Mâ lekum lâ tercûne li(A)llâhi vekârâ(n)
'Size ne oluyor da Allah için bir vakar (saygınlık, büyüklük) ummuyorsunuz?'
"Niçin siz Allah'a bir vakar yakıştıramıyorsunuz?"
Nûh Suresi'nin 13. ayeti, insanların Allah'a karşı takınmaları gereken saygı ve tazim duruşunu sorgulamaktadır. Ayet, 'tercûne' fiili ve 'veqârâ' kavramı üzerinden, Allah'ın azametini idrak etme ve O'na layıkıyla değer verme meselesini vurgulamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'recâ' kelimesinin genellikle hayırlı bir şeyin beklenmesi anlamına geldiğini belirtir. Ancak bu ayetteki 'lâ tercûne' ifadesi, Allah'ın azametini ve O'na karşı duyulması gereken saygıyı ummamak, yani O'nun büyüklüğünü takdir etmemek ve O'ndan korkmamak anlamında kullanılmıştır. İnsanların Allah'ın kudret ve azametine karşı kayıtsızlığını ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'recâ' kelimesinin bazen 'havf' (korku) anlamında kullanılabileceğini belirtir. Bu bağlamda 'lâ tercûne' ifadesi, 'Allah'tan korkmuyorsunuz, O'nun azametinden çekinmiyorsunuz' şeklinde anlaşılabilir. Ayet, Nûh kavminin Allah'ın gücüne ve ceza verme kudretine karşı duyarsızlığını eleştirmektedir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'recâ' kavramının Kur'an'da hem umut hem de korku boyutunu içerdiğini vurgular. Bu ayetteki olumsuz kullanımı, insanların Allah'ın mutlak otoritesine ve yüceliğine karşı gerekli saygıyı ve korkuyu taşımadıklarını, dolayısıyla O'nun büyüklüğünü idrak edemediklerini gösterir. Bu, bir tür manevi körlük ve duyarsızlık halidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'vakâr' kelimesinin 'ağırbaşlılık, ciddiyet ve saygınlık' anlamına geldiğini belirtir. Allah için kullanıldığında ise O'nun azametini, yüceliğini ve kudretini ifade eder. Ayetteki 'lillâhi veqârâ' ifadesi, Allah'a layık olan o mutlak büyüklüğü ve saygınlığı tanımamak, O'na bu vasfı yakıştırmamak anlamındadır.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'vakâr' kelimesini 'azamet ve yücelik' olarak açıklar. Nûh Suresi'ndeki bu kullanım, Nûh kavminin Allah'ın azametini ve kudretini idrak edememesini, O'na karşı gerekli tazimi göstermemesini eleştirmektedir. Onlar, Allah'ın büyüklüğünü küçümsemekte veya görmezden gelmektedirler.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'vakâr'ı 'sükûnet ve ciddiyet' olarak tanımlar ve bu durumun kişiye saygınlık kazandırdığını belirtir. Allah için kullanıldığında ise bu, O'nun zatına mahsus olan mutlak yüceliği, azameti ve kudreti ifade eder. Ayet, insanların Allah'ın bu eşsiz ve mutlak yüceliğini kabul etmemelerini, O'na bu vasfı atfetmemelerini kınamaktadır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'vakâr' kelimesinin Kur'an'da Allah'a nispet edildiğinde O'nun mutlak azametini, yüceliğini ve kudretini ifade ettiğini belirtir. Bu ayetteki 'lâ tercûne lillâhi veqârâ' ifadesi, insanların Allah'ın bu eşsiz büyüklüğünü umursamamaları, O'na karşı gerekli saygıyı ve tazimi göstermemeleri anlamına gelir. Bu, Allah'ın ilahlık vasfını inkâr etme veya küçümseme halidir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.