Fasbir sabran cemîlâ(n)
(Ey Muhammed!) Sen güzel bir şekilde sabret.
O halde güzel bir sabır ile sabret.
Meâric Suresi'nin 5. ayeti, Hz. Peygamber'e (s.a.v.) hitaben, karşılaşılan zorluklar karşısında gösterilmesi gereken sabrın niteliğini vurgulamaktadır. Ayet, 'sabır' kavramını 'güzel' sıfatıyla niteleyerek, şikayet ve yakınmadan uzak, olgun bir tahammülü emretmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Sabır (صبر), nefsi, aklın ve şeriatın gerektirdiği şeylere hapsetmek veya onlardan alıkoymaktır. Ayetteki 'fasbir' emri, Hz. Peygamber'e, müşriklerin eziyetleri ve inkarları karşısında nefsini tutarak, şikayet etmeden ve acele etmeden tahammül etmesini emretmektedir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Sabır (صبر), nefsin musibetler karşısında sükunetini koruması ve şikayeti terk etmesidir. 'Fasbir' emri, Allah'ın takdirine rıza göstererek, zorluklara karşı dirençli olmayı ve isyan etmemeyi ifade eder ki bu, ayetteki 'güzel sabır' nitelemesiyle daha da pekiştirilmiştir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'sabır' (صبر) kavramı, genellikle zorluklar, sıkıntılar ve musibetler karşısında gösterilen metanet ve dayanıklılığı ifade eder. Bu ayetteki 'fasbir' emri, peygamberin tebliğ görevinde karşılaşacağı engellere karşı yılmadan, kararlılıkla durmasını ve ilahi takdire teslim olmasını vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Buradaki 'sabrân' (صبرًا) kelimesi, 'fasbir' fiilinin mef'ûl-i mutlakıdır ve fiilin anlamını pekiştirmek ve vurgulamak için gelmiştir. Bu kullanım, sabrın sadece bir eylem değil, aynı zamanda belirli bir niteliğe sahip olması gerektiğini, yani 'güzel' olması gerektiğini belirtir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Mef'ûl-i mutlak olarak gelen 'sabrân' (صبرًا), sabır eyleminin kendisini ve onun önemini vurgular. Ayetteki bu kullanım, sabrın sadece bir davranış değil, aynı zamanda bir içsel duruş ve ahlaki bir erdem olarak ele alınması gerektiğini gösterir, özellikle 'cemîlen' sıfatıyla nitelendiğinde bu anlam derinleşir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Cemîl (جميل) kelimesi, 'güzel' anlamına gelir. 'Sabran cemîlen' (صبرًا جميلًا) ifadesi, şikayet ve yakınma olmaksızın, Allah'a tevekkül ederek gösterilen sabırdır. Bu, musibet karşısında dil ile şikayet etmemek, ancak kalben üzülmekte bir sakınca olmamakla birlikte, dışa vurulan bir yakınmadan kaçınmaktır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Arap dilinde 'cemîl' (جميل) kelimesi, bir şeyin en iyi ve en hoş halini ifade eder. 'Sabran cemîlen' (صبرًا جميلًا) ifadesi, sabrın en üstün ve en makbul şeklini, yani şikayet ve sızlanma içermeyen, Allah'ın takdirine rıza gösteren sabrı anlatır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Cemîl (جميل), güzellik ve iyilik anlamlarını taşır. 'Sabran cemîlen' (صبرًا جميلًا) ifadesi, sabrın en mükemmel halini, yani musibetler karşısında nefsini tutarak, şikayet etmeden, vakar ve olgunlukla tahammül etmeyi ifade eder. Bu tür bir sabır, Allah katında övgüye layıktır.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.