Eyatme'u kullu-mri-in minhum en yudḣale cennete na'îm(in)
Onlardan her biri Naim cennetine sokulacağını mı umuyor?
Onlardan herbiri, bir nimet cennetine sokulacağını mı umuyor?
Bu ayet, kıyamet gününde inkarcıların veya günahkarların, amelleri olmaksızın cennete girme beklentilerini sorgulamaktadır. Anahtar kavramlar, bu beklentinin temelsizliğini ve cennetin ancak belirli şartlarla elde edilebileceğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'طمع' kelimesini, nefsin bir şeyi elde etmeye yönelik şiddetli arzusu olarak tanımlar. Ayetteki 'أَيَطْمَعُ' ifadesi, bu arzunun, hak edilmemiş bir şeye yönelik boş bir beklenti olduğunu vurgular, zira cennetin belirli amellere bağlı olduğu gerçeğiyle çelişir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'طمع' kelimesinin mecazi olarak, bir şeyin gerçekleşmesini ummak, beklemek anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki soru edatıyla birlikte, bu beklentinin şaşkınlık ve reddetme ifadesi taşıdığını, yani 'nasıl olur da böyle bir şeyi umabilirler' manasına geldiğini açıklar.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'طمع' kavramının Kur'an'da genellikle olumsuz bir çağrışımla, yani hak edilmemiş bir şeye duyulan hırs veya boş bir beklenti olarak kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki kullanımı, inkarcıların veya günahkarların, Allah'ın vaat ettiği cenneti, kendi amelleri olmaksızın elde etme yönündeki yanlış ve temelsiz umutlarını ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'جنة' kelimesinin kök anlamının 'örtmek, gizlemek' olduğunu ve bu nedenle ağaçları ve bitkileriyle yeri örten, gözlerden gizleyen bahçelere 'cennet' denildiğini açıklar. Ayetteki 'جنة نعيم' ifadesi, bu örtülü bahçenin aynı zamanda nimetlerle dolu olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'جنة' kelimesinin, ağaçları ve dalları ile yeri örttüğü için bu adı aldığını belirtir. Kur'an'da ise bu kelimenin ahiretteki mükafat yurdunu, yani Allah'ın müminler için hazırladığı, her türlü nimetin bulunduğu bahçeleri ifade ettiğini vurgular. Ayetteki bağlamda, bu cennetin, hak etmeyenler tarafından boş yere umulduğu ima edilir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): el-Kefevî, 'جنة' kelimesinin, 'gizlemek' anlamından türediğini ve bu nedenle yoğun ağaçlarla kaplı, içindekileri dışarıdan gizleyen bahçeler için kullanıldığını belirtir. Kur'an'da ise bu kelimenin, müminlere vaat edilen ebedi saadet yurdunu, yani 'nimet bahçesini' ifade ettiğini açıklar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'نعيم' kelimesini, 'nimet' kökünden türeyen ve hem maddi hem de manevi her türlü iyiliği, bolluğu ve rahatlığı ifade eden bir masdar olarak açıklar. Ayetteki 'جنة نعيم' terkibi, cennetin sadece bir bahçe olmadığını, aynı zamanda sonsuz ve eksiksiz nimetlerle dolu bir mekan olduğunu belirtir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'نعيم' kelimesinin, 'nimet' kelimesinin mübalağalı bir şekli olduğunu ve çokluk, süreklilik ve mükemmellik ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, cennetin sıradan bir bahçe değil, her türlü güzellik ve rahatlığın bolca bulunduğu, kesintisiz bir nimet yurdu olduğunu vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'نعيم' kelimesinin Kur'an'da genellikle cennetle birlikte kullanıldığını ve cennetin temel niteliğini, yani sonsuz ve eksiksiz bir refah ve mutluluk yurdu olduğunu ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'جنة نعيم' ifadesi, bu nimetlerin, hak etmeyenler için ulaşılamaz bir arzu olduğunu ima eder.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.