İçeriğe atla
A'râf 44Cüz 8 · Sayfa 156

A'râf Sûresi 44. Âyet

الأعراف

Sohbete sor

Venâdâ ashâbu-lcenneti ashâbe-nnâri en kad vecednâ mâ ve'adenâ rabbunâ hakkan fehel vecedtum mâ ve'ade rabbukum hakk(an)(s) kâlû ne'am(c) feeżżene mu-eżżinun beynehum en la'netu(A)llâhi ‘alâ-zzâlimîn(e)

Cennetlikler cehennemliklere, "Rabbimizin bize va'dettiğini biz gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin va'dettiğini gerçek buldunuz mu?" diye seslenirler. Onlar, "Evet" derler. O zaman aralarında bir duyurucu, "Allah'ın laneti zalimlere!" diye seslenir.

A’râf Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(44) (Ve nâdâ ashâbul cenneti ashâben nâri en kad vecednâ mâ vâadenâ rabbunâ hakkan fe hel vecedtum mâ vâade rabbukum hakkan kâlû neam fe ezzene muezzinun beynehum en lâ'netullâhi alez zâlimîn.) Cennet ehli, cehennem ehline: "Rabbimizin bize 76

vaâd ettiğini gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin size vaâd ettiğini gerçek buldunuz mu?" diye seslenirler. Onlar da "evet" derler. Bunun üzerine aralarında bir çağırıcı şöyle seslenir: "Allah'ın lâneti zâlimler üzerine olsun!

Zâlim, zâhiren başkalarına zûlmetmiş olanlardır, bâtın yönüyle ise nefslerine zûlmetmiş olanlardır yâni kendilerinde olan Hakk’ın hakîkatini perdelemiş olanlardır, ki Zâhir olan zûlmetten daha ağır bir şeydir. Hakk’ın varlığını perdeledikten sonra yerine beşeriyetlerini koymak sûretiyle de şirk koşmuş oluyorlar.