İçeriğe atla
Nûh 18Cüz 29 · Sayfa 571

Nûh Sûresi 18. Âyet

نوح

Sohbete sor

Śumme yu'îdukum fîhâ ve yuḣricukum iḣrâcâ(n)

'Sonra sizi yine oraya döndürecek ve kesinlikle sizi (yeniden) çıkaracaktır.'

Nûh Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Sizleri (ot-bitki-nebat) olarak topraktan çıkardığı gibi, gene oraya iade edecektir. Yâni oraya - kabre gömecektir. Bu dünyadan kendini tanıyamadan ot olarak göçüp gidenler ne yazık ki, bu hükme tabîdirler.

Ancak kendi hakikatlerini tanımış olarak gidenler ise, bedenleri toprak olan asıllarına gitmiş, Rûhları ise Hakk olan Rabb’larına dönmüştür. İki dönüş arasında ise büyük fark vardır. Mühim olan daha henüz, hayat nimeti elimizde iken (ot-bitki) likten gerçek hayvanlığa, (hay-ve-an) lığa yani her an yaşadığının farkında olmağa, oradan da gerçek İnsânlığımıza doğru yol bulmamız gerekecektir.

(Ot-bitki-nebat) mertebesi “hayvan” (hay-ve-an) lığın da altında olan bir mertebedir. Çünkü toprağa köklerinden bağlı tabiatının mahkûmudur. Mahkûm tutuklu tutuk’lu ise suçludur.

“Hayvan” (hay-ve-an) ise bedenen hür gezendir, ancak o da nefsinin mahkûmu’dur. İşte bu mertebeler den geçip, hür bir İnsân olabilmemiz ancak bizi kurtaracak ve necâtımız olacaktır. Çaresi ise bir Hakk dostunun yanında ona benzemeğe çalışarak, hürriyyeti nin yollarını aramasıdır.

O gün (Tarık/86/9) sırlar ortaya çıktığı zaman. Yani; yaşanan dünya “zâhir”, âhiret “bâtın” olduğu zamanın tersi olduğu zaman. Yâni “âhiret” zâhir, dünya “bâtın” olduğu zaman. Hakk’ın zâhir ve bâtın isimleri tamamen değiştiği zaman, hüküm ve anlayışlar da tamamen değişeceğinden burada gizli olanlar yâni bâtında olanlar orada zâhir’e inkilâb edeceğinden her şey gerçekleri ile ortaya çıkacaktır. Bu dünyanın bir hayal, oyun ve eğlenceden ibaret olduğu bildirildiği halde gerçek sananların halinin nasıl ortaya çıkacağı açık olarak görülecektir. Ancak artık bu hali kabullenmekten başka yapılacak bir şey kalmayacaktır.

O gün her türlü İnsânlara çağrı aynı olacak ve her kes yeni bir toprak bedenle o günün şartlarına dayanacak şekilde bir beden ile İsrâfîl’in ikinci sûru ile tekrar yeryüzüne çıkarılacaktır. Bu âkıbet başımıza gelmeden bunları vaktiyle düşünüp kendi bünyemizde yaşamağa çalışalım, İnşeallah..[34]


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)