İçeriğe atla
Cumâ 8Cüz 28 · Sayfa 553

Cumâ Sûresi 8. Âyet

الجمعة

Sohbete sor

Kul inne-lmevte-lleżî tefirrûne minhu fe-innehu mulâkîkum śümme turaddûne ilâ ‘âlimi-lġaybi ve-şşehâdeti feyunebbi-ukum bimâ kuntum ta'melûn(e)(a)

De ki: "Sizin kendisinden kaçıp durduğunuz ölüm var ya, o mutlaka size ulaşacaktır. Sonra gaybı da, görünen alemi de bilen Allah'a döndürüleceksiniz de, O size yapmakta olduklarınızı haber verecektir."

Cumâ Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Bu âyeti kerime de efendimiz (s.a.v.) ve her ümmetinde kim okuyorsa onu şahsınadadır.

Burada bahsedilen zaruri ölümdür. Ölümü tadıştan kaçış olmadığını ifade etmekte ve her nerede olursanız sizi bulacaktır diye ifade etmektedir. Ama hayalde olan yine hayali olarak dönecektir. (M.D.)

“O gayb ve şahadet âlemlerini bilene döndüreleceksiniz” diyor, demek ki bu âlemlerin içerisinde madde gözüyle tespit edemediği-miz bir gayb var ve kendimizdeki gaybten yola çıkarak o gaybi anlamamız çok daha kolay olur. Gaybe imân, maddeye şahadetlik, biz bu iki hakikati idrak etmiş olursak Rabbimizi de kendimizi de daha iyi anlamış oluruz.

“Eşhedü en lâ ilâhe illâllah” değilmidir bizim dinimiz ilk şartı, “Eşhedü” ben görüyorum, müşahede ediyorum ki, Allah’ın varlığından başka bir varlık yoktur ve gayb âlemi olarakta imân ediyorum ki o da Allah’ın varlığından başka bir şey değildir. O kimseler ki müşahede âlemine şâhit olurlar, gayb âlemine de imân ederler, gayb âlemine olan imân kuvvetli bir imân ise o da müşahede gibidir, şahadet gibidir.[34]

Dönüşün daha bugünden buraya olması lazımdır ki ahret nefsi emmare ile yapılanların haberleri almak kişi için hoş olmasa gerektir. (M.D.)

Çünkü her şey, O'nun ilminde sabit olan bir hakikatten (ayn-ı sâbite) gelir ve yine o ilimdeki hükmüne göre sonuçlanır. Dönüş, ilimden ilme, ama nihayetinde "İlm-i İlâhî"nin ta kendisine olan dönüştür.

"Haber Verecektir (Yünebbi'ukum)": Bu bir "anlatma" değil, "zahir kılma, açığa çıkarma"dır. Muhyiddin İbn-i Arabî hazretleri, kıyamet gününü, "Hakikatlerin tecessüd ettiği (cisimleştiği) gün" olarak yorumlamaktadır. İnsanın bâtınındaki her şey, o gün bir surete (haşr-i cismânî) bürünerek karşısına çıkacaktır. Nefsin "ben Allah'ın dostuyum" iddiası da, "benden başkası doğru değil" kibri de, kendi öz suretinde görünecektir. Bu, "nefsin kendi aynasında kendini görmesi"dir. Orada haber veren aslında nefsin kendi fiillerinin hakikatleridir; Allah ise, o hakikatleri olduğu gibi izhar edendir.[35]


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)