Vemin kavmi mûsâ ummetun yehdûne bilhakki vebihi ya'dilûn(e)
Musa'nın kavminden (insanları) hak ile doğru yola ileten ve onunla adaletli davranan bir topluluk da vardı.
Musa'nın kavminden doğru yolu gösteren ve doğrulukla adalet yapan bir topluluk da vardı.
Bu ayet, Hz. Musa'nın kavminden bir grubun hakka rehberlik etme ve onunla adaletle hükmetme vasıflarını vurgulamaktadır. Anahtar kavramlar, bu topluluğun niteliklerini ve işlevlerini dilbilimsel ve semantik derinliğiyle ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kavm' kelimesini 'bir araya gelmiş, bir iş üzerinde toplanmış insan topluluğu' olarak tanımlar. Ayetteki 'kavm-i Musa' ifadesi, Hz. Musa'nın peygamberliğine muhatap olan ve onunla birlikte yaşayan topluluğu ifade eder, bu da onların ortak bir inanç ve yaşam biçimi etrafında birleştiğini gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'kavm'in genellikle erkekler için kullanıldığını, ancak bazen hem erkekleri hem de kadınları kapsayabildiğini belirtir. Ayetteki kullanım, Hz. Musa'nın ümmetini genel anlamda ifade etmekte olup, onların bir bütün olarak ele alındığını gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'ümmet' kelimesinin 'bir araya gelmiş, belirli bir hedefi olan topluluk' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'ümmet' ifadesi, Hz. Musa'nın kavminden, hakka rehberlik eden ve onunla hükmeden seçkin bir grubu işaret eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ümmet'i 'bir imam (önder) etrafında toplanmış, aynı din veya zaman diliminde yaşayan topluluk' olarak açıklar. Ayetteki 'ümmet' kelimesi, Hz. Musa'nın kavminden, hakka bağlılık ve adaletle öne çıkan bir kesimi vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'ümmet' kavramının Kur'an'da genellikle 'ilahi bir mesajı kabul eden ve ona göre yaşayan bir topluluk' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'ümmet', Hz. Musa'nın tebliğine sadık kalan ve onunla amel eden bir grubu ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'hedâ' fiilinin 'yol göstermek, doğruya iletmek' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'yehdûne bi'l-hakkı' ifadesi, bu topluluğun insanlara hakkı öğrettiğini ve onları doğru yola yönlendirdiğini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'hidâyet'in 'lütuf ve incelikle doğru yola iletmek' olduğunu ifade eder. Ayetteki 'yehdûne' fiili, bu ümmetin sadece hakkı bilmekle kalmayıp, aynı zamanda onu başkalarına da tebliğ ederek rehberlik ettiğini vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'hedâ' fiilinin Kur'an'da hem 'yol göstermek' hem de 'doğru yola iletmek' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Ayetteki bağlamda, bu topluluğun hakkı hem kendileri için benimsediğini hem de başkalarına göstererek bir rehberlik misyonu üstlendiğini ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'hak' kelimesinin 'doğruluk, gerçeklik ve adaletin ta kendisi' olduğunu belirtir. Ayetteki 'bi'l-hakkı' ifadesi, hem rehberliklerinin hem de hükümlerinin temelinin mutlak hakikat ve adalet olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'hak' kelimesinin 'gerçekleşmiş, sabit ve doğru olan şey' anlamına geldiğini ifade eder. Ayetteki kullanım, bu topluluğun rehberlik ve hükümlerinin ilahi hakikate dayandığını ve ondan sapmadığını vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'hak' kavramının Kur'an'da 'mutlak gerçeklik, ilahi adalet ve doğru yol' anlamlarını taşıdığını belirtir. Bu ayette 'bi'l-hakkı' ifadesi, bu topluluğun tüm eylemlerinin ilahi hakikat ve adalet prensiplerine uygun olduğunu gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'adl' kelimesinin 'eşitlik, denge ve hakkaniyetle hükmetmek' anlamına geldiğini açıklar. Ayetteki 'bihi ya'dilûne' ifadesi, bu topluluğun sadece hakkı göstermekle kalmayıp, aynı zamanda onunla adaletli bir şekilde hükmettiğini ve uygulamaya koyduğunu belirtir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'adl'in 'doğruluk, eşitlik ve zulümden uzak durmak' olduğunu ifade eder. Ayetteki 'ya'dilûne' fiili, bu ümmetin hakka uygun olarak, hiçbir ayrımcılık yapmadan ve zulme sapmadan hükmetme vasfını vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'adl' kökünün Kur'an'da 'denge, eşitlik ve hakkaniyet' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'ya'dilûne' fiili, bu topluluğun hem kendi aralarında hem de başkalarıyla ilişkilerinde hakkı ölçü alarak adaletle davrandığını gösterir.
A’râf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(159) (Ve min kavmi mûsâ ummetun yehdûne bil hakkı ve bihî ya’dilûn.)
“Mûsâ'nın kavminden doğru yolu gösteren ve doğrulukla adâlet yapan bir topluluk da vardı.” Bu topluluk tevhid ehli idi. Mûseviyyet mertebesi îtibarıyla tevhidi yâni Hakk’ın hakîkatini anlatan kimselerdi.