İnne hâulâ-i mutebberun mâ hum fîhi vebâtilun mâ kânû ya'melûn(e)
Şüphesiz bunların (din diye) içinde bulundukları şey yok olmaya mahkumdur. Yapmakta olduklarının hepsi batıldır."
Çünkü o gördüklerinizin içinde bulundukları din, yok olmaya mahkûmdur ve bütün yaptıkları batıldır.
Bu ayet, İsrailoğullarının putperest bir kavimle karşılaşması ve Hz. Musa'nın onlara verdiği cevabı konu almaktadır. Ayetteki anahtar kavramlar, putperestliğin akıbetini ve batıl amellerin boşluğunu vurgulayarak, tevhid inancının önemini ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'tebâr' kelimesini helak ve yok oluş olarak açıklar. Ayetteki 'mütebber' ise, İsrailoğullarının karşılaştığı putperest kavmin taptığı şeylerin ve kendilerinin helak olacağını, parçalanıp dağılacağını ifade eder. Bu, onların akıbetinin kaçınılmaz bir yıkım olduğunu gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'mütebber' kelimesini 'muhlek' (helak edilmiş) olarak tefsir eder. Ayetteki bağlamda, putperestlerin içinde bulundukları durumun ve taptıkları şeylerin nihayetinde yok olacağını, hiçbir değer taşımayacağını mecazi bir anlatımla vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'tebâr' kelimesinin kök anlamının 'kırma, parçalama' olduğunu belirtir. 'Mütebber' ise, kırılmış, parçalanmış ve dolayısıyla yok edilmiş anlamını taşır. Ayette, putperestlerin taptığı putların ve inançlarının manevi olarak parçalanıp yok olacağını, hiçbir fayda sağlamayacağını ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'bâtıl' kelimesini 'hakkın zıddı' olarak tanımlar ve 'faydasız, geçersiz' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'bâtılün mâ kânû ya'melûn' ifadesi, putperestlerin yaptıkları amellerin, yani putlara tapma ve onlara ibadet etme eylemlerinin hiçbir geçerliliğinin olmadığını, ahirette kendilerine bir fayda sağlamayacağını vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'bâtıl' kelimesini 'zail olan, yok olan' olarak açıklar. Ayetteki bağlamda, putperestlerin işledikleri amellerin, yani putlara yönelik ibadetlerinin, tıpkı yok olacak putlar gibi, kendilerinin de bir gün yok olacağını ve bu amellerin hiçbir kalıcı değerinin olmadığını ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'bâtıl' kavramını Kur'an'da 'gerçek olmayan, temelsiz, boş' olarak analiz eder. Ayetteki 'bâtılün mâ kânû ya'melûn' ifadesi, putperestlerin eylemlerinin, yani putlara tapınmalarının, ilahi gerçeklikten yoksun olduğunu ve bu nedenle hiçbir anlam ve değer taşımadığını, boş bir çaba olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'amel' kelimesini 'kasıtlı olarak yapılan iş' olarak tanımlar. Ayetteki 'mâ kânû ya'melûn' ifadesi, putperestlerin bilinçli bir şekilde gerçekleştirdikleri putlara tapma ve onlara ibadet etme eylemlerini ifade eder. Bu eylemlerin 'bâtıl' olması, onların kasıtlı olarak yaptıkları bu işlerin boş ve faydasız olduğunu gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'amel' kelimesinin genel olarak 'fiil, iş' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'ya'melûn' kelimesi, putperestlerin sürekli olarak yaptıkları, alışkanlık haline getirdikleri putlara ibadet etme fiillerini ifade eder. Bu fiillerin 'bâtıl' olması, onların bu sürekli çabalarının dahi bir karşılığı olmadığını vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'amel' kavramının Kur'an'da genellikle 'sorumluluk gerektiren fiil' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'ya'melûn' ifadesi, putperestlerin Allah'a karşı sorumluluklarını yerine getirmeyip, putlara yönelerek işledikleri fiilleri anlatır. Bu fiillerin 'bâtıl' olması, onların bu sorumluluktan kaçışlarının ve yanlış eylemlerinin sonuçsuz kalacağını gösterir.
A’râf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(139) (İnne hâulâi mutebberun mâ hum fîhi ve bâtılun mâ kânû ya’melûn.)
“Çünkü o gördüklerinizin içinde bulundukları din, yok olmaya mahkûmdur ve bütün yaptıkları batıldır.”