İçeriğe atla
Hâkka 32Cüz 29 · Sayfa 567

Hâkka Sûresi 32. Âyet

الحاقة

Sohbete sor

Śumme fî silsiletin żer'uhâ seb'ûne żirâ'an feslukûh(u)

"Sonra uzunluğu yetmiş arşın olan zincire vurun onu."

Hâkka Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“Seb’ûne” yetmiş, yedi nefis mertebesinin her birerinin 10 kötü ahlakından kınayedir. Nefis mertebelerinin kötü ahlakının vehim ateşi sol ehline yetmiş arşın zincir olmuş ve cehenneme bağlamıştır. Nasıl vahşi hayvanları zincire bağlarlar. Nefsi emmarenin hayal ve vehimi zincire bağlanarak özgürlüğü elinden alınmıştır. (M.D.)

"zincir" (silsile), "insanın dünya hayatında iken kalbini bağladığı, kendisiyle Hakk arasına perde çektiği her şeyin" sembolüdür. Bu zincir, fizikî olmaktan çok önce manevî bir gerçekliktir. Kişi, dünyada iken:

Mal sevgisiyle,

Makam ve şöhret hırsıyla,

Nefsânî arzularıyla (şehvet),

Bâtıl inanç ve taklitlerle,

Günah alışkanlıklarıyla kendi kendine "görünmez zincirler" örmüş, kalbini bu zincirlerle Hak'tan bağlamıştır. Âhirette ise bu manevî zincirler, fizikî birer azap aracına dönüşür (tecessüd-ü a'mâl). Kişi, dünyada iken gönlünü bağladığı şeylerin, şimdi boynuna, eline, ayağına vurulmuş birer pranga olduğunu görür. 69/32 ayeti, işte bu "manevî bağların maddî azaba dönüşmesi" nin ifadesidir.[74]

"Yetmiş Arşın" (Seb'ûne Zirâ'an) Zincirin uzunluğunun yetmiş arşın (yaklaşık 35-50 metre) olduğu ifade edilir.

"Yetmiş" sayısı, Arapça'da ve Kur'an'da sıkça "çokluk, kesret, tamlık, şiddet" anlamında kullanılan bir kinayedir.

"Oraya Sokun!" (Feslukûh) "Feslukûh" fiili, "onu oraya (zincirin içine) sokun, geçirin, dahil edin" anlamına gelir. Bu ifade, azabın artık kişinin bizzat kendi varlığına nüfuz ettiğini, onu çepeçevre kuşattığını gösterir. "nefsânî varlığın ilâhî kahır içinde tamamen kayboluşu, eriyişi" dir. Kişi, artık kendi varlığını bile hissedemez hale gelir; çünkü o, tamamen zincirlerin (günahlarının) ve ateşin (cehennemin) içinde kaybolmuştur. Bu, dünyada iken Allah'tan gayrısına (mâsivâya) dalıp kaybolanların (fîhi yemûhûn) âhiretteki akıbetidir.