İçeriğe atla
Hâkka 30Cüz 29 · Sayfa 567

Hâkka Sûresi 30. Âyet

الحاقة

Sohbete sor

Ḣużûhu feġullûh(u)

(Allah, şöyle der:) "Onu yakalayıp bağlayın."

Hâkka Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Kendisine verilen tüm imkanlar elinde alınmakta ve nefsi emmare istikametinde kullandığı vehimi, hayali bağlanmakta ve artık selahiyeti olmadığı için bağlanmaktadır. (M.D.)

Bu ayet, "nefs-i emmâre'nin (kötülüğü emreden nefs) enâniyet ve tuğyanının artık nihai olarak durdurulması, onun ilâhî kahır ile kuşatılması ve cehennemî akıbete mahkûm edilmesi" anlamına gelir. Bu emir, ilâhî celâlin (kahredici kudretin) tecellisidir.

"Tutun onu!" (huzûhu): "ahz" (tutmak, yakalamak) fiili, "ilâhî kahır ve celâlin kulu kuşatması" nı ifade eder. Daha önceki ayetlerde (69/25-29) kişi, kitabının verilmesinden, hesabının mahiyetini bilmekten, malının fayda vermediğinden ve gücünün yok olup gittiğinden yakınmıştır. Bu, onun dünyada güvendiği her şeyin elinden alınmasıdır. Şimdi ise sıra, "bizzat kendi varlığının (nefsinin) ilâhî kudret tarafından kuşatılmasına" gelmiştir.

İbn Ebî Hâtim'in rivayet ettiği bir hadis-i şerifte, Allah "Tutun onu!" dediğinde, yetmiş bin meleğin hemen ona yöneldiği ve her bir meleğin bir işaretle yetmiş bin kişiyi cehenneme atabilecek güçtedir.

"Hemen bağlayın onu!" (Fe gullûh): 

"Gull", boyna ve ellere vurulan pranga, demir halka demektir. "Taglîl" ise, birini prangaya vurmak, zincire vurmak anlamına gelir

a) Nefsin Azgınlığının Durdurulması: Dünyada iken nefs-i emmâre, sürekli kötülüğü emreder, azar, tuğyana kaçar, durdurulamaz bir hırs ve şehvet içinde koşar. Âhirette ise bu azgınlık artık durdurulur. Nefis, prangaya vurulmuş gibi, artık hiçbir yere kımıldayamaz, hiçbir kötülük işleyemez hale gelir. Bu, onun için ayrı bir azaptır; çünkü kötülük işleme, azma, şehvetini tatmin etme imkânı elinden alınmıştır.

b) Hürriyet Vehminin Elinden Alınması: Dünyada iken insan, nefsinin arzularına uyarak kendini hür zanneder, istediği gibi yaşadığını düşünür. Oysa bu, vehmî bir hürriyettir. Gerçekte o, nefsinin ve şeytanın esiridir. Âhirette ise bu vehmî hürriyet elinden alınır ve gerçek esaretiyle (ilâhî kahra mahkûmiyetle) yüzleşir. Prangalar, işte bu "hakiki esaretin" sembolüdür.

c) Azap Meleklerine Teslim: "Bağlayın" emri, aynı zamanda bu kişinin azap meleklerine (zebanilere) teslim edilmesini de ifade eder. Dünyada iken ona güzel davranan, onu koruyup kollayan rahmet melekleri (hafaza melekleri, kiramen kâtibin) artık ondan ayrılmıştır. Şimdi onu, azap melekleri kuşatmış, sarmış, bağlamış ve cehenneme sürüklemektedir.[71]

Allah (c.c.) dışında her şey (mâsivâ) bir "kayd" (sınırlama, bağ) altındadır. İnsan, dünyada iken bu kayıtlardan (nefsânî bağlar, mâsivâ sevgisi, gaflet) kurtulup Hakk'a yöneldiği ölçüde gerçek hürriyete (ıtlâk) erer.

Kitabı soldan verilen kişi, dünyada iken bu kayıtlardan kurtulamamış, aksine onlara daha sıkı sarılmış, nefsinin arzularına (hevâ) esir olmuştur. Âhirette ise bu manevî esaretinin fizikî bir karşılığını görür: Boynuna ve ellerine prangalar vurulur. 69/30 ayeti, işte bu "içsel (nefsani) esaretin dışa vurumu" dur.[72]