Kâle eġayra(A)llâhi ebġîkum ilâhen vehuve faddalekum ‘alâ-l'âlemîn(e)
"Sizi alemlere üstün kılmış iken, Allah'tan başka ilah mı araştırayım size?"
Sizi âlemlere üstün kılan Allah olduğu halde, ben size O'ndan başka ilâh mı arayayım! dedi.
Bu ayet, Hz. Musa'nın kavmine hitaben, Allah'ın kendilerine bahşettiği üstünlüğü vurgulayarak, O'ndan başka bir ilah arayışının anlamsızlığını ve yanlışlığını ifade etmektedir. Ayet, tevhid inancının temelini ve Allah'ın yaratıcı ve lütufkâr vasıflarını dilbilimsel bir derinlikle ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'bağy' kelimesinin asıl anlamının 'bir şeyi talep etmek, istemek' olduğunu belirtir. Ayetteki 'ebğîküm' ifadesi, Hz. Musa'nın kavminin Allah'tan başka bir ilah edinme eğilimine karşı, 'sizin için böyle bir şeyi mi talep edeyim, arayayım?' şeklinde bir reddedişi ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'ebğîküm' ifadesini 'etlubu leküm' (sizin için ararım/isterim) olarak açıklar. Bu bağlamda, Hz. Musa'nın kavminin sapkın taleplerine karşı bir ret ve şaşkınlık ifadesidir, yani 'sizin için böyle bir ilahı nasıl arayabilirim ki?' anlamını taşır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'bağy' kökünün Kur'an'daki kullanımlarının genellikle 'aşırıya gitmek, haddi aşmak, haksızlık etmek' gibi olumsuz çağrışımlar taşıdığını belirtir. Ancak bu ayetteki 'ebğîküm' fiili, bir arayışın sorgulanması bağlamında, kavmin tevhid dışı bir arayışının ne kadar yanlış ve haddi aşan bir talep olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ilah' kelimesinin 'ibadet edilen, kendisine yönelinen' anlamında olduğunu belirtir. Ayetteki 'ilâhen' ifadesi, Allah'ın dışında, ibadete layık görülen herhangi bir varlığı temsil eder ve Hz. Musa'nın, Allah'tan başka bir ilah arayışının imkansızlığını vurgular.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'ilah' kelimesinin 'hayranlık duyulan, kendisine sığınılan' anlamlarına geldiğini ifade eder. Ayetteki kullanımıyla, kavmin Allah'ın lütuflarına rağmen başka bir 'ilah' arayışının ne kadar akıl dışı olduğunu gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'ilah' kavramının Kur'an'da 'mutlak güç, yaratıcı ve rızık verici' gibi temel niteliklerle tanımlandığını vurgular. Bu ayette, Allah'ın 'âlemlere üstün kılması' vasfı ile birlikte anılması, gerçek ilahın bu niteliklere sahip tek varlık olduğunu pekiştirir ve başka bir 'ilah' arayışının bu niteliklerden yoksun olduğunu ima eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'fadl' kelimesinin 'bir şeyin diğerinden daha fazla veya daha iyi olması' anlamına geldiğini belirtir. 'Faddaleküm' fiili, Allah'ın İsrailoğulları'na peygamberler göndermesi, mucizeler göstermesi ve onları Firavun'dan kurtarması gibi özel lütuflarla diğer kavimlere üstün kıldığını ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn, 'faddaleküm' ifadesinin 'onlara diğerlerinden daha fazla nimet ve ihsan verdi' şeklinde açıklar. Ayetteki bağlamda, bu üstünlük, Allah'ın onlara bahşettiği dinî ve dünyevi nimetlerin bir göstergesidir ve bu nimetlere nankörlük etmenin yanlışlığını vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'fadl' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'ın lütuf ve ihsanını ifade ettiğini belirtir. 'Faddaleküm' fiili, Allah'ın İsrailoğulları'na yönelik özel bir seçimi ve onlara bahşettiği ayrıcalıkları ifade eder, bu da onların başka bir ilah arayışının ne kadar nankörce olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'âlem' kelimesinin 'bilgi edinilen, kendisiyle bir şeyin bilindiği' anlamında olduğunu ve genellikle 'insanlar, cinler ve melekler' gibi akıl sahibi varlıkları kapsadığını belirtir. Ayetteki 'el-âlemîn' ifadesi, İsrailoğulları'nın, kendi zamanlarındaki tüm topluluklara göre Allah tarafından özel bir konuma getirildiğini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'âlem' kelimesinin 'Allah'ın dışındaki her şey' anlamına geldiğini ve çoğulunun 'âlemîn' olduğunu ifade eder. Bu ayette, 'âlemîn' ifadesi, İsrailoğulları'nın sadece belirli bir coğrafyadaki insanlara değil, genel olarak tüm yaratılmışlara karşı bir üstünlüğe sahip olduğunu belirtir, bu da Allah'ın onlara olan lütfunun büyüklüğünü gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'el-âlemîn' ifadesini 'insanlar ve cinler' olarak açıklar. Bu bağlamda, İsrailoğulları'nın bu iki varlık türü içinde özel bir yere sahip olduğunu ve Allah'ın onlara bahşettiği nimetlerin bu geniş kapsamlı üstünlüğü içerdiğini vurgular.
A’râf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(140) (Kâle e gayrallâhi ebgîkum ilâhen ve huve faddalekum alel âlemîn.)
“Sizi âlemlere üstün kılan Allah olduğu hâlde, ben size O'ndan başka ilâh mı arayayım! dedi.”