Śumme-lcahîme sallûh(u)
"Sonra onu cehenneme atın."
"Sonra cehenneme atın onu."
Bu ayet, kıyamet gününde inkarcılara yönelik ilahi emri bildirmekte ve cehennem azabının şiddetini vurgulamaktadır. 'Cehennem' ve 'yaslamak' kavramları, azabın kaçınılmazlığını ve yakıcılığını dilbilimsel olarak ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'cahîm' kelimesini 'cahm' kökünden türemiş olarak açıklar ve 'şiddetli ateş' anlamına geldiğini belirtir. Özellikle 'cahîm', alevleri üst üste yığılmış, derin ve geniş çukurlu cehennem için kullanılır. Ayetteki kullanımı, azabın mekânının dehşetini ve yakıcılığını ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'cahîm' kelimesinin Arapların 'şiddetli ateş' anlamında kullandığı bir ifade olduğunu belirtir. Ayetteki 'cehenneme yaslayın' ifadesiyle, bu şiddetli ateşe atılmanın kaçınılmazlığı ve doğrudanlığı vurgulanır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'cahîm' gibi cehennem isimlerinin sadece bir yer adı olmaktan öte, aynı zamanda bir azap durumu ve ilahi adaletin tecellisi olduğunu vurgular. Bu ayette 'cahîm', inkarcıların karşılaşacağı nihai ve şiddetli cezayı sembolize eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'sallevhû' fiilinin 'ateşe sokmak, ateşte yakmak' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki emir kipi, bu eylemin kesinliğini ve ilahi bir hüküm olduğunu gösterir. Cehenneme yaslama eylemi, azabın doğrudan ve şiddetli bir şekilde uygulanacağını ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'salâ' fiilinin 'ateşe maruz kalmak, ateşte yanmak' anlamlarına geldiğini açıklar. 'Sallûhû' emri, bir şeyi ateşe atmak ve onunla yakmak demektir. Bu ayetteki kullanımı, inkarcıların cehennem ateşine atılmasını ve orada azap görmesini emreder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'salâ' kökünün Kur'an'da genellikle cehennem ateşiyle ilişkilendirildiğini ve 'yakmak, ateşe atmak' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'sallûhû' fiili, ilahi bir emir olarak, inkarcıların cehennemin şiddetli azabına maruz bırakılacağını kesin bir dille ifade eder.
Hâkka Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Nefsi emmarenin vehim ateşi yakin olarak vaki olmuş ve ve bu ateş sol ehlinin cehennemi olmuş ve bu ateşin içine atılmasını tüm benliği ile hissetmeye başlamıştır. (M.D.)
"Cahîm" kelimesi, "cahame" (çok derin kuyu, ateşi çok şiddetli olan) kökünden türemiştir. O, cehennemi sadece fizikî bir azap mekânı olarak değil, aynı zamanda "manevî bir azap hali" olarak da yorumlar. Bu manevî azabın en büyük unsuru, "Allah'tan uzaklık" (bu'd) ve "ilâhî rahmetten mahrumiyet" tir (hırmân). Cehennem ehli, Allah'ı hatırlamanın, O'nun zikriyle huzur bulmanın, O'nun cemâlini müşahede etmenin lezzetinden ebediyen mahrum kalır. İşte asıl büyük azap budur. Fizikî ateş, bu manevî azabın sadece bir yansımasıdır.
"Atın onu!" (Sallûh): Fiili, "onu cehenneme atın, onu o ateşe yaslayın, onu oraya sokun" anlamlarına gelir. Bu fiil, azabın şiddetini ve kişinin içine düştüğü aşağılanma halini vurgular.
a) Nefsânî Varlığın Tamamen Yok Oluşu: Daha önceki
ayetlerde (69/25-29) kişinin dünyada güvendiği her şey (mal, güç, itibar) elinden alınmıştı. 69/30'da bizzat kendi varlığı (nefsi) tutulup bağlanmıştı. Şimdi ise, bu bağlanmış varlık, cehennem ateşine atılmaktadır. Bu, nefsânî varlığın (enâniyet, benlik iddiası) tamamen yok oluşunun ve ilâhî kahır içinde eriyip gitmesinin sembolüdür.
b) Aşağılanmanın Doruk Noktası: Dünyada iken kendini büyük gören, böbürlenen, kibirlenen, başkalarına tepeden bakan bu nefs, şimdi en aşağılık duruma düşürülmüştür. Cehenneme "atılması", bu aşağılanmanın (zillet) en uç noktasıdır. Artık o, değersiz bir nesne gibi ateşe fırlatılıp atılmaktadır.
c) "Salâvet" (Ateşe Atma) ve "Salât" (Namaz) İlişkisi: "Salâvet" (ateşe atma) ile "salât" (namaz, dua) kelimeleri aynı kökten gelebilir. Nasıl ki namaz, kişiyi Allah'a yaklaştırıp yüceltiyorsa (şeref), cehenneme atılmak da kişiyi Allah'tan uzaklaştırıp alçaltmaktadır (zillet). Bu, dünyada iken Allah'a yönelmeyenlerin (salâtı terk edenlerin) âhiretteki karşılığıdır. Nitekim 74/42-43 ayetlerinde cehennemliklere "Sizi bu cehenneme sokan nedir?" diye sorulduğunda, "Biz namaz kılanlardan değildik" cevabını vereceklerdir.[73]