Tenzîlun min rabbi-l'âlemîn(e)
O, alemlerin Rabbi tarafından indirilmedir.
O, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmedir.
Bu ayet, Kur'an'ın ilahi menşeini vurgulayarak, onun 'Alemlerin Rabbi'nden indirilmiş' olduğunu açıkça ifade etmektedir. Ayet, Kur'an'ın kaynağına dair herhangi bir şüpheyi ortadan kaldırmayı hedeflemektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'tenzîl' kelimesinin 'inzâl'den daha özel olduğunu, 'inzâl'in genel olarak bir şeyi aşağı indirmeyi ifade ederken, 'tenzîl'in aşamalı ve peyderpey indirmeyi belirttiğini söyler. Ayetteki 'tenzîl', Kur'an'ın Allah tarafından Hz. Muhammed'e (s.a.v.) belirli bir süreç içinde, parça parça vahyedilişini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'tenzîl'i 'vahy' ve 'kitap' anlamında kullanır. Ayetteki 'tenzîl', Kur'an'ın bizzat kendisi için bir sıfat olarak kullanılmış olup, onun ilahi bir vahiy olduğunu ve Allah katından geldiğini ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'tenzîl' kavramının Kur'an'ın temel özelliklerinden biri olduğunu ve onun 'gökten indirilmiş' bir kitap olma vasfını taşıdığını belirtir. Bu, Kur'an'ın beşeri bir eser değil, ilahi bir kelam olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'Rab' kelimesinin asıl anlamının 'bir şeyi tedricen kemale erdirmek' olduğunu belirtir. Ayetteki 'Rab', sadece yaratıcı değil, aynı zamanda alemleri idare eden, terbiye eden ve onların ihtiyaçlarını karşılayan yüce varlığı ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'Rab' kelimesinin 'malik, seyyid, müdebbir, mürebbi' gibi anlamlara geldiğini ve Allah için kullanıldığında bu anlamların hepsini kapsadığını ifade eder. Ayetteki 'Rab', Kur'an'ı indiren ve alemlerin tüm işlerini yöneten kudret sahibi Allah'ı işaret eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'Rab' kavramının Kur'an'da Allah'ın en temel isimlerinden biri olduğunu ve O'nun yaratma, yönetme ve hükmetme sıfatlarını içerdiğini vurgular. Ayetteki 'Rab', Kur'an'ın kaynağının, tüm varoluşu kontrol eden ve yönlendiren yüce kudret olduğunu belirtir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'âlemîn' kelimesinin 'âlem'in çoğulu olduğunu ve Allah'tan başka akıl sahibi olan her şeyi kapsadığını belirtir. Ayetteki 'âlemîn', sadece insanları değil, cinleri, melekleri ve tüm varlık âlemlerini içine alan geniş bir anlam taşır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'âlem' kelimesinin 'alamet'ten türediğini ve varlıkların yaratıcısını işaret eden bir alamet olduğunu ifade eder. 'Âlemîn' ise, Allah'ın varlığına ve birliğine delalet eden tüm varlık kategorilerini kapsar. Ayetteki kullanımı, Kur'an'ın sadece belirli bir topluluğa değil, tüm evrene hitap eden evrensel bir mesaj olduğunu gösterir.
Ebû'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'âlem'in 'Allah'tan başka her şey' olarak tanımlandığını ve 'âlemîn'in bu genel tanımın çoğulu olduğunu belirtir. Ayetteki 'âlemîn', Kur'an'ın indirildiği Rabbin, sadece belirli bir bölgenin veya milletin değil, tüm evrenin ve içindeki her şeyin Rabbi olduğunu vurgular.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.