Ulâ-ike fî cennâtin mukramûn(e)
İşte onlar cennetlerde ikram göreceklerdir.
İşte bunlar cennetlerde ağırlanırlar.
Bu ayet, Allah'ın belirlediği vasıflara sahip olanların ahiretteki mükafatını, özellikle de 'ikram' kavramı üzerinden cennetlerdeki yüce konumlarını vurgulamaktadır. Ayet, 'cennetler' ve 'ikram olunma' kavramlarıyla ilahi lütfu ve onuru ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'أولاء' kelimesinin uzak için kullanılan bir işaret ismi olduğunu ve genellikle yüceltme veya uzaklığı ifade etmek için kullanıldığını belirtir. Ayetteki kullanımı, bahsedilen kişilerin makamının yüceliğine ve Allah katındaki değerlerine işaret eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'أولئك' kelimesinin akıllı varlıklar için kullanılan bir işaret ismi olduğunu ve genellikle bir önceki cümlenin veya bağlamın işaret ettiği belirli bir grubu ifade ettiğini açıklar. Burada, önceki ayetlerde zikredilen müminlerin vasıflarına sahip olanları işaret etmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'جنّة' kelimesinin asıl anlamının 'örtmek, gizlemek' olduğunu ve ağaçların toprağı örtmesinden dolayı bahçelere bu ismin verildiğini belirtir. Kur'an'da ise Allah'ın müminler için hazırladığı, gözlerden gizli ve her türlü güzelliği barındıran ahiret yurdunu ifade eder. Ayetteki 'cennetler' çoğul kullanımı, bu mekanların çeşitliliğini ve çokluğunu gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'جنّة' kelimesinin 'bahçe' anlamına geldiğini ve Kur'an'da genellikle ahiret yurdu olarak kullanıldığını ifade eder. Bu ayetteki 'cennetler', müminlere vaat edilen ebedi ikametgahları ve nimetlerle dolu mekanları simgeler.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'cennet' kavramının Kur'an'da sadece bir bahçe olmaktan öte, Allah'ın rızasına ulaşmış kullar için hazırladığı nihai mutluluk ve huzur mekanı olduğunu vurgular. Bu ayetteki 'cennetler', müminlerin ahiretteki en yüksek mertebeye ulaşacakları ve ilahi lütufla karşılaşacakları yerlerdir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'كرم' kelimesinin 'cömertlik, yücelik, şeref' anlamlarına geldiğini ve 'إكرام' fiilinin birine saygı göstermek, onu yüceltmek ve ona lütufta bulunmak olduğunu belirtir. 'مكرمون' ise, Allah tarafından özel bir saygı ve lütfa mazhar kılınmış kişilerdir. Ayetteki kullanımı, bu kişilerin cennetlerde sadece nimetlere değil, aynı zamanda ilahi bir onura ve yüceliğe de sahip olacaklarını ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'كرم' kökünün 'şeref, yücelik ve değer' anlamlarını taşıdığını ve 'إكرام'ın birine değer vermek, onu onurlandırmak olduğunu açıklar. 'مكرمون' kelimesi, Allah'ın bu kişilere cennetlerde özel bir muamele, saygı ve lütuf göstereceğini, onları diğerlerinden üstün kılacağını vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'ikram' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'ın kullarına yönelik lütuf, ihsan ve onurlandırmasını ifade ettiğini belirtir. 'Mükremûn' ifadesi, bu kişilerin cennetlerde sadece maddi nimetlerle değil, aynı zamanda Allah'ın özel iltifatı ve yüceltmesiyle de karşılaşacaklarını gösterir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.