Fe-emmâ śemûdu feuhlikû bi-ttâġiye(ti)
Semud kavmi korkunç bir sarsıntı ile helak edildi.
Semûd kavmi korkunç bir sesle yok edildi.
Hâkka Suresi'nin 5. ayeti, Semud kavminin helak edilişini 'et-Tâğıye' kelimesiyle ifade ederek, bu helakın şiddetini ve kaynağını dilbilimsel bir derinlikle ortaya koymaktadır. Ayet, Semud'un akıbetini vurgularken, 'Tâğıye' kelimesinin semantik zenginliği üzerinden ilahi azabın mahiyetine işaret eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, Semud'u Kur'an'da adı geçen, Salih peygamberin kavmi olarak tanımlar. Ayetteki kullanımı, bu kavmin ilahi azaba uğrayan belirli bir topluluk olduğunu açıkça belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'kavim' kavramını incelerken, Semud gibi özel isimlerin, genellikle peygamberlere karşı çıkan ve bu yüzden helak edilen toplulukları temsil ettiğini belirtir. Bu ayette Semud, ilahi uyarıya kulak asmayan ve sonuçta cezalandırılan bir örnek olarak sunulur.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'helak' kelimesini 'yok olmak, ortadan kalkmak' anlamında kullanır. Ayetteki 'fauhlîkû' ifadesi, Semud kavminin tamamen ve kesin bir şekilde ortadan kaldırıldığını, varlıklarının sona erdiğini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'helak' kelimesinin mecazi anlamlarına da değinmekle birlikte, bu ayetteki kullanımının doğrudan fiziksel bir yok oluşu ifade ettiğini belirtir. Semud'un 'helak edilmesi', onların yaşamlarının ve varlıklarının son bulmasıdır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'helak' kelimesinin Kur'an'daki kullanımlarını inceleyerek, genellikle ilahi bir ceza sonucu meydana gelen topyekûn yok oluşu ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'fauhlîkû', Semud'un ilahi bir müdahale ile tamamen ortadan kaldırıldığını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'tâğî' kelimesini 'haddi aşan, sınırı geçen' olarak açıklar. 'Tâğıye' ise bu aşırılığın bir sonucu olarak ortaya çıkan büyük felaket veya azap anlamına gelir. Ayetteki 'bi't-tâğıye' ifadesi, Semud'un helakının, haddi aşan, şiddetli ve yıkıcı bir olayla gerçekleştiğini belirtir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'tâğıye' kelimesinin 'şiddetli çığlık, korkunç ses' veya 'şiddetli azap' anlamlarına geldiğini belirtir. Bu ayette, Semud'u helak eden felaketin olağanüstü bir şiddete sahip olduğunu, belki de bir sayha (çığlık) veya sarsıntı olduğunu ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'tâğıye' kelimesinin 'azgınlık, haddi aşma' kökünden türediğini ve bu bağlamda 'azgınlık eden şey' veya 'azgın bir felaket' anlamına geldiğini açıklar. Semud'un helak edildiği 'tâğıye', onların azgınlıklarının bir karşılığı olarak gelen, şiddetiyle her şeyi aşan bir azaptır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'tâğıye' kelimesinin 'aşırıya giden, haddi aşan' anlamının yanı sıra, 'büyük felaket, musibet' anlamında da kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'bi't-tâğıye', Semud'u kuşatan ve onları yok eden, şiddetiyle her şeyi aşan bir felaketi ifade eder.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.