Baba divanı. “Tüm şiirlerim.”

177- Terzi Baba, “14-İrfan mektebi” İlâhiyat tezi.


(H) Yayınları tarafından basılan kitaplarımız:


6. İslâm’da Mübarek Geceler, bayramlar ve hakikatleri:

14. İrfan mektebi, “Hakk yolu”nun seyr defteri.

15. 6 Pey- (1) Hz. Âdem-safiyeti. Safiyyullah. (a.s.)

88- Nusret Tura-Divanı. Erler demine.


Terzi Baba kitapları sıra listesi

KAYNAKÇA

1. KÛR’ÂN VE HADîS :

2. VEHB : Hakk’ın hibe yoluyla verdiği ilim.

3. KESB : Çalışılarak kazanılan ilim.

4. NAKİL : Muhtelif eserlerden, Mesnevi’i şerif, İnsân-ı Kâmil, Fusûsu’l Hikem ve sohbetlemizden müşahede ile toplanan ilim.

(Gönülden Esintiler)

1. Necdet Divanı:

2. Hacc Divanı:

3. İrfan Mektebi, Hakk Yolu’nun Seyr defteri:

4. Lübb’ül Lübb Özün Özü, (Osmanlıca’dan çeviri):

5. Salât- Namaz ve Ezan-ı muhammedi’de Bazı hakikatler: “İngilizce, İspanyolca”

6. İslâm’da Mübarek Geceler, bayramlar ve Hakikatleri: (Fransızca)

7. İslâm, İmân, İhsân, İkân, (Cibril Hadîs’i):

8. Tuhfetu’l Uşşâkiyye, (Osmanlıca’dan çeviri):

9. Sûre-i Rahmân ve Rahmâniyyet:

10. Kelime-i Tevhid, değişik yönleriyle:

11. Vâhy ve Cebrâil:

12. Terzi Baba (1) ve Necm Sûresi:

13. (13) On üç ve Hakikat-i İlâhiyye:

14. İrfan mektebi, “Hakk yolu”nun seyr defteri ve şerhi

15. 6 Pey- (1) Hz. Âdem Safiyyullah (a.s.)

16. Divân (3)

17. Kevkeb. Kayan yıldızlar.

18. Peygamberimizi rû’ya-da görmek.

19. Sûre-i Feth ve fethin hakikat-i.

20. Terzi Baba Umre (2009)

21. 6 Pey-(2) Hz. Nûh Neciyyullah: (a.s.)

22. Sûre-i Yûsuf ve dervişlik:

23. Değmez dosyası:

24. 6 Pey-(3) Hz. İbrâhîm Halîlûllah: (a.s.)

25. -1-Köle ve incir dosyası:

26. Bir zuhûrât’ın düşündürdükleri:

27. -2-Genç ve elmas dosyası:

28. Kûr’ân’da Tesbîh ve Zikr:

29. Karınca, Neml Sûresi:

30. Meryem Sûresi:

31. Kehf Sûresi:

32. 3-Terzi Baba İstişare dosyası:

33. Terzi Baba Umre dosyası: (2010)

34. -3-Bakara dosyası:

35. Fâtiha Sûresi:

36. Bakara Sûresi:

37. Necm Sûresi:

38. İsrâ Sûresi:

39. Terzi Baba: (2)

40. Âl-i İmrân Sûresi:

41. İnci tezgâhı:

42. 4-Nisâ Sûresi:

43. 5-Mâide Sûresi:

44. 7-A’raf Sûresi:

45. 14-İbrâhîm Sûresi:

46. İngilizce, Salât-Namaz:

47. İspanyolca, Salât-Namaz:

48. Fransızca İrfan mektebi:

49. 36-Yâ’sîn, Sûresi:

50. 76-İnsân, Sûresi:

51. 81-Tekvir, Sûresi:

52. 89-Fecr, Sûresi:

53. Hazmi Tura:

54. 95-Beled-Tîn, Sûresi:

55. 28- Kasas, Sûresi:

56. İrfan-Mek-Şer-Fransızca-Baba:

57. 20-TÂ HÂ Sûresi:

58. Mirat-ül-İrfan-ve-şerhi:

59. 6 Pey-(4) Hz. Mûsâ Kelîlmullah: (a.s.)

60. 6 Pey-(5) Hz. Îsâ Rûhullah: (a.s.)

61. 6 Pey-(6) Hz. Muhammed: (s.a.v.)

62. -4-Bir ressam hikâyesi:

63. İnci mercan tezgâhı

64. Ölüm hakkında:

65. Reşehatt’an bölümler:

66. Risâle-i Gavsiyye:

67. 067-Mülk Sûresi:

68. 1-Namaz Sûrereleri:

69. 2-Namaz Sûrereleri:

70. Yahova Şahitleri:

71. Mü-Geceler-Fran-les-nuits:

72. Îman bahsi:

73. Celâl cemâl Celâl:

74. 2012 Umre dosyası:

75. Gülşen-i Râz şerhi:

76. -5-Doğdular, yaşadılar hikâyesi:

77. Aşk ve muhabbet yolu:

78. A’yân-ı sâbite. Kazâ ve kader:

79- Terzi Baba-(4) İstişare dosyası.

80- Terzi Baba-(5) İstişare dosyası.

81- Hayal vâdîsi’nin çıkmaz sokakları:

82- Mektuplarda yolculuk-M.Nusret-Tura.

83- 2013 Umre dosyası.

84- Nusret Tura-Vecizeler ve ata sözleri.

85- Nusret Tura-Tasavvufta aşk ve gönül.

86- Terzi Baba-(6) İstişare dosyası.