Eyuşrikûne mâ lâ yaḣluku şey-en vehum yuḣlekûn(e)
Hiçbir şeyi yaratamayan, kendileri yaratılan şeyleri Allah'a ortak mı koşuyorlar?
Hiçbir şey yaratmayan ve kendileri yaratılmış olan putları mı Allah'a ortak ediyorlar, ona eş koşuyorlar?
A'râf Suresi 191. ayet, müşriklerin yaratma kudretine sahip olmayan varlıkları Allah'a ortak koşmalarını eleştirmektedir. Ayet, 'şirk' ve 'yaratma' kavramları üzerinden tevhid inancının temelini vurgulamakta, putların acizliğini ve ilahlık vasfından yoksunluğunu ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Şirk (ş-r-k) kelimesi, iki veya daha fazla şeyin bir araya gelmesi, ortak olması anlamına gelir. Ayetteki 'yüşrikûne' fiili, Allah'ın uluhiyetinde ve rububiyetinde başkalarını ortak kılmak, O'na eş koşmak anlamında kullanılmıştır. Bu, yaratma gücü olmayan varlıkları ilah edinerek Allah'ın birliğine zıt bir eylemde bulunmaktır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu'ya göre 'şirk', Kur'an'ın merkezî kavramlarından biridir ve 'tevhid'in zıddıdır. Bu ayetteki kullanımıyla 'şirk', Allah'ın mutlak birliğini ve yaratıcılığını reddederek, O'nunla birlikte başka varlıklara ilahlık atfetme eylemini ifade eder. Putların yaratma gücünden yoksunluğu, onların şerik olamayacağının en açık delilidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'yüşrikûne' fiilini, 'Allah'a ortak koşuyorlar mı?' şeklinde tefsir eder. Burada soru edatı (e) inkâr ve kınama anlamı taşır. Yani, yaratma kudretinden mahrum varlıkları Allah'a ortak koşmaları akıl ve mantık dışıdır, kabul edilemez bir durumdur.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Halk (h-l-k) kelimesi, bir şeyi takdir etmek, ölçü ve düzen içinde var etmek anlamına gelir. Ayetteki 'lâ yahliku' ifadesi, putların hiçbir şeyi yaratma gücüne sahip olmadığını, dolayısıyla ilahlık vasfından tamamen yoksun olduklarını vurgular. Yaratma, yalnızca Allah'a mahsus bir sıfattır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'yahliku' fiilini 'yaratır' anlamında kullanır ve bu ayetteki olumsuzluk edatıyla birlikte 'yaratamaz' şeklinde yorumlar. Putların yaratma fiilini gerçekleştirememesi, onların acizliğini ve ilah olamayacaklarını açıkça gösterir. Bu, müşriklerin inançlarının temelsizliğini ortaya koyar.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'halk' kavramının Kur'an'da genellikle 'yoktan var etme' ve 'bir şeyi belirli bir ölçüye göre şekillendirme' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'lâ yahliku' ifadesi, putların bu iki anlamda da yaratma gücüne sahip olmadığını, dolayısıyla ilahlık iddialarının geçersizliğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Şey' (ş-y-') kelimesi, var olan veya var olabilecek her türlü nesne veya kavramı ifade eden genel bir isimdir. Ayetteki 'lâ yahliku şey'en' ifadesi, putların en küçük bir şeyi bile yaratma gücüne sahip olmadığını, mutlak bir acziyet içinde olduklarını belirtir. Bu, onların ilahlık vasfından tamamen uzak olduğunu gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'şey''in, 'var olan veya var olabilecek her şey' olarak tanımlandığını belirtir. Bu ayetteki kullanımıyla 'şey' kelimesi, putların yaratma kudretinin mutlak yokluğunu vurgulamak için kullanılmıştır; yani hiçbir şeyi, en basitinden en karmaşığına kadar, yaratamazlar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Halk (h-l-k) kelimesinin meçhul formu olan 'yuhlakûne', 'yaratılıyorlar' anlamına gelir. Ayetteki 've hum yuhlakûne' ifadesi, putların kendilerinin de yaratılmış varlıklar olduğunu, dolayısıyla yaratıcı olamayacaklarını ve ilahlık vasfına sahip olamayacaklarını açıkça ortaya koyar. Bu, müşriklerin inançlarındaki çelişkiyi vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'yuhlakûne' fiilinin pasif yapısının, putların kendi varlıklarını kendilerinin değil, başka bir yaratıcının eseri olduğunu gösterdiğini belirtir. Bu durum, onların ilahlık iddialarını tamamen çürütür ve müşriklerin akıl dışı tutumunu gözler önüne serer.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'da 'yaratılma' kavramının, varlıkların Allah'a olan mutlak bağımlılığını ifade ettiğini belirtir. Bu ayette putların 'yaratılmış' olmaları, onların ilahlık vasfına sahip olamayacaklarının en temel delilidir. Yaratıcı ile yaratılan arasındaki bu keskin ayrım, tevhidin özünü oluşturur.
A’râf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(191) (Eyuşrikûne mâ lâ yahluku şey’en ve hum yuhlekûn.)
“Hiçbir şey halketmeyen ve kendileri halkedilmiş olan putları mı Allah'a ortak ediyorlar, ona eş koşuyorlar?”