Ve enfikû min mâ razeknâkum min kabli en ye/tiye ehadekumu-lmevtu feyekûle rabbi levlâ aḣḣartenî ilâ ecelin karîbin fe-assaddeka ve ekun mine-ssâlihîn(e)
Herhangi birinize ölüm gelip de, "Ey Rabbim! Beni yakın bir zamana kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam!" demeden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayın.
Birinize ölüm gelip de: "Rabbim, beni yakın bir süreye kadar erteleseydin de sadaka verip iyilerden olsaydım!" demesinden önce, size verdiğimiz rızıktan (Allah) için harcayın.
Münâfikûn Suresi'nin 10. ayeti, ölüm gelmeden önce infak etmenin ve salih ameller işlemenin önemini vurgulamaktadır. Ayet, rızık, ölüm, erteleme, sadaka ve salih olma gibi temel kavramlar üzerinden insanın dünya hayatındaki sorumluluklarını ve ahiret hazırlığını ele almaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): N-f-q kökünden türeyen infak, malın elden çıkarılması, harcanması anlamına gelir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın verdiği rızıklardan başkalarına vermek suretiyle malı tüketmeyi ifade eder ve bu, Allah rızası için yapılan harcamaları kapsar.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): İnfak kelimesi, malın tükenmesi, bitmesi anlamında mecazi olarak kullanılır. Ayetteki 'infak edin' emri, malın Allah yolunda harcanarak bereketlenmesi ve ahirete yatırım yapılması anlamını taşır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İnfak, Kur'an'da 'Allah yolunda harcama' anlamında merkezi bir kavramdır. Bu ayette, ölüm gelmeden önce yapılan infakın, kişinin ahiretteki durumunu iyileştirecek bir eylem olarak sunulduğu görülür. Malın sadece biriktirilmek yerine, toplumsal fayda için kullanılması gerektiğini vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Rızık, Allah'ın kullarına bahşettiği her türlü nimeti ifade eder. Bu ayetteki 'size rızık olarak verdiklerimizden' ifadesi, mal ve mülkün Allah'ın bir lütfu olduğunu ve bu lütfun Allah yolunda harcanması gerektiğini belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rızık, hem maddi hem de manevi her türlü nimeti kapsar. Ayetteki bağlamda, özellikle maddi varlıklar kastedilmekle birlikte, bu varlıkların Allah'tan geldiği ve O'nun rızası için kullanılması gerektiği vurgulanır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Rızık kavramı, Kur'an'da Allah'ın mutlak vericiliğini ve kulların O'na olan bağımlılığını gösterir. Ayette, rızıkların Allah'tan geldiği bilinciyle infak etmenin, şükrün bir göstergesi olduğu ve ahiret için bir hazırlık olduğu anlamını taşır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Mevt, hayatın zıddı olup, ruhun bedenden ayrılması halidir. Ayette, 'ölüm gelmeden önce' ifadesi, dünya hayatının sonluluğunu ve bu son gelmeden önce yapılması gereken amellerin önemini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Mevt, canlılığın sona ermesi ve ruhun bedenden ayrılmasıdır. Bu ayette, ölümün kaçınılmaz bir son olduğu ve bu sona hazırlık yapılması gerektiği mesajını verir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Ölüm, Kur'an'da bir son olmaktan ziyade, ahiret hayatına geçişin bir kapısı olarak ele alınır. Bu ayette, ölümün bir dönüm noktası olduğu ve bu noktadan sonra amellerin telafisinin mümkün olmayacağı gerçeği vurgulanır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Te'hir, bir şeyi vaktinden sonraya bırakmaktır. Ayetteki 'beni ertelesen' ifadesi, ölüm anında pişmanlık duyan kişinin, ibadet ve sadaka için ek süre istemesini ifade eder. Bu, dünya hayatında fırsatların iyi değerlendirilmesi gerektiğini gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Te'hir, bir şeyin zamanını uzatmak, geciktirmektir. Ayetteki bu talep, ölümle yüzleşen kişinin, geçmişteki ihmallerini telafi etme arzusunu yansıtır, ancak bu talebin artık fayda vermeyeceği ima edilir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Sadaka, 'sıdk' (doğruluk) kökünden gelir ve kişinin imanının doğruluğunun bir göstergesi olarak Allah yolunda verdiği maldır. Ayetteki 'sadaka versem' ifadesi, ölüm anında kişinin en çok arzu ettiği amellerden birinin sadaka olduğunu gösterir, zira sadakanın ahiretteki faydası büyüktür.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sadaka, Allah rızası için verilen maldır ve kişinin imanının samimiyetini gösterir. Ayetteki bu istek, sadakanın ahiret için ne denli önemli bir yatırım olduğunu vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Sadaka, Kur'an'da hem maddi hem de manevi yardımları kapsayan geniş bir kavramdır. Bu ayette, özellikle maddi infak anlamında kullanılmış olup, ölümden sonra pişmanlık duyan kişinin, bu dünyada yapmadığı sadakayı yapma arzusunu dile getirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Salih, fesadın zıddı olup, doğru ve iyi olanı ifade eder. Salih kimseler, hem kendileri için hem de başkaları için faydalı işler yapan, Allah'ın emirlerine uygun yaşayan kişilerdir. Ayetteki 'iyilerden olsam' ifadesi, kişinin ölüm anında salih amellerle anılma ve salihler zümresine katılma arzusunu gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Salih, her türlü iyiliği ve doğruluğu kapsayan bir kavramdır. Ayette, ölümden sonraki pişmanlıkta dile getirilen bu arzu, dünya hayatında salih ameller işlemenin ahiretteki karşılığının ne denli büyük olduğunu ortaya koyar.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Salih kavramı, Kur'an'da sadece bireysel dindarlığı değil, aynı zamanda toplumsal sorumluluğu da içeren geniş bir anlam taşır. Bu ayette, salihlerden olma arzusu, kişinin hem Allah'a karşı görevlerini yerine getirme hem de topluma faydalı olma isteğini yansıtır.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.