İnnâ lemmâ taġâ-lmâu hamelnâkum fî-lcâriye(ti)
(11-12) Şüphesiz, (Nuh zamanında) su bastığı vakit, sizi gemide biz taşıdık ki, bu olayı sizin için bir uyarı yapalım ve belleyecek kulaklar da onu bellesin.
Kuşkusuz, sular kabarınca sizi gemide biz taşıdık.
Bu ayet, Nuh Tufanı'na atıfta bulunarak Allah'ın kudretini ve insanlığa olan lütfunu vurgulamaktadır. Ayetteki anahtar kavramlar, suyun azgınlığını, geminin taşıyıcılığını ve bu olayın bir ibret oluşunu dilbilimsel ve semantik açıdan derinlemesine incelemektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, طغيان (tuğyan) kelimesini haddi aşmak, sınırı geçmek olarak açıklar. Ayetteki 'طَغَا ٱلْمَآءُ' ifadesi, suyun normal seviyesini aşarak her yeri kaplaması ve azgınlaşması durumunu ifade eder. Bu, Allah'ın kudretinin bir tecellisi olarak suyun kontrol dışına çıkmasını anlatır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'طغى الماء' ifadesini 'su yükseldi ve her şeyi kapladı' şeklinde tefsir eder. Bu, suyun sadece taşmakla kalmayıp, aynı zamanda yeryüzünü istila etmesi ve her şeyi kuşatması anlamını taşır ki, bu da Nuh Tufanı'nın şiddetini ve kapsamını vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'tuğyan' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'a karşı gelme, haddi aşma ve isyan etme anlamlarında kullanıldığını belirtir. Ancak bu ayette, cansız bir varlık olan su için kullanılması, suyun tıpkı isyan eden bir varlık gibi kontrol dışına çıkarak azgınlaşmasını ve ilahi bir ceza aracı haline gelmesini sembolize eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'ماء' kelimesinin bilinen anlamı olan 'su' olduğunu belirtir. Ancak ayetteki bağlamda, bu suyun sıradan bir su değil, tufan suları olduğunu ve Allah'ın emriyle azgınlaşarak helak edici bir güce dönüştüğünü ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'ماء' kelimesinin hem hayat veren hem de helak eden bir unsur olarak Kur'an'da geçtiğini vurgular. Bu ayetteki 'ماء', Allah'ın kudretinin bir göstergesi olarak, insanlığın isyanına karşı bir ceza aracı olarak kullanılmış ve helak edici özelliğini ön plana çıkarmıştır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'حمل' kelimesinin bir şeyi taşımak, yüklenmek anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'حَمَلْنَاكُمْ' ifadesi, Allah'ın insanları (Nuh ve beraberindekileri) gemiye bindirerek tufandan kurtarmasını, onlara lütuf ve merhametle muamele etmesini ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, bu fiilin Allah'a isnat edilmesiyle, taşıma eyleminin sadece fiziksel bir eylemden öte, ilahi bir koruma ve kurtarma lütfu olduğunu vurgular. Allah'ın insanları tufanın şiddetinden koruyarak yeni bir başlangıç için taşıdığını belirtir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'haml' kökünün Kur'an'da genellikle bir sorumluluğu üstlenmek, bir yükü taşımak ve korumak anlamlarında kullanıldığını ifade eder. Bu ayetteki kullanım, Allah'ın insanlığın devamını sağlama sorumluluğunu üstlenerek onları tufandan kurtarmasını ve yeni bir neslin taşıyıcısı olmalarını sağlamasını anlatır.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Es-Sicistânî, 'جَارِيَة' kelimesinin 'akan, yürüyen' anlamında olduğunu ve bu bağlamda su üzerinde akıp giden gemiyi ifade ettiğini belirtir. Nuh'un gemisi, tufan suları üzerinde akıp giderek inananları taşıyan bir kurtuluş aracı olmuştur.
Abu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): El-Kefevî, 'جَارِيَة' kelimesinin 'cereyan eden, hareket eden' anlamını taşıdığını ve bu ayette Nuh'un gemisine atıfta bulunarak, geminin su üzerinde hareket kabiliyetini ve Allah'ın emriyle bu hareketin gerçekleştiğini vurgular. Bu, geminin sadece bir taşıma aracı değil, aynı zamanda ilahi bir mucize olduğunu gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'cereyan' kökünün Kur'an'da genellikle Allah'ın kudretinin bir tezahürü olarak doğal olayların akışını ifade ettiğini belirtir. 'ٱلْجَارِيَةِ' kelimesinin burada kullanılması, geminin Allah'ın iradesiyle su üzerinde akıp gitmesini ve ilahi bir kurtuluş planının parçası olmasını sembolize eder.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.